Yeni bir hükümet-futbol gerginliği KTFF Başkanı Hasan Sertoğlu’nun açıklamaları ile başladı. Bir süreden beridir oluşan homurdanmalar, günün sonunda son derece sert eleştirilerle gün yüzüne çıktı. Başkan Sertoğlu, hükümetin sporun yapısını oluşturamaması, atamaları halen yapamaması, bu gecikmelerle yeni sezon öncesinde sahalar ve Spor-Toto gibi önemli olgularda aksaklıklar yaşandığını söyledi. Resmen kurulan bir hükümetin sürekliliği ve periyotları çok önemli spor gibi bir konuda bu kaplumbağa hızındaki performansı elbette ki eleştiri kaldırır. Sadece futbol değil, Dart Federasyonu Başkanı Gürtap Davutoğlu’nun da aynı noktaya işaret etmesi, durumun net izahıdır.
Kurulan koalisyon hükümetinin en ‘hilkat’ meselesi zaten sporda. Başbakanlık UBP’ye bağlıyken, bu yapıda sadece bir daireyi HP’ye vermek oldukça garip ve partinin spora yaklaşımında aksaklıklar yaşatacak bir durumdur. Cumhurbaşkanlığı gerginliği, Maraş tutarsızlığı, Özgürgün meselesi ile 1 ayda karşısına yeterince insan alan bir hükümetin şimdi kucağında bir de spor krizi var.
Krizin sadece söylemle kalmayacağı da aşikar. Ne diyor Sertoğlu, “Devlet katkısının artışını istiyoruz”. Bu ne demektir, hükümet bu artışı yapmazsa kriz kaosa dönecek.
Sertoğlu bu konuşmalarını KTFF Olağan Genel Kurulu’nda yaptı. İşin bir ayağında da Kulüpler Birliği var. Zaten böyle bir sert çıkış, kulüplerin desteği olmazsa olmaz. Kulüpler Birliği, haklarını savunma adına bu alanda ‘bir nefer’ addedilebilecek Arslan Bıçaklı’yı o yüzden başkan yaptı. Nitekim Bıçaklı da verilecek mücadele ile ilgili kararlılığını konuşmasında dile getirdi. (Yeri gelmişken konuşmasında spor basınının bir kısmı için yarı tehdit ifadelerini hoş karşılamadım. Bir habere yalan deseniz bile bunu düzeltmenin çeşitli yolları vardır.)
Yakında gündemi çok meşgul edeceğine inandığım diğer konuda ise kulüplerin devlet tarafından desteklenmesi gerektiğine, bahislerden gelen gelirlerin miktarının da arttırılarak kulüplere verilmesi gerektiğine inanıyorum. Ancak kulüplerin bunu har vurup harman savurmasına oldum olası karşıyım. Maalesef kulüplerimizin dini imanı transfer ve üst yapı takımı kurmak olduğundan dolayı bu paralar bazen çok aşırı derecede boşa harcanabilmektedir. Bugün maalesef milyona yakın bütçe ile sezon bitiren bazı kulüplerin lokallerinin derme çatma olduğu, tesislerinin olmadığı, altyapılarının 100 yediği bir gerçeklik içindeyiz.
“Gençliği ayakta tutan kulüplerdir” diyor sayın Sertoğlu. Eyvallah, ama kulüp demek para dökerek futbol takımı yaratmak değildir. Aslında sadece futbol demek de değildir. Gençliğe spor yaptırılacak futboldaki korkunç giderlerin aksine cüzi rakamlarla takım kurulabilecek, bünyesine bireysel sporcu katılabilecek o kadar çok branş var ki… Günümüz gerçekliğinde kulüpler sadece futbol, genelde de üst yapı takımı için yatırım yapmak istiyor. Ortaya da bu durum çıkıyor. Futbol daha popülerdir yeterli bir cevap olmaz, G. Gücü futbolda olumlu çok fazla habere konu olmazken, hentbol şubelerinin 4 kupalı başarısı tüm basının defalarca manşetlerini süsledi. Bu arada Kulüpler Birliği dediğime de bakmayın, o isminin kısası, esas isim KKTC Futbol Kulüpler Birliği! Yani sadece futboldaki kulüp haklarını savunmak için varlar. Halbuki gençliğe spor yaptırmak birincil hedefse, orta sıra bir Süper Lig kulübünün bütçesi 3 federasyonun bütçesine denktir ki bu da söylemlerinin altını doldurmayacak bir örnek olarak ortaya çıkar.
Bir diğer önemli konu ise kulüplerde azalan disiplin anlayışlarıdır ki ben bu konuda hassas olduğunu bildiğim Bıçaklı ve yönetiminden adım atmalarını bekliyorum. Kulüplerin çatıları altında yer alan takımların futbolcularının genç nesillere örnek olmasını sağlayacak bir çalışma yaparak etik duruşa da önem vermeleri yararlı olacaktır. Örneğin dünyada sanırım elde bira ile kutlama yapan bir tek bizim futbolcularımızdır ve bu ayıbı artık ortadan kaldırmanın zamanı gelmiştir. Bu ve bunun gibi tepki çeken bazı lakaytlıkların ortadan kaldırılması futbolumuzun saygınlığını da yükseltecektir.
Netice itibarı ile KTFF ve Kulüpler Birliği’nin hükümetin spor yönetiminde oluşturduğu garip duruma karşı oluşturdukları karşı duruşu destekliyor, devlet katkısını artırma taleplerini doğru buluyor, ancak katkıların daha doğru şekilde kullanılmasının gelecek adına hayati olduğunu düşünüyorum.
Son olarak Futbol Federasyonu’na başkan adaylığı için 3 yıllık yöneticilik şartının tüzük değişikliğiyle onaylanmasının anlamsız olduğunu düşünüyorum. Çok kulübün yöneticisinin günü ve kısa vade hedefleri düşündüğü bir yerde bu önemli mevkiyi kısıtlı insanın yapmasını istemek çok demokratik bir anlayış değildir. Hele de kulüplerimize yeni üye olan ve yöneticilik yapmamış kişiler kulüp başkanı seçilebilirken böyle bir karar üretilmesi inanılacak gibi değil…





Yorumlar kapalı.