Ayla Hanım, çok zor durumdayız. Konu annemiz ve ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız. Annem henüz 64 yaşındadır ama hayattan elini eteğini çekmiş gibidir. Hiç bir şeyle uğraşmak istemez, hiç bir komşuya gitmez. Babama karşı çok sinirli davranır ve konuşmaya çalıştığımızda ağlamaya başlar. Doktora gidelim dedik, istemedi. Ne yapacağımızı şaşırdık. Lütfen bize bir yol gösterin.
Rumuz: YAR
Anneniz depresyonda olabilir. Yaşı gereği bu çok ciddi bir durumdur. Tedavi edilmediği takdirde başka rahatsızlıklara da yol açabilir. Onu, doktor için mutlaka ikna etmelisiniz. Çağın hastalığı depresyon, artık erken çocukluk dönemlerinden, ileri yaşlara kadar her gelişim çağında görülmektedir. Orta yaşın üzerinde olan kişilerin, depresyona dayanıklılıkları çok daha düşüktür. Kalp, tansiyon, şeker hastalıkları, bunama, parkinson ve daha pek çok rahatsızlık, depresyon ile ilişkili gösterilmektedir. Araştırmalara göre, depresyon yaşlı ölümlerinin nedenlerinin ilk sıralarını işgal etmektedir.
En önemlisi, depresyon önlenebilir, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Kader değildir. Bu nedenle annenizi en erken zamanda bir psikiyatriste götürmeyi başarmalısınız.
İçimden ağlamak geliyor
Selam Ayla Abla, biri bana bir şey dedi mi çok gücüme gidiyor. “Şaka yaptık, alınma” diyorlar ama gene zoruma gidiyor. Bazen de durduk yerde ağlamak geliyor içimden.
Rumuz: SU
Kendini yalnız, değersiz, sevilmiyor hissediyorsun. Bu nedenle de, arkadaşlarının şakavari yaklaşımlarını ciddiye alarak, kendi moralini bozuyor ve karamsarlığına çekiliyorsun. Alınganlık aslında kendimize çok da güvenmediğimizin işareti. Öyle ki, hep başkalarının onayını bekleriz, güzel sözlerini işitmek isteriz. Böylece her şey yolunda hissederiz.
Ancak çok önemli bir gerçek var. En önce biz kendimizi seveceğiz, kendimize inanacağız ve kendimizi güçlü-zayıf yönlerimizle kabul edeceğiz.
İnsanlarla ilişkilerimizde samimi olacağız. Aşırı beklentilerden kaçındığımız gibi, aşırı verici de olmayacağız.
Yakın dostlarımıza, hassas olduğumuz konuları söylemekten kaçınmayacağız. Birileri bilerek hassas olduğumuz noktaların üstüne giderse, ondan uzak duracağız. Neden olarak da kendimizi görmeyeceğiz. Bazı kişilerin iyi insanların canını yakmaktan hoşlanıyor olabileceklerini hatırlayacağız. Yani biz ne yaparsak yapalım, bazı insanlar, birilerini incitmeden duramazlar. Bu onların yapısıdır.
Bir de alındığınızı anlamamalarını sağlamaya çalışın. Alıngan olduğunuzu bilirlerse, iyi niyetli olmayan kişiler, daha çok üstünüze gelirler.
Kavga etmeden duramıyoruz
Ayla Abla, erkek arkadaşımla sürekli kavga ediyoruz. En ufak bir şeyden hemen tartışmaya başlıyoruz. Birbirimizi çok seviyoruz ama kavga etmeden duramıyoruz. Bir kaç defa ayrıldık, bir gün sonra dayanamayıp barıştık. İkimiz de birbirimizin dediği olsun isteriz. Telefonu açamadığımda küser. Aslında ben de söz verip de yapmadığında çok kırılırım, küserim. Bunun gibi daha pek çok şey var, tartıştığımız. Ben psikologa gidelim diyorum, kabul etmiyor.
Rumuz: SUDE
Aslında bu kadar çok kavga ettiğinize göre, tatlılıkla yollarınızı ayırsanız, diyesim geliyor. Böylelikle biraz daha olgunlaşacağınız bir farklı sürece girme şansınız olur. Diğer insanları tanırsınız. Akranlarınızla daha yoğun ilişkiler yaşarsınız. Sosyal hayata karışır ve yetişkinliğe giden yola kendinizi bırakırsınız. Sonra, kim bilir?
Zamanın getirdiğini görmek için birbirinize fırsat verin. Ayrı kalmayı başararak, kendinize de sevdiğinize de değer verdiğinizi gösterin.
İlla ki, “biz ayrılmayacağız ve içimizden geldiğince küsüp barışacağız” diyorsanız; o zaman birbirinizi dinleyin. Anlamaya çalışın. Eşit olduğunuzu unutmadan ama. Kimsenin öbürüne baskı yapmasına, yönlendirmesine gerek yok.
Siz bir elmanın iki yarısı olmaya çalışmayın. Ayrı ayrı dostlarınız, çevreniz olsun. Birbirinizi kısıtlamayın. Duygusal beraberliğinizi en kaygısız, baskısız yaşamaya bakın.





Yorumlar kapalı.