Yrd.Doç.Dr.Erdoğan Saraçoğlu

Sivil şiir anlayışının öncüsü Ece Ayhan





Yaşam öyküsü
   1931 yılında Datça/Muğla’da dünyaya geldi. Ayşe Hanım ile Datça malmüdürlerinden aslen Gelibolulu olan Behzat Çağların oğludur. İlk adı Ece Ayhan Çağlardır.
   Ece Ayhan, yazmanın tadına erken varmış şairlerdendir. Öyle ki, şiire merak sardığında henüz ortaokul sıralarındaydı. İlk şiir denemelerini yaptığı bütün yazılarda bile bir gün, hep yazacağı, iyi bir şair olacağı aslında belliydi. Üniversitede ‘Lautreamont, Apollinairo ve Rimburd’un ‘ eserlerini, orijinal metinlerden okuyarak şiir anlayışına yön vermişti. Çünkü ileride İkinci Yeni için Cemal Süreya, Sezai Karakoç gibi isimlerin yanına Ece Ayhan da eklenecekti.
   Üniversiteyi bitirdikten sonra maiyet memurluğunda stajını tamamladı ve kaymakamlık kursunu bitirdi. 1962’de Deniz Hafize Hanım ile evlendi ve Gürün’de (Sivas) kaymakamlık yaptı. 1963’te Alaca’da (Çorum) kaymakamlık ve belediye başkanlığı görevlerinde bulundu. Aynı yıl tek çocuğu olan Ege dünyaya geldi. Askerliğini yedek subay olarak yaptıktan sonra Çardak (Denizli) kaymakamlığına atandı.
   1966’da emekliye sevk edilmesi üzerine İstanbul’a gitti. Meydan-Larousse ansiklopedisinde çalıştı. Sinamatek’te ve Yeni Sinema Dergisi’nde müdürlük yaptı; kısa bir süre Ağaoğlu ve E Yayınları’nda redaktör olarak çalıştı. Hastalığı üzerine gittiği İsviçre’de iki buçuk yıl kaldı. Zürih’te beyin ameliyatı geçirdi. Daha sonra yurda döndü. Ancak rahatsızlığı geçmemişti. 12 Temmuz 2002’de Eşref Paşa Hastanesi’nde öldü. Cansız bedeni 16 Temmuz 2002’de Çanakkale Eceabat ilçesi, Yalova köyünde toprağa verildi.

 

Sanat anlayışı
   Ece Ayhan’ın ilk şiiri Şubat 1954’te Türk Dili’nde çıktı. Varlık, Yenilik, Pazar Postası, Seçilmiş Hikâyeler, a ve Yeditepe dergilerinde yayımladığı şiirleriyle adını duyurdu. Edebiyat çevrelerince II. Yeni şairleri arasında gösterildiyse de kendisi bu tanım yerine, “sivil şiirin temsilcisi “ olmayı yeğlediğini belirtti. Kendisine özgü imge dünyası, dil ve anlatımıyla çağdaş şiirin ustaları arasında kabul edildi.
   1959’da ‘Kınar Hanımın Denizleri’ adını verdiği ilk şiir kitabı çıkınca, şiirleri büyük ilgi gördü. Çünkü kendine has bir havası vardı Ece Ayhan’ın. Şiirleri, akıllıca göndermelerle doluydu. Düşünceleri o kadar çok ilgi çekiyordu ki, II. Yeni akımının en çok tartışılan isimleri arasındaydı. Bir yandan da tavırları öylesine özgüydü ki, sözcükleri cümle içinde evirip çeviriyor ve yeni bir şiir tarzı çıkarıyordu ortaya. Ölüm ve arzu olgularını birleştirmeyi iyi bilmiş ve karamsar bakış açısında bir hamur gibi yoğurarak yazıyordu.           
   Ece Ayhan yeni tarihî bir bakış açısıyla toplumu etkileyen olayları kendince yorumladı. Birçok şiir bu yorumlardan doğmuştur. Resmi şiir dilinin karşısına ‘sivil şiir’ diliyle çıkmayı amaç edindi. Fakat hayata ve sanata egemen resmi dille bu savı gerçekleştirmek mümkün olmadı. Bu yüzden sivil dil arayışı muhalif dile dönüştü. Şiirlerinde gerçeküstü ögeler kullandı. Sokak yaşantısını hiçbir sansüre tabi tutmadan şiire soktu
   Ece Ayhan, kendisinden sonraki kuşağı etkileyen şairlerden biri olmuştur. Özellikle hayata ve sanata egemen düzenle dil aracılığıyla çatışması, şiire yeni anlatım olanakları getirmiştir. Bununla birlikte kolay okunan bir şair değildir. Şiirlerinin lirizmi eksik, anlam dizgesi kırık, göndermeleri geniş olduğu için okur kitlelerine kapalıdır.
   Ece Ayhan Yort Savul adlı şiirinin çözümlemesi.
  

