Kimileri Ne ve kimileri Mize göre Kıbrıs Rum yönetiminin öncül gündemi, Cumhurbaşkanımız Sn. Tatar’ın görüşme masasına oturup, oturmayacağıdır.
Benim; fukara aklıma ve de Kıbrıs Rum yönetiminin basın manşetleri ile haber sayfalarına kadar çağlayıp dökülen, iç siyasi tartışmalarına neden olan, emekli generallerinin de devreye girerek yorumlar yapma noktasına gelindiği “öncül gündemleri” Sn. Tatar değil, “SAFE Tüzüğü”dür…
Nedir bu “SAFE Tüzüğü?”
En basit açıklaması ile “biraz daha, biraz daha çok, silâhlanmak!”
İnanılır gibi değil…
Fakat; Hristodulidis yönetiminin, yalnızca son iki yılı masaya yatırılıp “Savunma – Silâhlanma – Modernizasyon” başlıkları altında ve başta ABD olmak üzere işbirliği anlaşmaları imzaladığı diğer ülkeler alt alta yazıldığı – görüldüğü ve değerlendirildiği zaman, gerçek öncül güncellerinin ne olduğu, eskilerin “kabak gibi!” dediğince çok net ve açık olarak, ortaya çıkmaktadır.
Ve bu; daha da çok silâhlanma çılgınlığının en somut örneği ise “SAFE Tüzüğü”dür…
Bu tüzüğün anlam ve içeriğinin ne olduğunu, Yatırım Rotası Bülten Serisi’nden Sn. Seçkin Dilek, – özetle – şu bilgilerle paylaşır:
* * *
– “… Simple Agreement For Future Equity’ açılımı ile tanımladığımız SAFE kavramının Türkçeye çevirisini “İlerdeki pay sahipliği için çerçeve sözleşme” şeklinde yapabiliriz. Türkiye’deki kullanımında genelde “SAFE Sözleşmesi” ifadesini duyuyorum. SAFE, ilk olarak 2013 yılında ABD merkezli girişim hızlandırma programı Y Combinator tarafından geliştirilmiş ve kullanıma sunulmuştur. SAFE’den önce hisseye dönüştürülebilir borç enstrümanları kullanılıyordu. (Halen kullanılıyor) Fakat SAFE’in en önemli özelliği bir borç enstrümanı olmaması. Bundan dolayı faiz oranı belirlenmez, vadesi yoktur, yasal olarak geri ödeme zorunluluğu yoktur.”
* * *
Ve şimdi; “SAFE Tüzüğü”nün ne olup neyi hedeflediği konusunu, lütfen, Rum haber kaynaklarına yansıdığınca, birlikte okuyalım…
* * *
29 Mayıs 2025 tarihli Philenews, şu haberi paylaştı:
– “Rum Hükümeti, AB Genel İşler Konseyi tarafından dün onaylanan SAFE programı tarafından sunulan finansman olanaklarını değerlendirerek, Kıbrıs Rum savunma sanayisine ivme kazandırılmasını, bu sayede Güney Kıbrıs’ın savunmasının önemli ölçüde güçlendirilmesini, aynı zamanda istihdam yaratarak ve yatırımları teşvik ederek Rum ekonomisine dinamizm kazandırılmasını hedeflemektedir.
Edindiğimiz bilgilere göre Nikos Hristodulidis hükümeti, yerli savunma sanayisinin geliştirilmesini hedeflemektedir ve SAFE aracılığıyla sunulan ekonomik imkânlar çerçevesinde mevcut verileri değerlendirdi.
Bu imkânlar arasında, şunlar yer almaktadır:
Şu anda Güney Kıbrıs’ta, sadece Rum Milli Muhafız Ordusu’nun ihtiyaçlarına değil, aynı zamanda dış ve iç tehditlere karşı güvenlik güçlerinin genel olarak güçlendirilmesine uygun ekipman programları geliştirebilecek şirketler bulunmaktadır.
– Drones, hem saldırı hem savunma amaçlı, hem de gözetleme ve izleme amaçlı,
– Personel nakil araçları,
-Modern ihtiyaçlar, savunma ve güvenlik için kritik öneme sahip yazılım programları
– Gelişmiş iletişim sistemleri.
– Bunun ötesinde, SAFE ve uzun vadeli kredi imkânı sayesinde, gerçek operasyonel ihtiyaçlar ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin artık sahip olduğu Amerikan askeri teçhizatına erişim temelinde, yeni silah sistemleri satın alınarak savunmanın güçlendirilmesi beklenmektedir.
