Demokrasi uygar toplumların yaşama biçimidir; sorumluluk duygusu taşımayan bireyler, demokrasinin değerini ve önemini anlayamaz.
Bu değeri de aşılayacak olan aslında eğitimdir; sadece öğretim yeterli değildir sağlıklı beyinleri topluma kazandırmayı hedeflemeliyiz.
Toplumun huzurunu bozucu birçok davranışın üniversite mezunları tarafından da sergilendiğine tanıklık edebiliyoruz…
Bir şeyler öğrenmiş, ama popüler kültürün fazlasıyla etkisinde kalmış bireyler bunlar…
Böyle olunca meyve çürük veya kurtlu olabiliyor…
Dikkatli olmak lazım…
Binalarda ve binaların dışında verilen eğitim aslında toplumun kendisini eğitici bir faktördür…
İnsanlar eğitimlerinin çoğunu buradan alır.
Eğitim derken insanın temel değerleri olan sevgi ve saygıdan bahsediyorum…
Eğitimin yarattığı aile ve birey etrafından şekillenip toplumun tümüne hayat veren kültürel değerleri kastediyorum.
Eğitimi sadece teorik bilgi, ders ve müfredat üçgeni içinde düşünüp esas işlevini yaratamamaktan hayıflanıyorum.
Bu hususta eğitilmiş derken sadece akademik bilgiyle donatılmış veya sistemin getirisi olarak “Bu da KDV’nizdir.” şeklinde mezun olanları kastetmiyorum…
Kendi çıkarları uğruna başkalarına zarar verecek kadar değerlerden yoksun lise, üniversite, yüksek lisans veya doktora mezunu “Diploma Şampiyonlarını” da kastetmiyorum,
Birinci tekil şahıs “Ben” ile evli olanları da kastetmiyorum,
Kendisinin çalıp kendisinin oynadığı “Dansçı” özellikleri yüksek, yükseklerde yaşayanları da kastetmiyorum,
Çok yer görüp çok gezen “Tecrübe” sahiplerini de kastetmiyorum,
Her söylenene “Evet Efendim! Haklısınız!” diyenleri de kastetmiyorum,
İnanın, örnek vermekten yoruldum.
Korku filmi gibi, düşündükçe düşünüyor, konuşuyor; ama bir türlü icraata dökme hususunda sıkıntı çekiyoruz.
Eğitilmiş insan başkalarının uğruna sürüklenmeyen insandır aslında.
Kendi doğruları, felsefesi ve hayat anlayışı noktasında başkalarıyla birlikte hareket edebilen insandır.
Eğitilmiş insan; insani değerlere sahip, iş ahlakı yüksek, kültürel miraslarına sahip çıkan, kazandığı bilgiyi tolumun yararına kullanmasını bilen insandır.
İhtiyarlamak mı?
Amerikalı meşhur şair Ullman’ın dizeleri geliyor aklıma “Kimse sadece yaşadığı yılların sayısıyla ihtiyarlamaz.
Biz ideallerimizi terk ederek ihtiyarlarız. Yıllar deriyi kırıştırabilir ama coşkuyu tüketmek ruhu kırıştırır.
Endişe, korku, kendine güvensizlik, yüreği ezer ve ruhu yeniden taşa döndürür.
Sekseninde de olsa on altısında da, her insanın yüreğinde, merak cazibesi, sıradaki şeye doymak bilmez bir çocuksu bir iştah ve yaşam oyununun sevinci vardır.”
Yaşadığımız dönemde değişimin önüne geçilemeyen bir nitelik kazanmıştır…
Değişimi doğru algılamak ve değiştirirken yaşanacak olumsuzlukları en az, yararı en fazla olacak bir düzeyde ayarlamak gerekir.
Ekonomik krizin etkileri duracak gibi değil
Kim ne derse desin, ülkemizde siyasete ve doğal olarak da siyasetçiye karşı bir güven bunalımının yaşandığını belirtmek lazım.
Sosyal medyanın belleğinden çıkan demeçlerle siyasetçinin zor durumda kaldığını söylemek gerekir.
Önceden sarf edilmiş sözlerin açıklamasını yapmakta zorlanma söz konusudur.
Popilizmin dengesi kaçınca hesap vermek de zor oluyor aslında…
Mantıklı eleştiri ve bilinçli siyaset yapmak en doğrusudur.
Topluma güven aşılamak kolayına olmuyor.
İktidarda veya muhalefette doğru ve yapıcı, seçici, akıllı siyaset yapmalıyız.
Olmayacak beklenti tutum ve hedefler yerine etik değerlere sahip bir parti politikası ortaya konmalıdır.
Yapamayacaklarının üzerine değil yapman gerekenlerin temelinde yol almak gerekir.
Üretmek yerine sürekli vaatlerde bulunmak nereye kadar?





Yorumlar kapalı.