Bülent Fevzioğlu

Basın Tarihimizden Bir ‘Rütbe’ Hikâyesi…





   Sultan Abdülhamit; “Zaman” gazetemiz yayına başladığı zaman (25 Aralık 1891) bu yeni oluşumdan duyduğu memnuniyeti dile getirmek için gazetenin öncülerinden olan Tüccarbaşı Hacı Derviş Efendi‘yi bir rütbe ile ödüllendirir!

Bu rütbe, Mir-i Miran rütbesidir (1).

Sultan Abdülhamit’in, Zaman gazetesinin varlığı için Tüccarbaşı Hacı Derviş’in göğsüne ve ruhuna astığı Mir-i Miran rütbesinin perde gerisi, özetle şu (2):

 

*     *     *

– “İngiltere, adaya yerleşir yerleşmez, geçici olarak adayı yönetimine aldığını bir yana bırakır ve Kıbrıs’ı İngiltere İmparatorluğu’nun bir parçası gibi yönetmeye başlar.

Ada’nın İngiltere’ye devri anlaşmasında öngörülen bir vergiler konusu vardı…

İngilizler, adadan topladıkları vergilerden, ada için yaptıkları ve yapacakları masraflardan arda kalan bölümünü Osmanlı Devleti’ne vereceklerdi. Fakat antlaşmanın bu maddesi kâğıt üzerinde kalmıştı ve İngilizler Bab-ı Âli’ye ödenmek üzere toplanan vergileri ödemiyorlardı.

 

*     *     *

Ayrıca, adanın yönetimi için kurulan gerek ‘Kavanin Meclisi’ ve gerekse ‘İcra Meclisi’nde de Türkler üçüncü sınıf insan durumuna düşürülmüşlerdi. Durum, yavaş yavaş ağırlığını hissettirmeye başlayınca, İstanbul’da da kuşkular başlar. Kıbrıs Türk halkında ise hiç bir kıpırtı yok!

Yaşanan bu suskunluk, on üç yıl süren suskunluk dönemidir.

İşte bu dönemin sonlarında Lefkoşa’da Osmanlı Kıraathanesi‘nin kurulması ve Tüccarbaşı Hacı Derviş‘in öncülüğünde Zaman gazetesinin yayına başlaması İstanbul’da sevinçle karşılanır.

İstanbul’un bu sevinci Kıbrıs’a nasıl yansır?

Padişah Sultan Abdülhamit, Hacı Derviş Efendi’yi bir fermanla Paşa yapar!

Padişah tarafından Mir-i Miran rütbesi verilmiş olan Tüccarbaşı Hacı Derviş Efendi, artık, Derviş Paşa‘dır…”

 

*     *     *

Ve lâkin…

Kıbrıs’ta yayınlanan nice gazeteler gibi, Tüccarbaşı Hacı Derviş‘i “Paşa” yapan Mir-i Miran rütbesinin ömrü de kısa olur ve Padişah tarafından verildiği gibi, yine Padişah tarafından geri alınır.

Neden?

Çünkü;1890-1900 yıllarında Jön Türk‘lerin (3) Sultan Abdülhamit yönetimine karşı giriştikleri yaygın tepkisel hareketler Kıbrıs’ta da kendini gösterir ve bir süre sonra Jön Türkler, Zaman gazetesinde toplanmaya, yer almaya başlarlar…

 

*     *     *

   Zaman gazetesinin kurucu ve yazarları arasında bulunan Küfizâde Asım, Muzafferiddün Galip, Mehmet Faik ve Mehmet İrfan Beyler de Jön Türklerden yana geçerler…

Bu noktadan sonra gazetenin yaptığı yayınlar Yıldız Sarayı’nı (4) önemli ölçüde tedirgin eder ve ilk iş olarak da derhal yayınlanan bir fermanla Derviş Paşa “Paşa”lıktan azledilerek onursal rütbesi sökülür, geri alınır!

