Ali Çatal

Acı yok





Ünlü aktör Sylvester Stallone, aksiyon filmlerinden tanıdığımız ama aslında babası tarafından “Ezik” diye nitelendirildiğinden, çocukluğundan itibaren karate ve boks gibi dövüş sanatlarıyla ilgilenen İsveçli DolphLundgren’den, Rocky filminin çekimlerinde yediği yumruğu “Gerçekten inanılmazdı. Göğsüme (muhtemelen karaciğere) öyle sert vurdu ki, tek hatırladığım alçak irtifada yoğun bakıma uçtuğum ve gözlerimi açtığımda St. John’s Hastanesinde dört hemşirenin etrafımda olduğuydu. Bir profesyonel size vurduğunda, bar kavgalarındaki ya da Western filmlerindeki gibi olmuyor. Sadece ‘Bam’ ve sonrasında bildiğiniz tek şey, meleklerle konuştuğunuz.” diye özetliyor. Meğer ‘esas oğlan’ Stallone, çekimlerde Lungren’i ‘yeterince sert vurmadığı’ ve bunun da ‘filmin inandırıcılığını düşürdüğü’ gerekçesiyle eleştirmiş ve bedelini de komaya girerek ödemiş.

Pekin’de 2008 yılında düzenlenen olimpiyat oyunlarında bronz madalya alan İngiliz boksör TonyJeffries, Rocky filmlerinin ‘gerçekçiliğinin’ tartışıldığı bir programda en yoğun eleştiriyi, serinin bir filmindeki ‘lapa idmanı’ sahnesine getirmişti, ki bu denli korkunç ve aynı zamanda ‘komik’ bir şey izlediğimi de gerçekten hatırlamıyorum. Ellerine lapa tutuşturulmuş Afro-Amerikalı bir genç ‘bostan korkuluğu’ gibi dikiliyor ve dövüş sporlarında hiçbir altyapısı olmayan Stallone, ‘mahalle kavgası yumrukları’ savuruyordu. Çocukluğumda babamın çıplak elleriyle bana yaptırdığı idmanlar bile görüntülerdekinden çok daha gerçekçiydi.

‘Creed’ filmlerinin çekimlerine dair bazı sekanslar düştü geçenlerde önüme ve gerçekten insanı hayran bırakan bir lapa idmanı sahnesiyle karşılaştım. İnanın, insanın orada olası ve eldivenleri giyip ‘kendi sırasını’ bekleyesi geliyordu. Yalnız ‘artistliği aşan’ bu kalitede, ‘işi bilen izleyiciyi’ rahatsız edici bir ‘profesyonellik’ vardı. “Bir yerden tanıyorum hoca rolündeki bu oyuncuyu.” diyerek küçük bir araştırmaya giriştim ve görüntülerdeki çalıştırıcının, ABD Boks Milli Takımı’nın da antrenörlerinden olduğunu öğrendim. Yani filmin yönetmeni, Rocky serisine getirilen eleştirilerden dersini çıkarmış ve “Kaç kişi anlayacak onu ya? Masraf çıkarmayın!” dememiş, ‘paraya kıyıp’ işi bilen birisine lapaları vermiş. Hatta kurguda ‘esas oğlanın’ hocası rolündeki ‘kanser tedavisi gören’ Rocky Balboa’ya (Stallone), lapaları kast ederek “Aslında bunu ben yapmalıyım ama o şeyleri düzgün tutacak gücüm artık yok.” dedirterek, sahneye getirilecek olası “Lapayı hoca tutar.” eleştirilerini de en başından engellemiş.Hatta ‘esas oğlanı’ da ‘sparring çalışmalarında epey sopa yiyeceği’ uzunca bir boks eğitimi sürecine tabi tutmadan çekimleri başlatmamış.

Muhammed Ali, Joe Frazier ve George Foreman gibi ‘Titanların’ ringlerde fırtına gibi estiği, Türkiye Şampiyonlarında dahi milletin ‘oturacak sandalye bulamadığı’ yani ‘boksun boks olduğu’ 1970’ler (sonrasında ise 1980’lerde Marvin Hagler, Thomas Hearns, Roberto Duran ve Sugar Ray Leonard’dan oluşan TheFabulous Four’un ‘bir başka dominasyon’ dönemi bunu izler) ve babam da hem üniversite öğrencisi hem de bir kulüpte lisanslı boksör. ‘Rocky gibi’ bir boks filmi çekme iddiasındaki Yeşilçam ekibi, bizimkilerin salonuna gelir ve hocadan ‘ringde iyi duracak’ figüran dövüşçüler ister. Hoca da babamın da dahil olduğu bir grup dövüşçüyü önerir, ‘macera’ başlar. Yalnız film ‘pek de’ Rocky filmi gibi değildir zira ‘esas oğlana’ vurmak zinhar yasaktır! ‘Esas oğlan’ ringe çıkar ve bütün rakiplerini ‘hiçbir maçta tek bir yumruk yemeden’ tek tek indirir. Finalde de birkaç direk ‘atar gibi yapan’ ve ardından gardını indirip “Vur da bitsin artık bu çile” der gibi ‘yalvaran’ gözlerle ‘esas oğlana’ bakan İtalyan boksör Antonio Ortiz’i (bizim peder), sol kroşeden başka her şeye benzeyen bir vuruşla ve yine ‘tek bir yumruk yemeden’ yener ve dünya şampiyonu olur. Öyle ‘garip’ bir dünya şampiyonası finalidir ki, hakem ‘iplere devrilen’ babamın yanına gelip saymaz bile. “Heyooo” nidaları ve Türk bayrakları eşliğinde film biter ve perde de Yeşilçam’ın, ‘izleyicinin zekasını hiçe sayma’ temelli ‘dillere destan’ sığlığı eşliğinde kapanır. Var mı “Şeref Yumruğu” adlı bu Yeşilçam ‘şaheserini’ hatırlayan?

“Falancanın da diploması sahteymiş.”, “Pişmancanın diploması da sahte miymiş?”, “Bilmem hangi şahıs, para vermiş de diploma almış diyorlar.”… gibi ‘havanda su dövmelerin’ kimseye bir faydası yok zira bir yerlerde ‘parayla’ diploma veriliyorsa, sürecin ‘en masumları’ bu diplomaları alanlardır.

‘Esas oğlanlara’ vurdurmayacaksanız, o filmi hiç çevirmeyin.

Vesselam…

Acı yok

Yorumlar kapalı.