Ülke futbolu sürekli oynanıyor ve bu süreçte şampiyonlar çıkıyor, kupalar kaldırılıyor. Kâğıt üzerinde canlı, sahada mücadeleci bir futbol var. Ama biraz geriye çekilip tabloya uzaktan bakınca insanın aklına ister istemez tek bir kavram geliyor: Pirus zaferi.
Pirus zaferi, kazanılmış görünen ama kazanana uzun vadede ağır bedeller ödeten başarıdır. KKTC futbolu da tam olarak bunu yaşıyor. Her sezon bir takım şampiyon oluyor, her hafta birileri kazanıyor; fakat futbolun kendisi yıllardır yerinde sayıyor. Hatta daha kötüsü, yavaş yavaş güç kaybediyor.
En büyük çelişki uluslararası alanda ortaya çıkıyor. KKTC liglerinde kazanılan şampiyonlukların, kırılan rekorların, atılan gollerin sınırın ötesinde hiçbir karşılığı yok. UEFA yok, FIFA yok, Avrupa kupaları yok. Bu durum futbolcular için büyük bir motivasyon kaybı. Zirveye çıkan bir oyuncu, aslında yolun sonuna gelmiş oluyor. Kazandığı başarı, kariyerini ileri taşıyamıyor. İşte Pirus zaferinin ilk bedeli burada ödeniyor.
Genç yetenek meselesi ise bu hikâyenin en acı tarafı. Kuzey Kıbrıs’ta futbol yeteneği var, hem de azımsanmayacak kadar. Ancak sistem bu yetenekleri tutamıyor. Lig oynanmaya devam ediyor ama her futbolu bırakan gençle birlikte geleceğin tuğlalarından biri daha sökülüyor. Bugünün galibiyetleri, yarının boşluğunu dolduramıyor.
Kulüpler cephesinde de tablo farklı değil. Bazı kulüpler ayakta kalmayı başarıyor, hatta yerel ölçekte güçlü sayılıyor. Ama bu güç sürdürülebilir değil. Yayın geliri yok, sponsorluklar sınırlı, kurumsallaşma zayıf. Her sezon “bir şekilde” lig bitiyor. Bu “bir şekilde” ifadesi bile KKTC futbolunun ne kadar kırılgan bir zeminde durduğunu anlatmaya yetiyor.
Belki de en büyük Pirus zaferi, mevcut durumun korunması. “Zaten şartlar belli, elimizden gelen bu” cümlesi yıllardır rahatlatıcı bir bahane olarak kullanılıyor. Kısa vadede tartışmaları susturuyor ama uzun vadede futbolu içe kapatıyor. Oynanan her sezon, değişim ertelendikçe, aslında kaybedilmiş bir sezon daha haneye yazılıyor.
Futbol federasyonu bu durumu düzeltmek adına adeta tek başına bir yaşam mücadelesi veriyor. Ülke sporunun sürdürülebilir bir yapıda olmaması, ülkenin ekonomik zorlukları ve ciddi altyapı eksikleri federasyon üzerindeki yükü bir o kadar daha artıyor.
KKTC futbolu bugün hâlâ nefes alıyorsa, bu futbola duyulan saf sevgi sayesindedir. Ama sevgi tek başına yetmez. Sürekli kazanıp sürekli kaybeden bu döngü kırılmadıkça, her şampiyonluk biraz daha pahalıya mal olacak.
Belki artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Gerçekten kazanıyor muyuz, yoksa sadece kaybettiğimizi mi gizliyoruz?





Yorumlar kapalı.