Sanem Koç

Çocuğum, korkuyorum, çaresizim





Yaşanılan şiddet (fiziksel, ekonomik, psikolojik, cinsel, mobbing) konularında kişileri medya yoluyla bilgilendirmeyi hedeflediğim bu sayfada paylaştığım tüm konular gerçek yani yaşanmıştır. Kişiler yaşadıkları şiddeti, hangi aşamalardan geçtiklerini ve sonucunda ne olduğunu bizlerle paylaşıyor. Yaşanmış örneklerden yola çıkarak; bu durumda olan veya olunması halinde kişilere izleyebilecekleri yolların neler olduğu uzman gözüyle gösterilecek. Yaşadıklarını bizlerle paylaşarak başkalarına yol göstermek, ışık tutmak isteyen kişiler, email veya facebook aracılığıyla benimle iletişime geçebilirler.
 

Her şeyi şiddetle çözebileceğini düşünen bir anne… Fiziksel ve psikolojik şiddetle büyüyen çocuklar… Ruhlarında derin yaralar açılan daha niceleri…
 

Bu yaşanmış hikâyemizde çocukluğunda yaşadığı fiziksel ve psikolojik şiddeti bizlerle paylaşan direnişçi bir erkek var. Yazımızda gerçek isimleri değil rumuz kullandığımızdan, hikâyesini bizlerle paylaşan kişiden “Demir” olarak bahsedeceğiz…
   Kavga ve huzursuzluğun hâkim olduğu bir aile ortamında büyüyen Demir, annesinden gördüğü fiziksel ve psikolojik şiddeti, kardeşiyle beraber maruz kaldıkları şiddetin etkilerini bizlerle paylaşıyor. Şu anda bile birçok çocuğun benzer kötü deneyimler yaşamaya sessizce devam ettiğine dikkat çekmek isteyen Demir’in hikâyesini gelin kendi ağzından dinleyelim:

 

Sağlıksız evlilik

   Annemle babam genç yaşta evlendiler ve genç yaşta anne ve baba oldular. Ben ve küçük kardeşimle beraber dört kişilik çekirdek bir aileydik. Kendimi bildim bileli evde huzur yoktu, hep kavga ve huzursuzluk hâkimdi. Annem sinirlenince bizi döverdi. Babamdan sadece bir kere dayak yedim. Bu sağlıksız evlilik biz biraz büyüyene kadar devam etti, sonra da boşandılar.
   Babam, kardeşim ve benim evdeki huzursuz ortamda büyümememiz için bu kararı aldığını açıkladı. Boşanacaklarını ilk duyduğumda üzülsem de, babamın bu açıklamasından sonra düşüncesini haklı buldum. Fakat zaman geçtikçe her şey daha da kötüye gitmeye başladı. Annem daha da sinirli bir kadına dönüştü ve daha çok şiddet uygulamaya başladı. Her sorunu veya sorun olarak gördüğü şeyi şiddetle çözebileceğini düşünüyordu.

 

Tehdit yoluyla
 

Kardeşimin de, benim de sinirlerimiz ve psikolojimiz bozuktu. Boşandıktan sonra babamla da uğraşmaya devam ettiğinden, babam çareyi kaçmakta buldu. O da bizden uzakta yaşıyordu ve düzenli görüşemiyorduk ama her gün telefonda konuşuyorduk. Babam görüşmek için geldiğinde ise annem bizi görüştürmek istemiyor, zorluk çıkarıyor, mazeretler yaratıyordu.
   Kardeşim yaşadığı psikolojik ve fiziksel şiddetten dolayı altına kaçırıyordu ve bu durum gün içinde de olabiliyordu. Annem bu duruma çözüm üretmek yerine tehdit yoluyla kardeşimin altına kaçırmasına engel olacağını düşünüyordu. “Eğer bir daha altına kaçırırsan, seni çok kötü döverim” diyerek kardeşimi korkutmaya çalışıyordu. Bir gün kardeşim eve telaşla geldi, yine altına kaçırmıştı ve çok korkuyordu. Annem evde yoktu, o da çözüm olarak iç çamaşırını sakladı.
   Birkaç gün sonra annem kirli iç çamaşırını buldu ve evde bir kıyamet koptu. Annem o kirli iç çamaşırını zorla kardeşimin ağzına soktu ve yemesini söyledi. Kardeşim o gün hasta oldu ve hastaneye kaldırdık. Birkaç gün hastanede kaldı ama bizi sürekli tehdit ettiğinden kimseye bir şey söyleyemiyorduk. Ondan çok korkuyorduk, söylediği her şeyi yapabilirdi.

 

Saplanan çatal, kanayan burun
 

Geçmiş olayları hatırlarken aklıma ilk gelenleri sizlerle paylaşıyorum. O kadar çok şey yaşadık ki, zaten hepsini yazmaya bu sayfa yeterli gelmez. Bir gün yemek masasında oturuyoruz ve o gün pişen yemeği yemek istemedim. Çocuğum sonuçta ve canım o gün sulu yemek istemiyordu. Yemek yemek istemeyen bir çocuğa ne yapılabilir? Siz olsanız ne yapardınız? Annem sinirle elindeki çatalı rastgele bana savurdu. Çatal koluma denk geldi, daha doğrusu saplandı. Halen daha kolumda üç tane delik var ve neyse ki koluma denk geldi. Gözüme de denk gelebilirdi. O sırada gözü döndüğünden, çatalı nereye saplayacağını seçecek durumda değildi.
   Bir gün kardeşim, arkadaşlarım ve kuzenlerim kalabalık bir grup olarak futbol oynuyoruz. Maç devam ederken annem geldi ve gitmemiz için bize bağırmaya başladı. Kardeşim ve ben biraz daha kalmak istediğimizi söyleyince de, herkesin içinde ikimizi de burnumuzdan kan gelene kadar dövdü. Teyzem ve kızı araya girerek durdurmaya çalışıyordu. Ama annem onlara da saldırdı ve “Benim çocuklarım, istediğimi yaparım, istersem döverim, siz karışamazsınız” diye bağırıyordu. Anlayacağınız, şiddetten kurtulma şansımız yoktu çünkü hakkı olduğunu düşünüyordu. Yardım etmeye çalışanlara da tepki gösteriyordu.

