Akay Cemal

‘Kıbrıs kuzusu’ mu, ‘Yunanistan kuzusu’ mu?





Benzeri eylemler aylar önce Fransa, Almanya, İtalya’da yapılmıştı… Belçika’ya da sıçramıştı. Çiftçilerin eylemiydi. Esasen çiftçiyi hayvancıdan, hayvancıyı çiftçiden soyutlamak mümkün değildir. Bizde de öyle!

Hayvancı eylem yaptı mı, başkent adeta kilitlenir, araçların kornaları her yanı inletir. Bu kez de öyle oldu. Yollar kapandı, trafik altüst oldu. Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları, et ithalatını, girdi maliyetlerindeki yükselişi, çiğ süt ve canlı hayvan fiyatını belirleme politikasını protesto etmek için eylem yaptıklarını söyledi.

Naimoğulları, “Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, bugüne kadar muhatabımızdı, ama artık değil. Siz önce kendi hayvancınıza, ucuz yem, ucuz su, ucuz elektrik verin. Kendi üreticiniz borç batağındayken, açken şov yapmayın.” dedi.

Bazı sivil toplum örgütlerinin de destek verdiği eylemde, yine yapılmaması gereken tavırlar sergilendi, halkla polis karşı karşıya gelirken, Başbakanlık önünde demir kapı traktörle yıkılırken, balya ve lastik yakıldı. Bunları da eylemcilerin heyecanına atfetmek gerek. Örneğin sık sık haberlerde yazılır, Güney’den kaçak et getirildi, kaç kişi yakalandı diye! Bunun anlamı, Güney’den ucuza alıp, Kuzey’de pahalıya satmak demektir. Kuzey’de niye pahalıdır ona bakmak lazım.

Mesela son günlerde tütün eksikliğinden şikâyet ediliyor. Bu noktada da durum tam ters! Güney’den fazla talep oluyor da ondan. Balıkta da öyle değil mi? Her tarafı denizle çevrili bir adada yaşamamıza rağmen, balığın iyisi sırf Euro kazanılsın diye Güney’e gitmiyor mu? Onun için üretimin yeterli olup olmadığını öncelikle bilmek gerek.

Hayvancının sorunu farklıdır. Süt ve süt mamulleri hayvancılık sektörünün çok önemli parçalarıdır ki, yemden başlayarak, marketteki süte, hellime, peynire varıncaya kadar dayanır. Onun için üretimin yeterli olup olmadığını bilmek gerek. Nüfusun ne olduğunu bilmek gerek. Hayvancının kazancının tatmin edici olup olmadığını bilmek lazım… Ona göre saptama yapılmalıdır.

Bakan Hüseyin Çavuş, ülkede günlük 520 ton süt çıktığını, ancak tümüyle tüketildiğini, çünkü imalatçının da desteklendiğini, kendisinin de bir üretici olduğunu ve gerçek rakamlar üzerinden en iyi planlamaları yapacaklarını kaydetti. Çavuş, hayvancılığın desteklenmesi adına yapılan çalışmalara değinirken, et ithal kararını 19 Haziran’a kadar aldıklarını, çünkü sonrasında hayvan üretimi ve satışların artacağına inandıklarını, piyasanın rahatlayacağını söyledi. Çavuş, hayvancıya Güney’den daha fazla destek verdiklerini kaydetti.

Kısacası et yeterli değilse belirli bir süreliğine et açığını kapatmanın yolları vardır. Mesela kota konularak getirilebilir. Bu konuları dün bir arkadaşla tartışırken, ilginç bir noktaya temas etti. Hani bizde imkânı olan Güney’e geçer ve et ihtiyacını karşılar ya; oradaki marketlerin reyonlarında etin nereden geldiği ve fiyatı yazılıymış! Evet, bizde de yazılı! Bir farkla, örneğin kuzu alacaksanız, ‘Kıbrıs kuzusu’, ‘Yunanistan kuzusu’ diye koskoca tabela var. Demek ki, Rumlarda da et yeterli olmadığı için Yunanistan’dan ithal ediyorlar. İhtiyaç olmasa ithal edilir mi? Bunu da bilmeyenler için not düşelim dedik.

***

Mahmut Ersin, Girne

Karaoğlanoğlu’nda defnedildi

 

Aslen Yeroşibu-Baf doğumlu olup Girne’de ikamet eden ve çevresinde sevilen bir kişi olarak bilinen, iyi insan Mahmut Ersin’in dün Karaoğlanoğlu’nda defnedildiği tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Eşi Remziye Ersin daha önce yaşama veda etmişti.

Kızı Öznur Altan, oğulları Özbek, Öztaç ve Özlen Ersin, damadı Ramadan Altan, gelini Melda Ersin, torunları Aslı Altan, Mahmut Ersin Altan, Özel ve Özmert Ersin, “Sevgili babamız, canımız dedemizin vefatından dolayı acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

‘Kıbrıs kuzusu’ mu, ‘Yunanistan kuzusu’ mu?

Yorumlar kapalı.