   Paşa’lık rütbesi elinden alınan Hacı Derviş bu olay sonrasında korkulara düşer ve o güne değin yayınlarına müdahale etmediği gazeteye müdahale etmeye;

   – Bu yazı nedir?

   – Bunda ne yazıyor?

   – Bu konuyu niçin işlediniz?

   – Niçin böyle yazıyorsunuz?

   – Öyle değil de şöyle yazsanız daha iyi olmaz mı? şeklindeki müdahaleci tavırlarıyla birlikte, yazarlarına SANSÜR uygulamaya başlar…

 

*     *     *

   Zaman gazetesi yazarları bu sansürcü yaklaşıma büyük tepki göstererek topluca gazeteden ayrılırlar ve kısa bir süre sonra da aynı kadro ile Yeni Zaman adını verdikleri kendi gazetelerinin ilk sayısını 22 Ağustos 1892 günü yayınlamak suretiyle, basın yaşamına yeniden girerler.

 

*     *     *

Bu gelişmeler sonrasında Kıbrıslı Türkler Zaman ve Yeni Zaman olmak üzere iki ayrı gazeteye sahip olurlar… Ancak, bu kez de gazetelerin birbirlerine yakın isimleri taşımaları okurları arasında bazı anlaşmazlıklara neden olur…

Bu anlaşmazlığı ortadan kaldırmak üzere Yeni Zaman, 28’inci sayısını 27 Şubat 1893 günü ‘son sayı’ olarak çıkarır ve basın yaşamından ayrılır…

 

*     *     *

Bir hafta sonra (6 Mart 1893) okur karşısına çıkan KIBRIS gazetesi, Yeni Zaman kadrosunun basın tarihimize kattığı üçüncü gazetemiz olur.

Türkçe gazetelerin yayın hayatına girmesi ve yaygınlaşmasıyla birlikte, o güne değin adada varlığı bilinmeyen ya da bilinse bile gazetesizlik nedeniyle üzerinde durulmayan ‘Osmanlı Basın Yasaları’ konuşulmaya başlar!

Sonuç?

   Mir-i Miran rütbesi padişahça geri alındığı için sansürcübaşı kesilen Tüccarbaşı’na tepki göstererek önce Yeni Zaman‘ı ve ardından da KIBRIS gazetelerini yayınlayan dönemin aydınları, bu kez doğrudan padişahın hışmına uğrarlar ve gazeteleri kapatılır…

 

*     *     *

Kıssadan hissesi:

İnternet öncesi çağlarda(!), her çağın kendi sansürcübaşıları nedeniyle ya kapatılıyor ya da kapatılması için elden gelenin fazlası yapılıyordu; geceli gündüzlü onca emek, göz nuru ve alın teriyle hazırlanan, gazetelerimiz için…

İnternet çağıyla birlikte artık, dijital gazeteler üstlendi bu görevi…

Tek sayfalık gazeteler yayınlanıyor gayrı…

Ve bir de Yapay Zekâ köşe yazarları zamanı şimdi…

Ol hikâye böyle mirim…

Fikrimden geçti de yazmak istedim…

 

*     *     *

Kaynakça ve dipnotlar:

   1) Mir-i Miran: Farsça bir isim olup, “Beylerbeyi” manasına gelir ve Osmanlının son dönemlerinde sivil paşalık yapanlar içinde söylenir.

   2) Cemalettin Ünlü, Kıbrıs’ta Basın Olayı – 1878 – 1981, s. 21

   3) Jön Türkler veya ‘Genç Türkler’, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ortaya çıkan meşrutiyetçi ve II. Abdülhamid Dönemi’nde muhalif olan “genç ve aydın” kuşağa verilen isim.

   4) Yıldız Sarayı ilk kez Sultan III.Selim‘in(1789-1807) annesi Mihrişah Sultan için yaptırılmış, Osmanlı padişahı II.Abdülhamit (1876-1909) döneminde ise Osmanlı Devleti‘nin ana sarayı olarak kullanılmış olan sarayın adı.

 

Basın Tarihimizden Bir ‘Rütbe’ Hikâyesi…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.