 

Evde istemiyordu
 

Evin içinde ve dışında sürekli bir baskılama, şiddet ve cezalandırma vardı. Bizi bu şekilde kontrol altında tutmaya çalışıyordu. Kardeşim daha küçük ve hassas bir yapıda olduğundan, o daha da kötü etkileniyordu. Altına kaçırmaya devam ediyor, yalnız başına uyuyamıyor, korkuyordu. Beraber uyuyorduk. Annem bunu bildiğinden, ceza olarak onu yalnız başına odaya kilitliyordu. Kardeşimin ruh halini siz düşünün…
   Babam, bizi almak istediğinde de yabancı ülkeye kaçırdı. Kaçırdı diyorum çünkü babam, bizim için bir şeyler yapmaya çalıştığında, apar topar Kıbrıs’ı terk ettik. Orada yaşamaya başladığımızda hayatına biri girdi ve o adamla evlenmeye karar verdi. Ve hayatımız tekrar değişmeye başladı. Çünkü annemin dediğine göre, adam bizi istemiyordu. Yani kardeşim ve benim evden gitmemiz gerekiyordu. Daha da açık ifadeyle, reşit olmayan öz çocuklarını evde istemiyordu, bu süreçte başımıza ne geleceğini de umursamıyordu.

 

Benzer şeyleri yaşayan çocuklar
 

Bu şekilde annemden ayrıldık ve bizi kendi isteğiyle babamızın yanına, Kıbrıs’a gönderdi. Şimdi geriye dönüp baktığımda, aslında annemin akıl sağlığının yerinde olmadığını anlıyorum. Normal bir insanın yapmayacağı, yapamayacağı her şeyi yaşattı bize. Bu izleri ömrüm boyunca taşıyacağım.
   Şu anda, aile içinde şiddete uğrayan, psikolojisi bozulan, travmatik bir çocukluk yaşayan, yani benimle benzer kötü deneyimleri yaşayan birçok çocuk var. Biz ne yapacağımızı bilemiyor, bir çözüm yolu bulamıyorduk. Ki bence, şimdi de çocuklar yaşadıkları şiddet karşısında ne yapabileceklerini bilmiyor. Ya da dışarıdan buna şahit olan kişiler nasıl yardımcı olabileceğini bilemiyor.
   Bir çocuğun annesini ve babasını şikâyet etmesi çok zor. Ama bu şiddeti durduracak bir sistem olmalı ya da yaratılmalı. Ruhumuzda derin yaralar bırakan şiddetten, belki de öldürülmekten kardeşim ve ben bir şekilde kurtulmayı başardık. Ama bu kurtuluş tüm çocuklar için geçerli değil maalesef. Ve şimdi, kapalı kapılar ardında şiddetle yaşama devam ediyorlar.

 

ÖNERİ KÖŞESİ

Çocukları şiddetten kurtarmak için ne yapılabilir?

   Avukat Cansu Nazlı çocukları şiddetten kurtarmak için izlenebilecek yollarla ilgili bizlere bilgi veriyor.

Sosyal hizmetlere yardım talebi
   Böyle bir durumda çocukların ihmal ve istismara maruz kalındığına dair gerek kendileri gerekse 3. şahıslar, bir komşu ya da aile dostu da dahil olmak üzere, ALO 183 İhbar Hattı’na çocukların durumuyla ilgili ihbarda bulunarak, Sosyal Hizmetler Dairesi’nin konuya müdahil olması sağlanabilir.

 

Polise şikayet
   Bunun dışında Ceza Yasamıza göre, anne ya da baba bakım ve gözetimi altında bulunan 14 yaşından küçüklerin hayati gereksinmelerini karşılamakla görevlidir ve bu görevi yerine getirmede gösterdiği herhangi bir ihmal nedeniyle, çocuğun aciz veya çaresiz olup olmadığına bakılmaksızın çocuğun hayat ve sağlığı ile ilgili olarak doğacak herhangi bir sonuçtan sorumlu olur.
   Ceza Yasası’nda böyle bir düzenleme bulunulduğundan ihmali ile, çocuğun hayatı ve sağlığında doğacak zarardan sorumluluğu olduğu belirtildiğinden polise şikayette bulunulabilir. Bu eylemi gerçekleştirdiği anda kişinin akli melekeleri yerinde değilse cezai sorumluluğu doğmaz ancak bunu akıl hastalığından kaynaklandığının ispatı gereklidir.

 

Velayetin değiştirilmesi için

Aile Mahkemesi’ne başvuru
 

Velayeti üzerinde bulunduran tarafın çocuklarına bakacak denli akıl sağlığıyla ilgili bir sorun varsa ya da böyle bir sorun olmadan da velayetinde bulunan çocuklara şiddet uygulanıyorsa, diğer taraf çocukların velayetinin kendisine verilmesini Aile Mahkemesi’ne başvurarak talep edebilir.
   Mahkeme böyle bir durumda çocukların durumuyla ilgili Sosyal Hizmetler Dairesi’nin rapor hazırlamasını emredebilir. Bu rapor ışığında ve tarafların sunduğu şahadeti de göz önüne alarak Mahkeme talebi değerlendirerek velayet konusunu karara bağlar.

 

Çocuğum, korkuyorum, çaresizim
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.