Ahmet Tolgay

Asker kaleminden dünümüz ve bugünümüz





Emekli Binbaşı Özkan Arkın, ta 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Türk – Rum ortak ordusu içinden gelen yaşanmışlıklarıyla varoluş mücadelemizin üniformalı anıtlarından biridir… 1963 Aralık ayından itibaren 1974’e dek süren 11 yılık TMT direnişinin ve bu direnişi daha bir efsaneleştiren Türk Barış Harekâtları dönemlerinin de unutulmaz asker figürlerinden olan Arkın Komutan,  anılarını kitaplaştırmasını en fazla istediklerimden biridir…
Genç nesilden çoğu onu liselerimizde güvenlik dersleri veren donanımlı ve aydın subaylarımızdan biri olarak da derin saygı duyguları ile tanır…
Güney Kıbrıs’ta son zamanlarda, KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun da değinmek zorunda kaldığı  “EOKA – ENOSİS – YUNANİSTAN” üçgeninde gelişmekte olan kampanyanın da yakın izleyicisidir… Bu üçgenin Rum okullarının tedrisatına daha da yerleştirilmesinin sakıncalarına ısrarla dikkati çeken Arkın, bir gerçeğin altını da önemle çiziyor…  Diyor ki, “durum dün ne ise bugün de aynen odur…  Rum’un hastalıklı saplantıları Kıbrıs’ta kalıcı bir barışın da, adil bir çözümün de mezar kazıcısıdır.”

***

Arkın Komutandan bir mektup aldım…  Benim yıllar öncesi yayınlanan “Fırtına ve Şafak” adlı 3 baskı yapmış ama şimdi mevcudu kalmayan kitabımdan bir bölümü ele alarak dün ile bugünü karşılaştıran emekli binbaşımız, kitap alıntısının altına da kendi yorumunu koydu…  Kitabımdan alınan bölüm, 1963 Kanlı Noeli’nin tarihe geçen sahnelerinin belgesel anlatımı olarak şöyledir:
“Cumhurbaşkanı Muavinimiz Dr. Fazıl Küçük, ‘Ateşkes’ isteğini Makarios’a, ilk Rum kurşunlarıyla, Lefkoşa’da iki soydaşımızın Şehit edildiği ve öğrencilerimizin de yaralandığı gün yapmıştı. Makarios da, bu görüşmenin 23 Aralık 1963 Pazartesi günü yapılmasını kabul etmişti… Toplantı için, Dr. Küçük ile ortak hükümetteki bakanlarımız Osman Örek (Savunma), Niyazi Manyera (Sağlık)ve Fazıl Plümer (Tarım) birlikte toplantının yapılacağı Lefkoşa Baf Kapısı Polis Merkezine gittiler. Rum tarafından da, Makarios ile Temsilciler Meclisi Başkanı Glafkos Klerides ve İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis oradaydı… ABD Büyükelçisi ile İngiltere’nin Yüksek Komiseri ve bunların ilgili ataşeleri de bu toplantıda hazır bulundular…
O günlerdeki basından ve kişilerin anlattıklarından öğrendiğimize göre; toplantı yerinde çok gergin bir hava ortamında, inkârcı ve ısrarcı tavırlar içinde yapılan pazarlıklar sonucunda ortak bir ‘ateşkes’ çağrısı yapılması üzerinde anlaşmaya varılmış. Bu Anlaşmaya göre alınacak önlemler şöyleydi:
* Kıbrıs Radyo Yayın Korporasyonu, aşağıdaki duyuruyu Türkçe ve Rumca olarak devamlı yayınlayacak: ‘Cumhurbaşkanı Makarios ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Küçük, Rumları ve Türkleri, derhal ateşi kesmeye ve çarpışmalara son vermeye çağırır.’
* Eşit sayıda ve silahlı Türk ve Rum Polislerden ekipler oluşturulacak.
* Bu polis ekipleri, ateş edilen bölge ve noktalarda gözlem postaları kuracak ve ‘ateşkes’in uygulanmasını sağlayacaklar.
* Temsilciler Meclisi Başkanı Glafkos  Klerides ile Savunma Bakanı Osman Örek, polis ekibi eşliğinde, çarpışmanın yaşandığı bölge ve noktaları ziyaret ederek, ölü ve yaralıların oralardan tahliyesini sağlayacaklar…
Alınan bu karar uyarınca Yorgacis, Kıbrıs Polis Komutanı, Genel Müdür Haralambos Hassapis’i görüşme salonuna çağırıp, Türklerin de içinde bulunduğu polis ekiplerine silah vermesini bildirir… Rolü önceden öğretilmiş olan-Hassapis, ‘Efendim silahları emniyet kuvvetlerine dağıttık. Depomuzda silah yoktur’ der… Oyunun mizanseni tamam!…Hassapis’in ‘Emniyet Kuvvetleri’ dediği, Anayasaya aykırı olarak, Türklere karşı binlerce Rum gencini polis  yapıp silahlandıran da Yorgacis’ten başkası değildi…”

***

Alıntıladığı bu kitap pasajından sonra Özkan Arkın, yorumunu şöyle yapıyor asker gözüyle:
“Yukarıdaki satırlar, 21 Aralık 1963 olayları ile ilgili olarak Sayın  Ahmet Tolgay’ın ‘Fırtına ve Şafak’ adlı kitabından alıntıdır… Düşünün lütfen!.. Ülkenin iç güvenliğinden sorumlu bir bakanın, ülke nüfusunu oluşturan iki halktan birini yok etmek için gizli ordu kurabilmesi, normal bir devlette mümkün olur mu?..
Toplantıdan ayrıldıktan sonra, Dr. Küçük ile Bakan Örek bu olumsuzluklara rağmen, çarpışmalara son verdirmek umudu içinde, üstün bir gayret gösterirken, usta entrikacı Makarios ise Lefkoşa Polis Müdürü Mihalakis Pantelitis’e şu emri veriyordu: ‘Polis arabalarıyla Lefkoşa Türk mahallesine girin ve hoparlörle Türklere, silahlarıyla teslim olmaları anonsunu yapın. Eğer Teslim olmazlarsa, bunun genel bir saldırı ile 20 bin Türkün sonu olacağını duyurun…’ Pantelitis de bu uyarıyı, Türk yardımcısı olan Müdür Kâzım Nami Efendi’ye telefonla duyurur….
Buyurun buradan yakın!!!..
Bana, ‘ateşkes Toplantısından ne çıktı’ diye sorarsanız; ‘Makarios’un ültimatomu çıktı’ derim…
Ey ‘UNITE CYPRUS NOW’ (Birleşik Kıbrıs) diye çırpınanlar. Siz daha Makarios’un sandalında mısınız?.. Dr. Küçük hep uyarırdı ‘Rum’un kafasındaki dün ne ise bugün de odur’ diye…”

Asker kaleminden dünümüz ve bugünümüz
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.