Futbol takımlarımızın son yıllarda iki temel anlayış içerisinde hazırlandığını ve bu düşünce paralelinde sezona hazırlandığını görüyorum. Bunlardan biri gelenekçi anlayış, yani motivasyon futbolu, diğeri ise bilimsel verileri kullanarak oyuncu özelliklerini belirleme ve sisteme dayalı oyun, yani organize futbol.
Son haftalarda ara arda kazanan Türk Ocağı’nın kendi evinde arka arkaya mağlubiyetlerle sarsılan Gönyeli’ye farklı yenilmesini bahsettiğim iki ekole göre değerlendirmek, ortaya çıkan sonucun sebebini anlamamıza yardımcı olur. Motive ederek oyuncuların hırsını yükseltmek, normal performanslarının üzerine çıkarma konusundaki gelenekçi anlayışı bu ülkede şu anda en iyi uygulayan isim Hasan Topaloğlu’dur. Bu yıl da ‘toplama’ usulü ile oluşturulan ama kaliteli isimleri içinde barındıran Türk Ocağı’nı bu geçiş sürecinde en iyi bu yolla ilerletebilirdi ve şu ana kadar bunu yaptı. Ancak cezalı olduğu maçı dışarıdan sessizce izlemesi, herhangi bir organizasyona sahip görünmeyen (veya varsa da bunu gösteremeyen) takımının modunun düşmesini getirdi. Maçın başından sonuna kadarki oyun içinde Mehmet Aylanç, Ahmet Coşkun ve Toingoli Tonbara dışındaki isimlerin performansları ‘çok kötü’ diye ifadelendirilebilir. Burada düşündürücü olan kötülerin yerine girenlerin de yetersiz oluşu. Ahmet Saygı ve Ali Özbahar çıkanlardan daha kötü performans gösterdi. Bir tek Ahmet Can’ın girişi orta alanda bir hareketlilik sağladı o kadar. Bu maçta Türk Ocağı belli ki rakibi yeteri kadar ciddiye alamamış, oyununu da süzememiş. Çünkü bunu yapsa ilk iş Okoli’nin koşu yollarını kapamak, onu besleyen faktörleri de kurutmak olurdu. Sadece Okoli’ye markaj uygulamak onu durdurmayı geçin kendi kendinizi 10 kişi bırakmaya kadar gider ki marke eden 2 savunmacısı da kırmızı kartın kıyısından döndü.
Motivasyon temelli Türk Ocağı’na karşı organizasyon işini belli başlı maçlarda çok iyi uygulayan Gönyeli, dün bunun en iyilerinden birisini hem de Sabri’siz yaptı. Sabri’nin sihirbazlıklarının olmadığı geçmiş birkaç maçta sistemin kilitlenmesi gerçeğini iyi gören teknik adam Emre Perçinci, bu sıkıntıyı çözme adına hafta içinde iyi çalıştı ve takımını da iyi çalıştırdı. Raif’in daha fazla sorumluluk alması, Folley’in de orta sahada etkisini paslarla birlikte artırması Okoli için uygun ortamı oluşturdu. Öne geçtikleri golden sonra her şey lehlerine gelişti. 60’ıncı dakikada erken bir kapanma yapıp rakibi tehlikeli şekilde üstlerine çektikleri 10 dakika hariç futbolun doğrularını sahaya yansıttılar ve önemli bir galibiyet aldılar.
Oyuna sonradan giren Fikret, kalede güven veren Kemal dikkatimi çeken önemli işlere imza attılar. Ancak takımın genelinin gösterdiği yüksek mücadele, yıldızların farkını ortaya çıkarmasını getirdi ki bu da Gönyeli’nin kazanmasındaki en önemli unsurdu.





Yorumlar kapalı.