YORT SAVUL
 

Atlasları getirin! Tarih atlaslarını!

En geniş zamanlı bir şiir yazacağız.
Harbi karşılık verecek ama herkes
Göğünde kuş uçurtmayan şu üç soruya:
Bir, yeryüzünde nasıl dağılmıştır
Tarihi düzenden okumaya ayaklanan çocuklar?
İki, daha yavuz bir belge var mıdır ha
Gerçeği ararken parçalanmayı göze almış yüzlerden?

 

Üç, Boğaziçi bir İstanbul ırmağıdır
Nice akar huruç ales sultanlarda bayraksız davulsuz?
Nerede kalmıştık? Tarihe ağarken üç ağır yıldız
Sürünerek geçiyor bir hükümet kuşu kanatları yoluk
Çocuklar ile bile muhbirler! Ve bütün ahali!
Hep birlikte, üç kez, bağırarak, yazınız
Kurşunkalemle de olabilir
Yort Savul!

 

   “Yort Savul” eskiden padişahların bir sokaktan, çarşıdan geçerken korumalarının kafilenin önünden yürüyerek yol açarken söyledikleri naradır. Çekilin, savulun, yol açın anlamında bir ihtar ve emirdir. Sanatını sivil bir şiir kurmak üstüne adamış olan Ece Ayhan, bu şiirine işte böyle bir resmî sloganla başlar.
   Şiirde, bu şiirin oluşumu için sorulması gereken üç soruya doğru ve mertçe karşılık verilmesini ister. Bu soruların ilki, tarihi düzenden okumaya ayaklanan çocukların yeryüzünde nasıl dağıtıldığına dairdir. Tarihi düzenden okumaya ayaklanan çocuklar söz grubuyla şair düzen karşıtı zümreleri kastetmektedir. Tarih okumak için değil, tarih yapmak üzere ayaklanan çocuklardır bunlar. Tarihi düzenden okumak, anlatılan, yorumlanan resmi tarih tezlerine ve anlayışlarına bir karşıtlık getirmektedir. Asilerin tarihi gayri resmi tarihtir.
   Şair bu kez tarihi yapan çocuklar üzerinde durur. Bunlar gerçeği ararken parçalanmayı göze almışlardır. Bu yüzden yüzlerindeki mücadele izleri yaşadıklarının en açık belgeleridir. Savaşçıların beden ya da yüzlerindeki izler onların yürüttükleri mücadelenin belgeleridir.
   Daha sonra şair, bir şiir alanı olarak İstanbul’a göndermede bulunur. Buna göre Boğaziçi bir İstanbul ırmağıdır. Bayraksız, davulsuz nice sultanlarla dışarıya akar durur. Böylece şair, sivil İstanbul’a göndermede bulunur.
   Şairin üç ağır yıldız dediği, sorduğu üç sorudur. Onlar bu sorularla meşgulken resmi tarihin yapıcısı hükümete ait kanatları yoluk bir kuş yeni bir muhbir geçmektedir. Kuşun kanatlarının yoluk olması bir hükümet tasarrufudur. Hükümet bu muhbiri kendi istediği biçime sokmuştur. Böylelikle her defasında sivil-resmi karşıtlığını kaşıyan şair, bir sivil meydan okumaya varır. Çocuklar, muhbirler ve bütün ahali bir sivil yürüyüşün önünü açacak eylemin provasını yaparlar. Şimdilik kullandıkları enstrüman kalem ve kağıttır. Fakat yazacakları söz yine resmi bir ‘açılın, savulun’dan başkası değildir. “Yort Savul.”
   Kısaca özetleyecek olursak, sanatını sivil bir şiir anlayışına egemen kılmak arzusu üzerine inşa eden Ece Ayhan’ın şiirlerinde, eleştiri ve kara mizah hatta kışkırtma vardır. Şiirlerinde karşı çıktığı konular hakkında bir teklif getirdiğine rastlamadık. Bu bakımdan sivil dilin, sivil şiirin ve sivil devletin oluşturulabilmesi için bir sivil teklifin de olması gerekirdi. Ece Ayhan’da bu ne yazık ki eksiktir.