SAFE aracılığıyla Güney Kıbrıs’ın, belirli silah sistemlerinin ortak siparişi için diğer AB üye devletleri ile işbirliği yapabilmesi de önemlidir.”
* * *
Omega’ya konuşan Kıbrıslı Rum Emekli Korgeneral Andreas Pentaras, SAFE programının temel hedeflerini analiz ederken, şöyle dedi:
– “Birincil hedef, AB üye devletlerinin savunma kapasitelerinin güçlendirilmesidir. Bu, NATO’yu da güçlendirerek, savunma alanında Avrupa’nın genel katkısının artmasına yol açacaktır. Ayrıca, ABD’nin Avrupa’nın güvenliğine olan ilgisinin azalması ihtimalini de göz önünde bulundurursak, bu husus özel bir önem kazanmaktadır.”
* * *
ANTI’nin haberine göre, Yunanistan Milli Savunma Bakanı Nikos Dendias, Avrupa’nın SAFE Tüzüğü’nden söz ederken, tüzüğü “Kerkoperka Tüzüğü” olarak nitelendirdi.
Ne demek, “Kerkoperka?”
Kerkoporta:Avustralyalı yazar ve gazeteci StefanZweig’in 1927 yılında yayınladığı “Yıldızın Parladığı Anlar” isimli eserinde adı geçen ve tesadüfen açık unutularak İstanbul’un fethedilmesine vesile olan kapı. “Herkesin unuttuğu kapı Kerkaporta, dünya tarihinin akışını kesin biçimde değiştirmiştir.”
SAFE Tüzüğü’nün, Avrupa stratejik teknolojilerini güçlendirmeyi ve üçüncü ülkelerle işbirliği imkânı sağlamayı amaçladığını kaydeden Nikos Dendias, şöyle dedi:
– “… bazı ortaklar tarafından üçüncü ülkelerle anlaşma için AB üyelerinin oybirliği gerekmemesi için hileli yöntemlerle uygulanmaya çalışılması durumunda, ‘Kerkoporta’ tüzüğü olarak adlandırılmasını, öneririm.”
* * *
Silâhlanma histerisini bir türlü atlatamayan ve göreve geldiği günden beri “daha çok silâh daha çok silâh” arayışını sürdürmekte olan Hristodulidis’e gelince…
Alfanews ’in haberine Hristodulidis de şu açıklama bulundu:
* * *
– “150 milyarlık güçlü bir finansman aracı, sadece AB üye ülkelerine yöneliktir. Biz de bunu, Avrupa Yatırım Bankası’nın artık savunma, altyapı ve diğer konularda kredi verme yaklaşımındaki değişiklikle birlikte değerlendirmeliyiz. Bunu, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ABD’nin askeri teçhizatına erişimine izin veren ABD’nin kararıyla birlikte görmek istiyorum. Dışişleri, Savunma ve Adalet Bakanlıkları ile bir toplantı yapıldı ve bazı ihtiyaçlar kaydedildi. Bunları tartışmak ve AB programlarına katılan ve diğer Savunma Bakanlıkları ile işbirliği yapan birçok Kıbrıs şirketi olduğu gerçeği ile bağlantısını görmek istiyorum.
Bu nedenle, biz de bunu, ihtiyaçlarımızı ve altyapı sorunlarını göz önünde bulundurarak, özellikle değerlendirmeliyiz.
Burada, Andreas Papandreou Hava Üssü’nün ve Deniz Üssü’nün modernizasyonunu ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin caydırıcı gücünü artırmak için güçlendirmek istediğimiz savunma alanlarını, kastediyorum.”
* * *
Kıssadan hissesi:
Kıbrıs Rum yönetimi; kendini, daha çok silâh ve daha çok mühimmat alımına taşıyacak olan her türlü kapının önünde nöbet durmuş, bir an önce kapının açılmasını, içeriye girmeleri bekliyor.
Adalı komşumuzun, öncelliği bu…
Bizim öncelliğimiz ise…
Basınımız ve sosyal paylaşım sitelerinde karşıt bir düşünceye nasıl saldıracağımız; bugün kimi dünden daha çok kıracağımız, hırpalayacağımız, küçümseyeceğimiz, rencide edeceğimiz üzerine…





Yorumlar kapalı.