Kâğıt üstünde iddiası olmayan iki takımın maçının ‘bir formalite’ diye algılanamayacağını sevinerek gördük. 90 dakika boyunca iki takımın yüksek motivasyonu, hırslı futbolları ile birleşince kıran kırana bir maça şahit olduk.
Çetinkaya’da Cenk’in, Yeşilova’da da Esin’in eski takımlarına karşı oynayacak olmaları, takımlarının tamamına da ekstra motivasyon sağladı. Buna göreve kısa süre önce gelen iki teknik adam, Toygar Davulcu ve Derviş Kolcu’nun başarı arzuları eklenince, ortaya da iddialı birçok maçı aratmayacak kalitede bir oyun çıktı.
Kötü saha şartları nedeni ile pas yaparken bile ürkek davranmak zorunda olan Yeşilova için Karaoğlanoğlu Sentetik Sahası daha pozitif futbol oynamalarına olanak verdi. Ayağa pas yapma ve topla depar atmaya yatkın oyuncu sayısı fazla olan takımlar böylesi düzgün zeminlerde daha iyi iş yapar, nitekim de öyle oldu. Özellikle Hamis’in hücum bölgesindeki top dağıtımları yedikleri gole kadar yeşil-beyazlılara önemli fırsatlar yarattı. Attıkları gol son dönemlerdeki en organize gollerden biriydi. Öne geçtikten sonra rahatlayan Yeşilova ikinci golü bulup maçı koparabilecek fırsatları cömertçe harcadı. Yedikleri golden sonra oyundan düşmeleri, Hamis’in çıkışı ile hücumdaki etkinin azalması ile bir puana razı oldular.
Yeşilova için en önemli kazanımlardan birisi kuşkusuz ki eski gol kralı Esin Sonay. Esin’in üstüne koyarak ilerlemesi, bu maçta da sürdü. Oyuncunun gücü yükselirken, hava toplarındaki çekingenliği de azaldı.
Çetinkaya ise beraberliği bulduğu maçta Samet ile yüzde yüz bir golü kaçırmasa 3 puanla Lefkoşa’ya dönebileceği bir maç oynadı. İlk yarıda etkileri çok fazla olmadı, ancak mücadeleden de geri durmadılar. İkinci yarıda yapılan değişiklikler takıma yaradı. Mete’nin girişi hücuma heyecan getirdi, zaten golün de asistini yaptı. Behiç’in oyundan alınması sonrasında Burak’ın stopere geçmesi ve Batuhan’ın ön liberoda görev almaya başlaması oyun kontrolünün Çetinkaya’ya geçmesini sağladı. Kötü performansı ile eleştirilen Amani havada dönerek çok klas bir kafa golü atarak sarı-kırmızılılara oynadığı oyunun hakkını getirmiş oldu.
Çetinkaya’da iki kritik müdahalesi ve görev bilinci ile Tunç öne çıkan isim oldu. Kaleci Cenk de kalesinde güven veren iyi bir performans çizdi.
Maçta herkes motiveydi, ancak bir tek hakem böyle bir motivasyon içinde değildi. Hakem yorum yanlışı yapabilir, hata da yapabilir, buna sözüm yok. Ancak bir hakem bu kadar korkarak maç yönetemez. 35’te Binya’nın yaptığı hareket ikinci sarı karttan kırmızı kart, 69’da Amani’nin golünden önce Mejdi’ye yapılan hareket net faul. Bunlar oyunun kaderini etkileyen önemli hatalar. Buna bir de gözünün içine bakarak oyuncuların yaptığı küfürleri eklemek gerekiyor. Hüseyin Özkan’a bir tavsiyem olacak, ‘nasıl alıştırırsan öyle gider’. Futbolcuların sana ve yardımcılarına bu hareketleri beni rahatsız eder ve seni etmezse, ilerleyen maçlarda bunun dozunu arttırıp elinden düdüğü de alıp çalmaya çalışırlar…





Yorumlar kapalı.