 

Sivil şiir anlayışının öncüsü Ece Ayhan
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Yrd.Doç.Dr.Erdoğan Saraçoğlu

Sivil şiir anlayışının öncüsü Ece Ayhan





Yaşam öyküsü
1931 yılında Datça/Muğla’da dünyaya geldi. Ayşe Hanım ile Datça malmüdürlerinden aslen Gelibolulu olan Behzat Çağların oğludur. İlk adı Ece Ayhan Çağlardır.
Ece Ayhan, yazmanın tadına erken varmış şairlerdendir. Öyle ki, şiire merak sardığında henüz ortaokul sıralarındaydı. İlk şiir denemelerini yaptığı bütün yazılarda bile bir gün, hep yazacağı, iyi bir şair olacağı aslında belliydi. Üniversitede ‘Lautreamont, Apollinairo ve Rimburd’un ‘ eserlerini, orijinal metinlerden okuyarak şiir anlayışına yön vermişti. Çünkü ileride İkinci Yeni için Cemal Süreya, Sezai Karakoç gibi isimlerin yanına Ece Ayhan da eklenecekti.
Üniversiteyi bitirdikten sonra maiyet memurluğunda stajını tamamladı ve kaymakamlık kursunu bitirdi. 1962’de Deniz Hafize Hanım ile evlendi ve Gürün’de (Sivas) kaymakamlık yaptı. 1963’te Alaca’da (Çorum) kaymakamlık ve belediye başkanlığı görevlerinde bulundu. Aynı yıl tek çocuğu olan Ege dünyaya geldi. Askerliğini yedek subay olarak yaptıktan sonra Çardak (Denizli) kaymakamlığına atandı.
1966’da emekliye sevk edilmesi üzerine İstanbul’a gitti. Meydan-Larousse ansiklopedisinde çalıştı. Sinamatek’te ve Yeni Sinema Dergisi’nde müdürlük yaptı; kısa bir süre Ağaoğlu ve E Yayınları’nda redaktör olarak çalıştı. Hastalığı üzerine gittiği İsviçre’de iki buçuk yıl kaldı. Zürih’te beyin ameliyatı geçirdi. Daha sonra yurda döndü. Ancak rahatsızlığı geçmemişti. 12 Temmuz 2002’de Eşref Paşa Hastanesi’nde öldü. Cansız bedeni 16 Temmuz 2002’de Çanakkale Eceabat ilçesi, Yalova köyünde toprağa verildi.

 

Sanat anlayışı
Ece Ayhan’ın ilk şiiri Şubat 1954’te Türk Dili’nde çıktı. Varlık, Yenilik, Pazar Postası, Seçilmiş Hikâyeler, a ve Yeditepe dergilerinde yayımladığı şiirleriyle adını duyurdu. Edebiyat çevrelerince II. Yeni şairleri arasında gösterildiyse de kendisi bu tanım yerine, “sivil şiirin temsilcisi” olmayı yeğlediğini belirtti. Kendisine özgü imge dünyası, dil ve anlatımıyla çağdaş şiirin ustaları arasında kabul edildi.
1959’da ‘Kınar Hanımın Denizleri’ adını verdiği ilk şiir kitabı çıkınca, şiirleri büyük ilgi gördü. Çünkü kendine has bir havası vardı Ece Ayhan’ın. Şiirleri, akıllıca göndermelerle doluydu. Düşünceleri o kadar çok ilgi çekiyordu ki, II. Yeni akımının en çok tartışılan isimleri arasındaydı. Bir yandan da tavırları öylesine özgüydü ki, sözcükleri cümle içinde evirip çeviriyor ve yeni bir şiir tarzı çıkarıyordu ortaya. Ölüm ve arzu olgularını birleştirmeyi iyi bilmiş ve karamsar bakış açısında bir hamur gibi yoğurarak yazıyordu.       
Ece Ayhan yeni tarihî bir bakış açısıyla toplumu etkileyen olayları kendince yorumladı. Birçok şiir bu yorumlardan doğmuştur. Resmi şiir dilinin karşısına ‘sivil şiir’ diliyle çıkmayı amaç edindi. Fakat hayata ve sanata egemen resmi dille bu savı gerçekleştirmek mümkün olmadı. Bu yüzden sivil dil arayışı muhalif dile dönüştü. Şiirlerinde gerçeküstü ögeler kullandı. Sokak yaşantısını hiçbir sansüre tabi tutmadan şiire soktu
Ece Ayhan, kendisinden sonraki kuşağı etkileyen şairlerden biri olmuştur. Özellikle hayata ve sanata egemen düzenle dil aracılığıyla çatışması, şiire yeni anlatım olanakları getirmiştir. Bununla birlikte kolay okunan bir şair değildir. Şiirlerinin lirizmi eksik, anlam dizgesi kırık, göndermeleri geniş olduğu için okur kitlelerine kapalıdır.
Ece Ayhan Yort Savul adlı şiirinin çözümlemesi.

