Ahmet Özyaşar

Makyavelizm ve ülke sporunun gerçeği





Makyavelizm, devlet yönetiminde ve kişisel ilişkilerde ahlakı bir kenara bırakıp kişisel çıkar ve hedeflere ulaşmak için her türlü aracı kullanma eğilimi olarak kabul edilir. Bizim gibi küçük ülkelerde Makyavelizm her zaman güçlü olmuştur ve bu gücüde korumak için spor organizasyonları en büyük buluşma noktaları olmuştur.

Ülkemiz spor sahnesi yıllardır sadece sahadaki mücadeleyle değil, kulislerdeki stratejilerle de şekilleniyor. Ada sporunun küçük ölçekli yapısı, federasyonlardan kulüplere kadar her seviyede güç ilişkilerini daha görünür kılıyor. İşte tam da bu noktada, siyaset felsefesinden spora taşınan bir kavram, Makyavelizm, kendine alan açıyor. Amaç için her yolun mubah görülmesi, pragmatik hamleler ve güç odaklı kararlar.

Kuzey Kıbrıs’ta tanınmışlık sorunu nedeniyle spor yöneticilerinin attığı her adım aslında bir çeşit zorunlu strateji. Uluslararası arenaya çıkmak kolay değil; o yüzden alternatif turnuvalar, özel protokoller ve yaratıcı çözümler sıkça gündeme geliyor. Aslında bu, Machiavelli’nin “sonuç odaklı” yaklaşımının spor alanında vücut bulmuş hâli. Tanınmayan bir yapıda sporcu yetiştirmek ve o sporcuyu rekabetçi tutmak, çoğu zaman idealist değil pragmatik bir yönetim gerektiriyor.

Peki tüm bunlar bize ne anlatıyor?
Sporun, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de da yalnızca sahada oynanmadığını. Yönetim modellerinin, siyasi yapıların ve yerel güç dengelerinin, sporun kalitesinden sporcu psikolojisine kadar her şeyi etkilediğini. Belki de Makyavelizm, ülke sporunun tercih ettiği bir yol değil; ama şartların dayattığı bir gerçeklik.

Sonuçta ülke sporu çok net bir mesaj veriyor:
   “Sahada kazanmak için önce kuliste doğru hamleleri yapmak gerekiyor.”

 

Makyavelizm ve ülke sporunun gerçeği
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.