1933, Baf doğumlu.
Bugün, tam 90 yaşında…
Çocukluk, ergenlik, delikanlılık derken ve toyluğun ilk yirmi yaşını dışarıda tutarsak, Kıbrıslı Türkler olarak sosyal yaşam tarihimizin son 70 yılına bilgili, birikimli ve hayat deneyimleri ile en yakından göz tanıklığı yapmış, bir insan.
Kim?
Sn. Hüseyin Şevketoğlu.
* * *
1933 doğumlu Sn. Şevketoğlu ilk yirmi yaşını geride bıraktığı zaman, tarih, 1953’tü.
İki yıl sonra Rum tedhiş ve terör örgütü EOKA kurulacak ve bu ada coğrafyası üzerinde bombalı, pusulu, sabotajlı cinayetler ada tarihine kanlı ve karanlık günler olarak yazılmaya başlayacaktı…
Otuz yaşına geldiğinde; iki halkın (Türk – Rum) eşit ortaklığında kurulan “Kıbrıs Cumhuriyeti”, yirmili yaşlarında kurulan faşist EOKA örgütünün de içerisinde olduğu ve Kıbrıslı Türklerin soykırımını hedefleyen “Akritas Plânı” ile yıkılacak ve iki halk arasına yalnızca dikenli teller çekilmeyecek, adalı komşularımız tarafından yollara “utanç barikatları” da kurulacaktı…
Kırk yaşına geldiğinde ise takvimler 1973 yılını gösterirken, doğduğu ülkeye olan göz tanıklıklarını daha da çoğaltacak, “Barış Harekâtı”yla tanışacak ve henüz yirmili yaşlarının ortalarında başladığı “askeri istihbarat” çalışmalarını yıllarca zihninde ve yüreğinde sakladıktan sonra, 90 yaşında, 452 sayfalık bir kitaba taşıyacaktı…
* * *
İki gün önce; tee 1997 yılında, 26 yıl önceden bir dost sohbeti içerisinde tanıdığım Sn. Hüseyin Şevketoğlu telefonla aradı, şöyle dedi:
– “Anılarımı, bir kitapta topladım, yayınladım. Ancak bu kitabı her hangi bir kitapçıda bulamazsın, çünkü satmayı değil, değer verdiğim kimi arkadaşlarımın bilgilerinde – arşivlerinde olmasını hedefledim. Bunlardan biri de sensin.”
Doğrusu; 90 yıllık hayat birikimine sahip bir insanın aklında ve yüreğinde eskitmediği bir dostlukla yer verdiklerinden, ‘satmak için değil, bazı dostlara hediye etmek için” sözlerinden ve bu duygu ve düşüncesinden hareketle de ‘seçtiklerinden biri’ olmaktan dolayı büyük mutluluk duydum…
Ve bu konuşmamızdan iki saat sonra, Lefkoşa’dan kargoya verdiği kitabı Mağusa’ya ulaşarak, elime geçti…
Kitabın adı:
– “Dikey Uçuş – Baf’tan Lefkoşa’ya Bir Ömür: Hüseyin Şevketoğlu”
* * *
Kıbrıs Türk edebiyatı içerisinde ayrı bir yeri olan ‘Anı’ kitapları, özellikle 2000 yılı sonrasında daha çok ilgi görmekte, yazılmakta, yayınlanmaktadır.
Bana göre; resmi tarihin dışında daha sıcak, daha samimi, daha çok bilgilendiren ve öğretendir kişisel yaşam öyküleriyle harmanlanarak yazılan, anı kitaplarımız…
İnsanla birlikte bir köyün, bir kentin, bir sokağın bilmediğimiz, duymadığımız seslerini, renklerini, dokusunu ve kokusunu taşır okurlarına.
Hele bu tür kitaplar, yazarının, kendi kişisel öyküsünü ve tanıklıklarını sunarken okurlarına, bir de resmi tarihten bildiğimiz kimi toplumsal olaylara atıfta bulunarak örgülendiği zaman yeni bir bilgi kaynağına, hazineye dönüşür.
Sn. Şevketoğlu’nun anılar kitabı da işte bu hazinelerden biridir bence…
Özellikle; milli mücadele yıllarımız içerisinde bir “İstihbarat” görevlisi olarak yer alması ve bu konuda bilgiler paylaşması, içerisinde, toplum tarihimizi besleyen ve barındıran bilgi dağarcığımız – toplum hafızamız açısından son derece anlamlı, değerli ve önemlidir…
* * *
Bana da ulaştırılan bu anılar kitabıyla ilgili olarak bir yazı yazan değerli büyüğüm, TMT dönemi bölge (Geçitkale/Köfünye– Boğaziçi / Aytotro) mücahit komutanlarından, Cemaat Meclisi eski Başkanı, milletvekili ve roman yazarı Sn. İsmail Bozkurt, şu değerlendirmede bulunur:
* * *
– “Dünyada yaşanmış her hangi bir savaşın “istihbarat” boyutunun olmaması pek olanaklı ve gerçekçi görünmüyor. Savaşın / mücadelenin ikiz kardeşi gibidir istihbarat ve yakın tarihimizin / varoluş savaşımımızın gereği gibi ve gerektiği kadar yazılmayan bir boyutudur.
Oysa bizde de inanılması zor istihbarat olaylarının yaşandığını, biliyoruz.
Kendi toplumunda “Hain” damgası yemeyi göze alarak uzun süre karşı toplumun içinde yaşayan – gizli kahraman – istihbaratçılarımız bile var.
Yakın tarihimizin, bu bağlamda varoluş savaşımımızın / direnişimizin, genel anlamda gereği gibi ve gerektiği kadar yazıldığını düşünmüyorum.
Özellikle işin istihbarat boyutu hiç denecek kadar az, o da bazı değinmeler biçiminde yazıldı. Üstü örtülü olarak!
Hüseyin Şevketoğlu’nun anılarında – ilk direnişimizi yaşayan, iyi bilen ve araştıran bir kişi olarak -, ilk kez karşılaştığım istihbarat olaylarının çok ilginç olduğunu vurgulamam gerekir.”
* * *
– “Dikey Uçuş – Baf’tan Lefkoşa’ya Bir Ömür: Hüseyin Şevketoğlu”adlı anılar kitabında yazarın tanıtım biyografisi verilirken, şu cümle dikkat çeker:
– “1955 – 1960 yılları arasında Türk Haber Ajansı (TAK) için muhabirlik ve Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Konsolosluğu için istihbarat görevlerini yürüttü.”
Sn. Şevketoğlu’nun 1933 doğumlu olduğu anımsandığı zaman; 1955 yılında, yani Rum tedhiş ve terör örgütü EOKA’nın faaliyetlerine başladığı aynı yıl içerisinde son derece tehlikeli ve deşifre olunduğu an itibarıyla her an namlunun ucunda bir çalışma alanı olan “istihbarat”ta Kıbrıslı Türkler ve Türkiye adına görev ve sorumluluk üstlenirken, henüz 22 yaşında idi…
* * *
Sn. İsmail Bozkurt’un da yazdığı gibi:
– “Yakın tarihimizin istihbarat çalışmaları, varoluş savaşımımız içerisinde gereği gibi ve gerektiği kadar yazılmayan bir boyutudur.”
Sn. Şevketoğlu işte bu “yeteri kadar yazılmayan” boyutu da taşıdı, anılar kitabına…
Konuya, Cumartesi günkü köşe yazımızda da devam etmek üzere…





Yorumlar kapalı.