 

YORT SAVUL
 

Atlasları getirin! Tarih atlaslarını!
En geniş zamanlı bir şiir yazacağız.

Harbi karşılık verecek ama herkes
Göğünde kuş uçurtmayan şu üç soruya:
Bir, yeryüzünde nasıl dağılmıştır
Tarihi düzenden okumaya ayaklanan çocuklar?
İki, daha yavuz bir belge var mıdır ha
Gerçeği ararken parçalanmayı göze almış yüzlerden?

 

Üç, Boğaziçi bir İstanbul ırmağıdır
Nice akar huruç alessultanlarda bayraksız davulsuz?
Nerede kalmıştık? Tarihe ağarken üç ağır yıldız
Sürünerek geçiyor bir hükümet kuşu kanatları yoluk
Çocuklar ile bile muhbirler! Ve bütün ahali!
Hep birlikte, üç kez, bağırarak, yazınız
Kurşunkalemle de olabilir
Yort Savul!

 

“Yort Savul” eskiden padişahların bir sokaktan, çarşıdan geçerken korumalarının kafilenin önünden yürüyerek yol açarken söyledikleri naradır. Çekilin, savulun, yol açın anlamında bir ihtar ve emirdir. Sanatını sivil bir şiir kurmak üstüne adamış olan Ece Ayhan, bu şiirine işte böyle bir resmî sloganla başlar.
Şiirde, bu şiirin oluşumu için sorulması gereken üç soruya doğru ve mertçe karşılık verilmesini ister. Bu soruların ilki, tarihi düzenden okumaya ayaklanan çocukların yeryüzünde nasıl dağıtıldığına dairdir. Tarihi düzenden okumaya ayaklanan çocuklar söz grubuyla şair düzen karşıtı zümreleri kastetmektedir. Tarih okumak için değil, tarih yapmak üzere ayaklanan çocuklardır bunlar. Tarihi düzenden okumak, anlatılan, yorumlanan resmi tarih tezlerine ve anlayışlarına bir karşıtlık getirmektedir. Asilerin tarihi gayri resmi tarihtir.
Şair bu kez tarihi yapan çocuklar üzerinde durur. Bunlar gerçeği ararken parçalanmayı göze almışlardır. Bu yüzden yüzlerindeki mücadele izleri yaşadıklarının en açık belgeleridir. Savaşçıların beden ya da yüzlerindeki izler onların yürüttükleri mücadelenin belgeleridir.
Daha sonra şair, bir şiir alanı olarak İstanbul’a göndermede bulunur. Buna göre Boğaziçi bir İstanbul ırmağıdır. Bayraksız, davulsuz nice sultanlarla dışarıya akar durur. Böylece şair, sivil İstanbul’a göndermede bulunur.
Şairin üç ağır yıldız dediği, sorduğu üç sorudur. Onlar bu sorularla meşgulken resmi tarihin yapıcısı hükümete ait kanatları yoluk bir kuş yeni bir muhbir geçmektedir. Kuşun kanatlarının yoluk olması bir hükümet tasarrufudur. Hükümet bu muhbiri kendi istediği biçime sokmuştur. Böylelikle her defasında sivil-resmi karşıtlığını kaşıyan şair, bir sivil meydan okumaya varır. Çocuklar, muhbirler ve bütün ahali bir sivil yürüyüşün önünü açacak eylemin provasını yaparlar. Şimdilik kullandıkları enstrüman kalem ve kağıttır. Fakat yazacakları söz yine resmi bir ‘açılın, savulun’dan başkası değildir. “Yort Savul.”
Kısaca özetleyecek olursak, sanatını sivil bir şiir anlayışına egemen kılmak arzusu üzerine inşa eden Ece Ayhan’ın şiirlerinde, eleştiri ve kara mizah hatta kışkırtma vardır. Şiirlerinde karşı çıktığı konular hakkında bir teklif getirdiğine rastlamadık. Bu bakımdan sivil dilin, sivil şiirin ve sivil devletin oluşturulabilmesi için bir sivil teklifin de olması gerekirdi. Ece Ayhan’da bu ne yazık ki eksiktir.

 

Sivil şiir anlayışının öncüsü Ece Ayhan
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.