Ali Çatal

İnsan mıyız oğlum biz?





“Seyretmeyeceğim” dedim ama sosyal medyada dolanırken karşıma çıktı Türkiye’de köpeklere yapılan vahşet. Ertesi günde Cemre (Cemali) arkadaş, “Abi baksana şunlara” diyerek birkaç fotoğraf gösterdi; boğazım düğümlendi, nefesim kesildi, içim acıdı.

Fotoğraflarda, gazetenin ve Veteriner Dairesi’nin bahçesinde son iki gündür arkadaşıyla gezen Golden Retriever cinsi ‘tasmalı’ bir köpek yol kenarında yatıyor, arkadaşının cansız bedeninin yanında da diğer köpek oturuyordu.

‘Belki de uyanır’ diye mi bekliyordu acaba? Yoksa dostuna son bir vefada mı bulunuyordu? Kim bilir…

Köpek, başının hemen önündeki yaş mama kutusundaki bozulmuş kalıntıları mı yedi, yoksa ‘çok daha vahim’ bir durum mu söz konusu, orası muamma.

Hamitköy’de yaşanan barbarlıktan sonra birbirinin peşi sıra yaşanan bu olaylar çok ağır geldi bünyeme.

“Sokaklar hayvan doğurmaz” der, kendisinin görüşlerine de başvurarak, sokak hayvanlarının ekosisteme ve sokakların bu canlılara zararları üzerine hazırladığım yazı dizisini, doktora tezi yazan öğrencilerine gönderdiğini söyleyerek beni onore eden Doç. Dr. Nazım Kaşot hoca.

Sokak hayvanları, medeniyet değil; ‘medeniyetsizlik’ göstergesidir. Dolayısıyla, çevreye saygı konusunda belli bir eşiği aşmış toplumların yaşadığı ülkelerde ‘sokak hayvanı’ diye bir kategorizasyon yoktur.

Medeni insanlar, bakımını yapamayacakları hiçbir canlıyı edinmez. Bu nedenle ‘bedevi olmayan’ diyarlarda evcil hayvanlar sokağa atılmaz, yerel yönetimler de ‘bir de böylesi bir yükün’ altına girmez.

Marifet de zaten sokaklardaki canlıları beslemek değil; bu canlıların sokakta yaşam mücadelesi vermek zorunda kalmasını engellemektir.

Ortaokula gittiğim dönemlerde, bir sömestr tatilinde ‘101 Dalmaçyalı’ diye bir film gösterime girmiş ve o yaz Türkiye’deki hemen her ilin sokakları Dalmaçyalı cinsi köpek dolmuştu.

Neden? Ebeveynler çocuklarını sömestr tatilinde sinemaya götürdü, bu film izlendi, çocuklar ‘Dalmaçyalı cinsi’ köpek istedi, bir canlıdan hediye veya ‘oyuncak’ olmayacağını anlamaktan aciz ‘üçüncü dünya okumuşu beyaz yakalılar’ da bu talebi kıramadı (zaten kendileri de muhtemelen filmden etkilenmişti).

Sonra… ebeveynler, köpek sahibi olmanın ‘çocuk sahibi olmaktan’ hiçbir farkının olmadığını fark etti; çocuklarının ‘hevesi’ geçince de bu garipler sokaklara terk edildi.

Bir arkadaşım, bundan birkaç yıl önceki sohbetimizde “İsviçre Alpleri’nde çığdan insan kurtaran ırklar, Antalya’da çöplük karıştırıyor” demişti. Eh… Sibirya’da kızak çeken ırklar da KKTC’de çöplük karıştırıyor çünkü bahsettiğim iki ülke de ‘o medeniyet seviyesine’ 21. asırda bile gelemedi!

Hasılı… sokaklarda hayatta kalma mücadelesi veren bu canlılar toplanmalı ve kalan ömürlerini ‘hayvan refahına uygun’ dizayn edilmiş barınaklarda geçirmeli.

Sahiplendirme teşvik edilmeli ve herhangi bir köpeğin dostluğunun, insanı ‘en az bilmem kaç bin dolarlık köpek kadar’ mutlu edebileceği gerçeği öğretilmeli.

‘Sorumluluğunu gerçekten alamayacağı’ bir canı edinmenin ‘vicdansızlık ve ahlaksızlık’ olduğu, belleklere kazınmalı.

Keza… “Pet shop” denilen yerlerde nasıl ki ‘inek’ satılmıyorsa ve inek sahibi olmak isteyenler ‘inek yetiştiricilerinin’ kapısını çalıyorsa, buralarda kedi ve köpek satışı da yasaklanmalı. Bu dükkanlar, sadece ‘evcil hayvan ürünleri’ satılan işletmelere dönüştürülerek, evcil hayvan satışı işi sadece ‘secereli üretim yapan izinli kişi ve kurumlara’ devredilmeli.

Bu kurumlardan alınan veya barınaklardan sahiplenilen canlılara ‘bulunduğu yerden çıkarıldığında sinyali kesilen’ kulak çipleri takılmalı (dünyada koruma altındaki türlerde böylesi çipler var; ‘üfürmüyorum’ yani), ki kişiler, ‘canları sıkılınca sokağa atamayacaklarının’ bilinciyle evcil hayvan edinmeye soyunsun.

Hayvanlara eziyet de ‘caydırıcı’ şekilde cezalandırılmalı. ‘Ellerinde zehirle dolaşan’ kiralık katiller, ne yazık ki ‘sadece bundan’ çekinir.

Efsanevi kurgusal karakter Kötü Kedi Şerafettin, “Köpeklerin mekânını basalım, mamalarına zehir koyalım, hepsi uykudayken operasyon yapalım” falan diyen bir diğer kediye “İnsan mıyız oğlum biz?” diye tepki göstermişti.

Neyse ki ‘insan’ değilsiniz be Şerafettin…

İnsan mıyız oğlum biz?
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.