Hükümet, yangından mal kaçırır gibi belediyelerde reform yapmaya çalışmış, fakat birçok belediyenin, belde halklarının ve muhalefetin tepkisine yol açmıştır.
Bu bağlamda yapılan eylemler ve mitinglerden sonra, Hükümet bahse konu yasa tasarısını görüşmek için, muhalefetin önerisi olan geçici bir Ad- Hoc komite kurulmasını geçtiğimiz haftalarda kabul etmiş, ancak bahse konu bu komite maalesef çalışmaya başlamamıştır.
Ülkemizde belediye seçimleri Anayasa’ya göre 4 yılda bir Haziran sonunda yapılmaktadır. Hükümet, bu seçim tarihini seçimlere 2 ay kala Yüksek Seçim Kurulu’na bildirmek zorundaydı. Bu yapılmayınca, Haziran ayı sonunda Belediye seçimlerinin yapılması mümkün olmayacaktır. Bu bir Anayasa ihlalidir. Fakat son yıllardaki hükümetler döneminde Anayasa ihlallerini görmeye alıştık.
Belediyeler reformu, şimdi olduğu gibi, sadece belediye sayısını azaltma üzerine odaklanmamalı, esas olarak güçlü kurumsal yapı ve denetim, mali disiplin, gelirleri artırma, merkezden bağımsız güçlü özerklik yetkilerini de içermelidir. Hatta merkezi yönetim bazı yetkilerini de belediyelere devredebilir.
Belediyelerdeki reform, halkı çeşitli ve kaliteli hizmetlerden mağdur etmeden, paydaşlar ve halkı da süreçlere dâhil ederek, uzlaşı içinde yapılmalıdır.
Bu işler o kadar komplike ve karışık ki, kaosa dönüşme ihtimali çok yüksek. Burada, borçsuz olan belediyelerin kapatılıp, borç yükü altında olan belediyelerle birleştirilmesi hem haksızlık olur, hem de yıllarca iyi yönetilen belediye yönetimleri ve belde halkı da cezalandırılmış olacaktır.
Belediyeler Reformu için, bahse konu tasarıda, hangi kıstas ve kriterler uygulanacak belli değildir. Ben de aşağıda, sürece katkı sağlayacağını düşündüğüm, bazı kriterleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Şu soruları sorarsak, kriterler ortaya çıkacaktır…
Belediye’nin bankalara, Sosyal Sigortaya, İhtiyat Sandığı’na ve Elektrik Kurumu’na borçları var mıdır? Eğer varsa, bu borçlar bütçesinin veya gelirlerinin yüzde kaçına denk gelir?
Belediye’nin personel sayısı, hizmet verdiği nüfusa göre orantılı mıdır? Personel sayısı ve personel giderleri belediye bütçesinin veya gelirlerinin yüzde kaçına denk gelmektedir?
Belediye’nin öz gelirlerini (faturalarını) toplama kapasitesi yüzde kaçtır? Bu rakam bütçesinin yüzde kaçını oluşturur? Belediye öz gelirlerinin toplam gelirler içindeki payı yüzde kaçtır?
Belediye’nin sosyal, kültürel, sportif yatırımları ve faaliyetleri var mıdır? Bunlarla bölge halkına hizmet götürülmekte midir?
Belediye işbirliği ile belde halkına sağlık hizmeti veren sağlık ocağı var mıdır? Belediye’de, beldedeki yaşlılara hizmet veren birim mevcut mudur?
Belediye, yerel kimlik ve özelliği olan (CittaSlow vb) yerlerden midir?Bu konuda uluslararası görünürlüğü var mıdır? CittaSlow üyeliğini kaybetme, uluslararası dışlanma sonucunu gündeme getirebilecektir.
Belediye’de personel ve cari harcamalar dışında yatırım için ne kadar kaynak kalıyor? Bütçesinin yüzde kaçını yatırıma harcayabiliyor? Kendi öz gelirleri ile yatırım yapabiliyor mu?
Belediye, topladığı emlak vergilerinden eğitim yatırımlarına kaynak ayırıyor mu? Ayırıyorsa yasal yükümlülük oranını uyguluyor mu? Ayrılan bu kaynaklarla bugüne kadar eğitime somut olarak hangi yatırımlar veya katkılar yapılmıştır?
Belediye, özellikle lokomotif sektörler olan Turizm ve Yükseköğretim alanları ve diğer üretim alanlarına (tarım, sanayi v.b) doğrudan hizmet veren bir belediye mi? Belediye’nin kapatılması ile bu hizmetlerin aksaması ve ülke ile bölge ekonomisi zarar görür mü?
Belediye’nin bütçesinin yüzde kaçı devlet katkısından, yüzde kaçı öz kaynak gelirlerinden oluşmaktadır?
Belediye’nin maaş veya ek mesai geriliği bulunmakta mıdır? Maaş ödeyebilmek için devamlı olarak devletten avans çeken veya bankalardan borçlanan bir belediye midir?
Belediye’nin sağlık, imar, temizlik vs konularında denetim yapan ekip ve birimleri var mıdır?
Belediye’nin engellilere ve bakıma muhtaç olanlara destek ve hizmet veren birimleri varmıdır?
Belediye’nin hizmet araçları kendi kendine yetiyor mu? Yoksa başka belediyelerden destek veya özel sektörden hizmet mi satın alınıyor?
Kapatma ve birleşmelerde Belediye’nin coğrafi alan büyüklüğü, nüfus yoğunluğu mutlaka dikkate alınmalıdır. Yoksa kapatma ve birleşmelerden sonra, yeni oluşacak belediyeler sorumluluk alanlarına yetişebilecek mi?Belde halkları, daha önce aldıkları hak ettikleri hizmeti artık alabilecekler midir?
Kriter önerilerim bunlardır. Sözlerimi tamamlarken tekrardan vurgulamak istiyorum ki, hükümetten halkın beklentisi, belediye reformu ile ilgili olarak, Ad-Hoc komitenin süratle çalışmaya başlamasıdır. Tüm paydaşlarla, konu iyice irdelenip, istişare edilmeli, analiz edilerek, objektif kriterlere göre, doğru kurgulanmalıdır.
Zorlama ile “ben yaparım olur” mantığı ile huzurlu ve verimli bir sonuç alınamayacağı sanırım görülmüştür.
Ödül Muhtaroğlu
Diğer Yazıları
Köşe Yazarı





Yorumlar kapalı.