Yeşilçam’ın ünlü oyuncularından Ediz Hun, eşi Berna Hun ile Barış Harekâtı’nın 50’nci yılı nedeniyle Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Ortaköy Askeri Gazinosu’nda yer alan program çerçevesinde şehit yakınları ve gazilerle bir araya geldi. Programda, Kıbrıs Şehitlerini Anma Platformu Başkanı Hasan Taş ve harekâtta Komando Yarbay olarak görev yapan Emekli Tuğgeneral Cemal Ergun Oruç konuşma yaptılar. Ardından Ediz Hun tarafından K. T. Barış Kuvvetleri Alay Komutanı Piyade Albay Umut Keskin’e şehitlerin yer aldığı tablo takdim edildi.
Ediz Hun, şehit yakınları ve ailelerle buluşmayı organize eden Hasan Taş’a teşekkür etti. Elli yıl önce Kıbrıs Türk Gazeteciler Cemiyeti’nin davetlisi olarak eşi Berna, Türkan Şoray ve Erkan Yolaç ile Kıbrıs’a geldiğini, 33 yaşında olduğunu, şimdi ise 83 yaşını doldurduğunu dile getirerek, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve ailesi tarafından ağırlandıklarını söyledi.
Evet; bundan 50 yıl önceydi. O dönemde meslektaşımız Özer Hatay, Kıbrıs Türk Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, ben de Genel Sekreteri idim. O, Hürriyet’in Kıbrıs Temsilcisi idi, ben de Milliyet’in. Yönetim Kurulu olarak, Türkan Şoray’ı ‘Yılın Kadın Sanatçısı’, Ediz Hun’u da ‘Yılın Erkek Sanatçısı’ seçmiş ve Kıbrıs’a davet etmiştik. Kabul etmişlerdi.
Ödüllerini almak için 6 Mayıs 1974 akşamı Kıbrıs’a gelmişlerdi. Barış Harekâtı’ndan iki buçuk ay önce idi. Lefkoşa’da Saray Otel’e yerleştirmiştik kendilerini. Zaten başka otel yoktu ya! 7 Mayıs 1974 akşamı dönemin Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay Komutanı Kurmay Albay Mustafa Katırcıoğlu himayesinde, subay, astsubay, erbaş ve erlere moral ziyareti gerçekleştirerek, hatıra fotoğrafı çektirmişlerdi.
Ödül töreni ise kışlık Zafer Sineması’nda yapılırken, salon hınca hınç dolmuş, Ediz Hun ve Türkan Şoray’a müthiş tezahürat vardı. Sahnede buket ve ödüllerini alırken, tezahürat son haddini bulmuş, bu duruma takdimci Erkan Yolaç bile şaşmıştı. Kıbrıslı Türklerin Anavatandan gelen sanatçılara olan ilgisi bir başkaydı. Ediz Hun ve Türkan Şoray da bu durumdan son derece memnun görünüyorlardı. Her iki sanatçıya ve Erkan Yolaç’a buket takdimi için sahneye hep beni gönderirlerken, Erkan Yolaç da ‘gene mi sen’ diye taşını atmaktan geri kalmıyordu.
Çok ilgilenmiş kendileriyle, her tarafı gezdirmiştik. Veda etme sırası geldiğinde, oldukça duygular anlar yaşanmıştı. Ediz Hun, bana “İstanbul’a gelir de beni aramazsan adam değilsin” demişti. Bir süre sonra İstanbul’a gittiğimde, Milliyet’in Dış Haberler Servisi’nde otururken, Şef Sami Kohen, Mehmet Ali Birand, Cihan Akerson, Nilüfer Hanım ve diğer arkadaşlarla sohbet ediyorduk. Daha gazete Çağaloğlu’nda idi.
Aşağıda danışmadan bir telefon; “Bir misafirin geldi, seni bekliyor” dediler. İndiğimde baktım ki Ediz Hun karşımda. Üstü açık spor bir arabayla gelmiş ve gazetenin önüne park etmişti. Birbirimize sarıldık ve ayaküstü kısa bir sohbetten sonra, beni Sirkeci’de ünlü bir halk lokantasına götürmüştü. Şöyle böyle 1 saat sohbet etmiştik orada. Kıbrıs ziyaretini unutamadığını söylemiş, “arkadaşlara lütfen teşekkürlerimi ilet” demişti. Bazı Kıbrıs yemeklerinin tadının hâlâ damağında olduğunu ifade ederken, merhum Garson Salih’in esprili konuşmalarını hiç unutmayacağını söylemişti.
Hani ‘Ahde vefa’ derler ya, Ediz Hun’un yaptığı da oydu.
Yemekten sonra tekrar arabasıyla beni Milliyet’e götürdü ve orada vedalaştık. Birkaç yıl önce yine Kıbrıs’a geldiğinde kendisine bunları da anımsatmıştım. Her ikisi de Kıbrıs’a gönül verenlerdendir.





Yorumlar kapalı.