Başbakan Ünal Üstel, Rum lidere seslendi ve “Güney Kıbrıs’ı yabancı askerlerin üssüne ve yabancı güçlerin etki alanına dönüştürüyorsunuz. Bu politikanın sonuçları ne size ne de Kıbrıs Rum halkına yarar sağlayacaktır. Tansiyon geleceğinizi karartacak bu tehlikeli adımlardan bir an önce vazgeçmenizdir. Aksi halde kaybeden yine siz olacaksınız” diyerek, uyarıda bulundu. Üstel, Hristodulidis’in açıklamalarının Ada’daki barış ve huzur ortamına ciddi zararlar verdiğini vurguladı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Avrupa Birliğine (AB) de eleştirilerde bulunan Üstel, Fransa’nın Kıbrıs Rumlarına sunabileceği tek şeyin uzun vadede büyük bir hayal kırıklığı olacağını kaydetti. Üstel, AB’nin Kıbrıs politikasını iki yüzlü bulduğunu ifadeyle, Kıbrıs meselesine sömürgeci zihniyetle yaklaşmaktan vazgeçmeleri çağrısında bulundu.
Üstel’in bu açıklamalarından sonra Macron ve AB Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen için ‘tencere tekerlendi kapağını buldu’ demek lazım. Bir defa Almanya’nın eski Başbakanı Angela Merkel’in AB içinde bıraktığı boşluğu Macron dolduramadı. Dengeleri alt üst etti. Rum – Yunan hayranlığı konusunda, İsrail ile adeta yarışa girdi. Türkiye ile samimi olamadı.
Bunun elbette nedenleri var. Güney Kıbrıs’ın savunma ihtiyaçlarını karşılarken iyi para alıyor. Daha da önemlisi Türkiye’nin son yıllardaki atılımları ne Macron’un hoşuna gidiyor ne de Ursula hanımın! Fransa Afrika’yı yıllarca sömürdü, ama en sonunda bu ülkeleri terk etmek zorunda kaldı. Türkiye ise Libya, Somali, Sudan ve diğer bazı Afrika ülkelerine sömürgeci gözüyle değil, dost olarak yaklaştı ve ‘kazan – kazan’ politikasını uyguladı.
Türkiye’nin bu politikayla Afrika’da dostluklar elde etmesi Macron’u memnun etmedi. Bu ülkelerin zor günlerinde onlara kucak açmadı, dertlerine derman olma şeklinde bir yaklaşım ortaya koymadı.
Ursula Von der Leyen’e gelince; Lokmacı kapısında varillerin arasından kafa dengi Nikos Hristodulidis ile birlikte Lefkoşa’nın Türk kesiminden bir mahalleyi seyretmekle yetindi. Kıbrıslı Türkleri hep Rum ağzından dinledi. Dinleye dinleye Türkiye ve Türk fobisine kapıldı. Başka kuyruk acısı var mıdır, yok mudur bilmiyoruz, ama geçtiğimiz günlerde öyle bir pot kırdı ki hiç sormayın. Çin, Rusya ve Türkiye’den uzak durulması gibi laflar etti. Bu ülkelerin AB’ye nüfuz etmelerinin engellenmesini istedi. Ancak herhalde ciddi bir uyarıda bulunuldu ki, anında Türkiye’nin adı çıkarıldı.
Bu kadar çarpık gerçeklerden uzak bir anlayışla karşı karşıyayız. Onun için Güney topraklarında çeşitli milletlerin askerleri gibi, Fransız askerleri de cirit atarsa kadı günah mı yazar? Ne de olmasa ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ dedikleri topraklar “Pancaro’nun hanına” döndü. Hayrını görsünler.
***
Kaybettiğimiz değerler
Derviş Babayiğit sevilen bir insandı
Girne iş dünyasının tanınmış simalarından ve çevresinde sevilen, yardımsever bir kişi olarak bilinen Derviş Babayiğit Karaoğlanoğlu’nda son yolculuğuna uğurlandı. Vefatı ailesi ve sevenleri arasında derin üzüntü yarattı.
Alsancak sakini, Dilek ailesinin sevilen ismi Erkan Dilek Alsancak’ta toprağa verilirken, Karakaşlı ailesinin büyüğü Aybil Karakaşlı Lefkoşa’da defnedildi. Serdinç Maypa’nın annesi Muhterem Maypa ise Lefkoşa’da toprağa verildi.
Bu arada 1974 Barış Harekatı Gazisi Düzova köyü sakinlerinden, sevilen isim Muharrem Nizamettin Açıkgöz Düzova’da defnedildi. Gazimağusa’da sakin Ali Kumlutepe (62) bir eğlence mekanında kalp krizi geçirerek yaşama veda etti.





Yorumlar kapalı.