Kendi adıma; Kuzey’deki toprak varlığının akıl almaz bir hızın hoyratlığında, sorumsuzluğunda ve aidiyetsizliğinde satılmalarına ve özellikle “yabancılar” üzerine geçmesine, karşıyım.
Son yıllarda, giderek daha da artan bu “toprak satışlarından” ülkem ve çocuklarımızın geleceği adına ciddi bir endişe duyuyor, gün gele “yatacak bir mezar yeri bile” bulamayacağımızı düşünenler arasındayım…
“Adalı” olduğumuz doğrudur fakat Kıbrıslı Türkler olarak “yarım adalı” olduğumuz da en somut gerçeğimiz…
Topraklarımızın eni belli, boyu belli!
Ve ne kadar acıdır ki…
Yüzyıllardan beri “tarım arazisi” olan topraklarımız bile üretimden koparılmış, Karpaz’dan Lefke’ye değin betonlaştırılmış ve yalnızca Mağusa – Lefkoşa yolu üzerindeki topraklar inanılmaz bir hızla araba satış galerilerine dönüştürülmüş durumdadır…
Çok merak ediyorum…
Tarım Bakanlığımız bu konuda, ne düşünüyor acaba?
Çünkü bu tarım arazilerimizin büyük bir kısmı, artık, tarım bakanlığının sorumluluğundan çoktan çıkmış – çıkartılmış üretim alanları…
Araba satış galerileri için, tarım arazisi olmayan başkaca alanlar vermek, çok mu zor?
Peki ya bu tarım arazileri, daha Federe Devlet döneminden birilerine “alınız, işleyiniz, ekiniz biçiniz, üretime katkı sağlayınız” denilerek, verilmedi mi?
Yüzlerce yıllık dere yataklarına kadar bir betonlaşma, bir taşlaşma…
Tıpkı çoklarımızın, kalpleri gibi!
* * *
Sanırım; son üç yıldan beri bu köşede yer alan, en kısa köşe yazım olacak bu…
Çünkü gerçekten, bu yaşanılan hoyratlıklardan ve aidiyetsizliklerden, ülkem adına, devletim adına, gelecek yıllarımız adına çok büyük bir keder ve endişe duymaktayım…
* * *
İki gün önceki köşe yazımda, Kıbrıs Rum yönetiminin, Kuzey’de kalan topraklarıyla ilgili başlatmış olduğu yasal sürece, tutuklama kararlarına değinmiştim…
Rum haber kaynaklarından alınan bu bilgilerde, bazı cümleler, bana göre son derece dikkat çekici ve mutlak surette üzerinde durulması – sorgulanması gereken cümlelerdir.
Şimdi o cümleleri, altlarını çizerek, bir kez daha okumalıyız…
* * *
Ne demişti, Geçitkale bölgemizden sorumlu, Geçitkale Belediye Başkanı Pieris Gipsiotis:
– “Verileri edindiğimizde konuyu takip edeceğiz ve gerekli şikayetleri yapacağız. Diğer belediye başkanları da yasadışı inşaatların yapıldığı belediyelerde gelişmeleri takip ediyor ve verileri topladıktan sonra, benzer şikâyetlerde bulunacaklardır.”
* * *
Ne demişti, Rum Emlâkçılar Konseyi Başkanı Marinos Kinegiu:
– “Bize, çeşitli olaylar hakkında bilgi veriliyor ve Konsey yakında ikinci bir şikâyette daha bulunacak.”
* * *
Bilgiler, kaynaklar, veriler, takipler…
Kişi isimlerine ulaşılacak ve haklarında tutuklama emri çıkarılacak kadar son derece net ve açık bu özel bilgileri, kim veriyor acaba, karşı tarafa?
Kıbrıs Rum Yönetimi, bizdeki bu tapu bilgilerine bu kadar kolay ve bu kadar rahat, nasıl ulaşıyor acaba?
En sıradan aklımla bile ben, bunca basit soruları sorabilirken kendime…
“Güvenliğimiz” açısından en evvel sorması gerekenler, neden sorup da takip etmiyorlar acaba?
Bu kadar özel ve gizli bilgiler, bulundukları ilgili devlet dairesi dosyalarından kendiliğinden çıkarak, kuş gibi ya da rüzgârın peşine takılarak, uçup da gitmediler ya Güney’e(!)
* * *
Kıssadan hissesi:
Yüzyıllardan gelen tarım arazilerimize kadar uzanan hoyratlığa, savurganlığa, sorumsuzluğa, gözü karalığa ve ülke sevgisinden uzak aidiyetsizliğe mi kansın – yansın bu yürek…
Yoksa…
Peş peşe gelmeye hazır tutuklama kararlarını besleyen isimlerin ve tapuların hangi yollardan geçerek(!), Rum yönetimi eline nasıl, ulaştığına – ulaştırıldığına mı?





Yorumlar kapalı.