Narsisim terimi Yunan mitolojisinden, Narkissos karakterinin anlatıldığı efsaneden gelmektedir. Narkissos, sudaki yansımasına hasret çeker, ancak ona dokunamadığı için eriyip gitmiş, sonunda nergise dönüşmüştür.
Narsisler genellikle bencildirler, mükemmel bir imaj oluşturmaya çalışırlar. Dinleme, şefkat gösterme veya karşısındakinin ihtiyaçlarını anlama konusunda güçlük çekerler. Kendileriyle meşgul olduklarından, diğer kişilerle gerçek ve yakın bir bağ kurmakta güçlük yaşarlar. Genellikle duygusal bir bağ kurmayı zayıflık ve acınası bir durum olarak görürler.
Narsisizmin kökenleri
–Şımartılmış Çocuk: Fazlasıyla şımartılmış, her isteği yapılmış olabilir. Ayrıcalıklara sahip olduğu şeklinde yetiştirilmiş olabilir. Erişkin hayatta, bu ortamın tekrar sahnelenmesine zemin hazırlar.
–Bağımlı çocuk: Çocuk sıkıntı yaşamaması için anne ve babanın çok fazla müdahalede bulunduğu modeldir. Çocuğa görevler vermek, sosyal etkileşimin sağlanması konusunda desteklemek yerine, anne ve babanın her şeyi çocuk yerine yaptıkları modeldir. Çocuk kendisinin yetersiz olduğunu düşünür, kendisinin çaresiz ve başkalarına bağımlı olduğunu düşünür.
–Yoksun Bırakılmış Çocuk: Narsisizmin kökenlerine yönelik yapılan en yaygın açıklama; çocuğun sevilmesinin koşullara ve performansa dayalı bir ortamda büyümüş olma olasılığıdır. Anne ve baba çocuğun ‘en iyi’ olmasını istemiş, mükemmelin dışında davrandığında kusurlu, sevilmez, yetersiz olacağını düşünebilir. Çocuk, sevginin koşullu ve bitebilir olabileceğini düşünebilir. Genellikle bu çocuklar ebeveynlerden biri tarafından eleştirilir, durumlar karşısında ne yaparsa yeterli olmayacağını düşünebilir. Genellikle bu çocuklar, oldukları gibi sevilmemiştir ve kendisini keşfetmesi konusunda rehberlik edilmemiştir. Kimse ona empati kurmayı öğretmemiştir. Desteğe ya da ilgiye ihtiyaç duyulmasının yetersizlik olduğu, kendisinde kusurlu olduğu öğretilmiştir.
Kimi zaman da bu türlerin karışımı olan bir tablo karşımıza çıkar.
Hem kadın hem erkek narsisler empati yoksunluğuyla, insanları etkilemek için yoğun çaba harcamalarla, sözünüzü keserler. Narsislerin davranışları genellikle hızlı ve değişkendir. Şikayetlerinizden bahsettiğinizde kendinizi aptal ve mantıksız hissetmenize sebep olabilir. Kendi güvensizliklerini saklarlar; kimse onları kıramaz, aşağılayamaz veya kullanamaz olacaktır.
Kendisini yalnız, utanç verici gördüğünden dolayı duygusal yakınlıkta güçlük çekebilir; narsis kişi yanınızda olsa bile kendinizi yalnız hissedebilirsiniz. Narsislerin, duygusal yakınlık ile benlik hissini kaybedeceklerinden korktuğu düşünülmektedir. Bu nedenle, canlı olmayan ve yüzeysel bağ kurarlar.
Erkek narsislerin, kendisinin kimseye ihtiyacı olmadığına yönelik düşünceleri olduğu; kadın narsislerin ise kendilerine borçlu olduğunu düşünme şeklinde düşünceleri olduğu düşünülmektedir.
Örtük narsislere baktığımızda; doğrulara sadık olduğunu belirtir, kendini alçakgönüllü gibi gösterebilir, kendisini melek gibi gösterme çabasındadır. Cömertliği için yeteri kadar görkemli şekilde onurlandırılmadığını düşünür.
Sağlıklı Narsisizm
Peki, narsisizm her zaman kötü bir durum mudur? Aslında bakacak olursak, narsisizm kulağa bir felaket gibi geliyor olsa da kötü bir durum değildir. Sağlıklı narsisizm içinde kararlılık ve özsaygı tohumları bulunur. Sağlıklı narsisizm, sorumluluk ve karşılıklılık duygusunu artırarak, daha güçlü ve güvenilir bağ kurulmasını sağlar. Sağlıklı insanlar yanlış davranış sergilediklerinde bunu kabul ederler, özür dilerler ve düzeltebilmek için ellerinden geleni yaparlar. Sağlıklı narsisler kendilerini dozunda severler, empati gösterebilirler, başkalarını taktir edebilirler. Eleştiriye açıktırlar, yersiz büyüklenmeleri olmaz. Kendi başarılarının farkındadır, kendiyle gurur duyar. Kimi zaman daha kırılgan olabiliriz, ilgi ihtiyacı duyabiliriz. Kendimizi sağlıklı dozda severek, kendimize yanlış yapma hakkı tanırsak; kendimize zarar vermeyi önlemiş oluruz.





Yorumlar kapalı.