Dr.Ziya Öztürkler

Mezunların yüzde 75.23’ü ‘üniversite’ dedi





   Son beş yılın en yüksek rakamına ulaşıldığını söyleyebilirim…
   Geçen yıl KKTC liselerinden mezun olan 2887 öğrenciden 2172 kişisi üniversitede okumayı tercih etti…
   Kulağa hoş gelen bir rakam…
   Yaşlıların deyimiyle “oku da adam ol.”
   Bu bakış açısı doğru bir yaklaşım değil…
   Mezunların 175’i KKTC ve TC dışındaki ülkelerde okumayı tercih ederken, 277’si TC üniversitelerine, 1720’si ise KKTC üniversitelerine kayıt yaptırdı…
   Başka bir deyişle mezun olan gençlerimizin yüzde sekseni KKTC’de okumayı tercih ediyor…
   Bu rakam geçmiş yıllarda yüzde yetmiş civarındaydı…
   KKTC üniversitelerinin gelişmişlik düzeyi, bölüm ve fakülte sayısının artması, dövizin yükselmesi bu rakamın yukarı doğru çıkmasını sağladı…
   Ülke gençliğinin kendi ülkesinde okumasının doğru bir yaklaşım olmasını savunmakla birlikte bu derece yükselişin içe kapanık bir yükseköğrenim modeli yaratacağına da dikkat çekmek lazım…
   Ne olursa olsun farklı ülkelerin kültür ve bilgi birikimine haiz yetişmiş beyinlere de ihtiyaç duyulmaktadır…
   Bu dengeyi de tamamen ortadan kaldırmamak lazım…
   Genel tabloya baktığımızda mezun olan gençlerimizin yüzde yetmiş beşi üniversiteli oluyor…
   Geriye kalan yüzde yirmi beşi ise meslek hayatına yöneliyor…
   Bu rakamların aslında tam ters oranında olması lazım…
   İsviçre’ye, Almanya’ya bakın; mezun olan gençlerin üniversiteli olma oranının yüzde elli olduğunu görürsünüz…
   Doğrusu da bu zaten…
   Bazı tabuları yıkmak lazım…
   İyi bir mesleki eğitim planlaması yapmak şart…
   Aileler de artık bazı gerçekleri kabul etmek zorunda…
   Hayatta saygı görmek için üniversiteli olunmalı anlayışı var…
   Anlımızda ve kalbimizde üniversite diplomalarını mı taşıyoruz?…
   Korkmayın! Ahlaki ve insani değerleri iyi oluşturulmuş insan saygı da görür değer de…
   Üniversiteler bilim ve akademik dünyanın kapılarıdır…
   Mesleki bölümler teknik ve iş dünyasının yükselen yapılarının anahtarlarıdır…
   Önemli olan kişinin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yönlendirilmesidir…
   Bizler bugüne kadar hep memur zihniyetinde yönlendirildik…
   Memur, öğretmen, mimar, mühendis, doktor olalım istedik…
   Bilinçsiz bir şekilde teknik bölümleri küçümsedik…
   Spor ve sanata yeterince önem vermedik…
   Bu anlayışın çağdaş ülkelerde yeri yok…
   Artık gerçeklerle ve çağın gerekleriyle yüzleşme zamanı…
   Benin çocuğum üniversite okuyacak, şu bu olacakla bir yere kadar…
   Değerlerimizi nasıl oldu da aktaramaz hale geldik?
   Ülkemizde son yıllarda önemsenen bir konu değerler eğitimi…
   Değerlerine, geçmişine sahip çıkmayan insanların artmasıyla gündem olan bir durum…
   Üzücü bir o kadar da ülkemiz adına düşündürücü…
   Değerlerinden uzaklaşan toplumlar için değerler eğitimi önemli bir ihtiyaç haline geldi mi?…
   “Hangi değerde hangi yöntemler kullanılmalı?” veya “Değerler eğitimi nasıl olmalı?”
   Bu soruların muhakkak bilimsel açıklamaları olmalı…
   Bunları bir kenara bırakıp sizlere şu soruyu yöneltmek istiyorum?
   Yüzyıllardır aktardığımız kültürümüzü, değerlerimizi nasıl oldu da aktaramaz hale geldik?
   Siyasi hırslar, teknolojik gelişmeler…
   Belki de bilgiye, değer görmekten daha çok önem verdiğimiz için böyle oldu…
   Albert Einstein “Başarılı olmaya değil, değerli olmaya çalışın!” sözünü boşuna söylememiş… Gerçekten de değerli olmak, insanların saygısını kazanmak, her şeyden önce insan olmak kolay değil…
   Salt bilginin iyi insan olabilmek için yeterli olmadığı gibi cehaletten daha zararlı hale gelebildiği de aşikar…
   Peki, değerler eğitimi okulda ders olarak verilebilir mi? Bu eğitimi teorik bilgi olarak aktarılması pek mümkün değil…
 

Mezunların yüzde 75.23’ü ‘üniversite’ dedi
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.