Bazen basit bir konudan bile; öfkeleniyor, stres oluyor, şiddete yönelip sevdiklerimize zarar verebiliyoruz. Fakat bu böyle olmak zorunda değil…
İnsan sevdiği kişiden kolayca ayrılmak ister mi? Kanımca istemez. Hele beraber gelecek planladığı, aile kurmayı düşündüğü insanı kolayca bırakamaz, bırakmakta istemez. Ama gün gelir sevdiği, güvendiği insan şiddet gösterip kalbini ve gururunu kırarsa ve artık kendini güvende hissetmezse önünde fazla bir seçenek kalmaz…
Mutlu gözüküyor (mu)
Sosyal medyanın hayatımızın her alanını ele geçirmesiyle birlikte, bir döneme kadar mahrem sayılan özel hayat, özel olmaktan çıktı artık. Şimdi gündelik ve özel hayatımızı çok rahat bir şekilde sosyal medya üzerinden başkalarıyla rahatça paylaşıyoruz hatta bu tür paylaşımları meslek edinip yüksek para kazananlar bile var. Tabii haliyle, çok samimi olmadığımız insanların bile hayatında neler oluyor, kiminle, nerede ne yapıyor kolayca bilebiliyoruz.
Film tadında sayılabilecek bir aşk hikayesinin başlangıcını, gelişimini ve bitişini rahatça internet üzerinden takip edebiliyoruz mesela. Videolarda, fotoğraflarda çiçeklerle, sürpriz ziyaretlerle, hediyelerle bezenmiş olduğu anlaşılan bir ilişki için “Ay ne kadar da mutlu gözüküyorlar” diye çıkarımlarda bulunurken, birden ayrılık haberleriyle şaşkına dönebiliyoruz.
Nasıl yani, hani ne oldu bu büyük aşka diyerek sorguluyoruz kendimizce. Tabii, insan sosyal medyada sürekli gözler önüne serilen görüntülerin tam da gerçeği yansıtmadığını zamanla anlıyor. Her şeyin gösterildiği gibi olmadığını, mutsuz, keyifsiz, hatta yolunda gitmeyen ilişkilerin bile güllük gülistanlık gösterilebildiğini fark ediyor.
Yüzlerce kişiyle paylaşınca
İlişkiler çeşitli nedenlerle bitebiliyor fakat sosyal medya üzerinde sürekli paylaşılan ve biri güzel diğeri yakışıklı iki yetişkinin özel, güzel gözüken ilişkisi bitince haliyle insan neler olduğunu merak ediyor. “Neden ayrıldılar acaba? Hani evleneceklerdi, ne oldu acaba?”gibi sorular bir süre gündemi tutuyor. Sosyal medya üzerinden samimi olunan, olunmayan birçok insanla özel hayat paylaşılınca haliyle sosyal medya ailesi olarak bir cevap bekleniyor.
Her zaman beklenilen yanıtları sosyal medyadan alamıyoruz tabii, özellikle de konu şiddetle bağlantılıysa. Kadın ayrılma nedenini hesabındaki yüzlerce insanla paylaşmak istemiyordur çünkü nedeninden utanıyordur. Yaşadığı onca güzel şeyden sonra karşı taraftan hiç beklemediği bir tepki almıştır mesela. Bir konu üzerinde tartışırken, sevdiği adam sinirlerine hâkim olamayıp yüzüne tokat atmış, hakaret etmiş ve işte orada kız için ipler kopmuştur.
Gelecekte ne olur?
Böyle bir sonu sosyal medyadan açıklamak kolay mı? Değil… Haliyle yüz yüze iletişimde, merak edip soran dostlarıyla paylaşıyor nedenini. Yaşanan olayın ruhta yarattığı acıyı bazıları tam anlayamıyor, sanki şiddet normal bir şeymiş gibi tepki veriyorlar. Ve kız “Bugün basit bir konudan tokat atan, ileriki günlerde ne yapmaz?” diyerek unutulmaz bir cevapla susturuyor tepki verenleri.
Beraber bir ömür geçirmek istediği kişi tarafından canı yanmış, gururu kırılmıştı sonuç olarak. Güvende hissetmediği bir ilişkiyi sürdürmedi. Mantığını ön planda tutarak, gelecekte olabilecekleri düşünerek ayrılma kararı aldı. Ve böylelikle film tadındaki bir aşk hikâyesi de öfke kontrolsüzlüğü ve şiddet yüzünden bitmiş oldu.
Öfke, kader değil
İnsanız ve haliyle kendimizi duygularımız yoluyla ifade ediyoruz. Olumlu ya da olumsuz olsun, her duygu yerinde ve dozajında olduğunda kabul edilir oluyor. Öfke ve stres genelde olumsuz değerlendirilen duygular ama günün sonunda insan olarak hepimizin yaşadığı durumlar. Yaşımız, mesleğimiz, cinsiyetimiz ne olursa olsun insan olarak yeri geliyor öfkeleniyoruz, stres oluyoruz. Fakat öfkemiz ve stresimiz kontrol dışına çıkıp, şiddete dönüştüğünde hem kendimiz için, hem de çevremizdeki insanlar için tehlike yaratıyoruz.
Peki, öfke ve şiddet kontrolsüzlüğü bir kader mi? Kesinlikle değil. Hele, internet sayesinde neredeyse her türlü bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu günümüzde, bu konudaki eğitimlere ve bilgilere kolayca ulaşabilir, kendimizi kontrol etmeyi öğrenebiliriz. Konuyla bağlantılı olarak Psikiyatr, yazar ve sunucu Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun“İnsanın uygarlaşması maalesef şiddeti önleyemedi. Şiddet görmeyen çocuklar şiddet göstermezler. Şiddete alışkın olmayan; çocukluğunda aşağılanmamış, değer verilerek yetiştirilmiş kızlar, şiddet gösterme potansiyeli olan erkekleri seçmez. Şiddeti durdurmak için çocuklarımızı yetiştirirken buna çok özen gösterelim” açıklamasını paylaşmak istedim. Anlayacağınız her alanda olduğu gibi eğitim çok önemli.
Sevdiklerimizi kaybetmeden, kalp kırmadan, fiziksel ve ruhsal olarak zarar vermeden önce şiddetimizi, öfkemizi kontrol etmeyi öğrenirsek ve çocukları da bu konuda erken zamanda eğitirsek hem çevremize, hem kendimize büyük iyilik yapmış oluruz…
ÖNERİ KÖŞESİ
Yetişkinlere yönelik öfke ve stres yönetimi:
Covid 19’un dünyayı etkisi altına aldığı bu dönemde internet üzerinden eğitimler faydalı olabiliyor. Öfke, stres ve şiddet kontrolü konusunda kendisini geliştirmek isteyen kişiler internette arama motoruna “online öfke yönetimi eğitimleri” yazdıklarında uygun ücrete veya ücretsiz olarak verilen birçok uzaktan eğitim seçeneklerine ulaşabilirler.
Çocuk yetiştirme
Şiddetsiz Erkek Yetiştirmek; günlük yaşantısında ve ilişkilerinde şiddete yönelmeyen erkek çocuklar yetiştirebilmeyi desteklemek amacıyla İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin ebeveynler için internet üzerinden farklı tarihlerde tekrarlanan eğitim çalışmalarına katılınabilir.





Yorumlar kapalı.