Kısa adı ESPA olan Ekonomi ve Sosyal Politikalar Araştırma Merkezi Başkanı Mete Boyacı, iş insanları olarak, ülkenin daha iyi yönetilmesi konusunda inisiyatif almaya karar verdiklerini söyledi. Tanınmış iş insanlarımızdan Boyacı, her alanda tehlike çanlarının çalmakta olduğunu ifadeyle, bu durumun her geçen gün siyaset kurumuna olan güveni erozyona uğrattığını ve toplumu umutsuzluğa sevk ettiğini söyledi.
Ülkenin iyi yönetilmediğini, uzun zamandır sivil toplum ve iş insanlarının da üzerine düşen toplumsal görevleri yeterince yerine iş insanlarının da sorumluluğu olduğunu kaydeden Mete Boyacı, “şu anda içinde bulunulan durum bir kader değildir.” dedi ve özetle şunları ekledi:
“Yaşanması muhtemel sıkıntıları aşma yolunda da birlikte hareket etmeye devam edeceğimizi taahhüt ederiz. Fedakârlıkta bulunması gereken kesimlere iş dünyası da dahildir.”
Basın toplantısında Mete Boyacı’nın söylediklerinin özetinin özeti bu! Daha ne desindi?
Geçen gün de birçok tanınmış iş insanlarını da sinesinde barındıran Kıbrıs Türk Sanayi Odası ile Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası eylem yapmış ve üretimde yaşanan sıkıntıları dile getirmiş ve “Tükenmek değil, üretmek istiyoruz” yazılı pankartlar da taşımışlardı. Sanayiciler ilk kez böyle bir eylem yapmak zorunda kalmışlardı. Bundan da anlaşılıyor ki, sanayi sektörünün de önemli sorunları bulunmaktadır. Yoksa bildiğimiz kadarıyla sanayi kesimi olur olmaz yerde sokağa inmez.
Yeni oluşumun başkanı Mete Boyacı da gidişatın iyi olmadığını açık yüreklilikle ifade ederken, ne yapılması gerektiği konusunda iş insanları olarak görüş, düşünce ve önerilerini ortaya koymuş, kamuoyu ile paylaşmıştır. Oluşumda görev üstlenenler bu ülkenin önde gelenleridir ve istihdam alanı yaratanlarıdır. Binlerce kişinin ekmek kapısıdır.
Mete Boyacı, daha güzel günlere ulaşabilmek için yapılması gereken fedakârlıklardan iş insanlarının da kaçınmayacağını dile getirirken, bu yolda kendilerinin de elini taşın altına koymaktan geri kalmayacaklarını vurgulamış, ancak öncelikle gerekli reformların bir an öne yapılması gerektiğini dile getirmiştir. Aynı zamanda Meclis’te boşa harcanan zamanı ve bu nedenle siyasete olan güvenin erozyona uğratıldığını ima etmiştir.
Deneyimli ve başarılı bir iş insanı olarak, Mete Boyacı’nın tavsiyeleri bana neyi hatırlattı biliyor musunuz?
21 Aralık 1963’ten itibaren bu toplum varoluş mücadelesindeydi. Seferberlik ruhu vardı. Ne doğru dürüst sanayimiz vardı ne de iş olanakları! Herkes mücahitti. Hayatımızı Anavatan Türkiye’nin gönderdiği Kızılay yardımları ile idame ettiriyor, çok zor koşullar altında direnmeye devam ediyorduk. Elde avuçta da yoktu.
Nihayet bu mücadeleyi sürdürmek için ve tüm devlet memurlarının ayda 30 Kıbrıs Lirası, hanımların da 15 Kıbrıs Lirası maaş almaları kararlaştırıldı. Kimse karşı çıkmadığı gibi, bazı mırıldanmalar olsa da, genelde memnuniyetle karşılandı. Başka da çare yoktu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve 30 Lira almaya başladı, o dairede çalışan odacı da! Hatta bir gün odacısı Dr. Küçük’a şakavari “Sayın Başkan sen bana emir veremezsin. Sen de aynı maaşı alıyorsun, ben de. Hatta benim eşim de 15 Lira aldığına göre, ben senden daha fazla almış olurum.” demiş ve orada bulunanlarla gülüşmeler başlamıştı.
Öyle fedakârlıklar yapılarak bu günlere gelindi ve bir devlet sahibi olabildik. Herkes şu veya bu şekilde fedakârlık gösterdi, elini taşın altına koydu, ancak sonuçta selamete çıkıldı. Uzun soluklu bir mücadeleydi.
İşte Mete Boyacı’nın da bir yerde anlatmak istediği bu denli bir mücadeledir. Aradan yıllar geçti, devlet sahibi olduk. Ancak nice yapılması gereken, çözülmesi gereken sorunlar vardır. Nice reformlara ihtiyaç vardır. Bir kamu reformu yıllardır dillerde dolaşıyor, ancak bir türlü gerçekleşemiyor. Vatandaşın belini büken pahalılığı kısmen de olsa azaltabilmek geçirilen Hal Yasası aylar geçmesine rağmen bir türlü uygulanamıyor. Daha bunlar gibi daha nice sorunlar var ki, burada sıralasak sütunumuz yetmez.
Mete Boyacı’nın ve arkadaşlarının sesine kulak vermek ve hep birlikte kolları sıvamak gerek.
İyi pazarlar.





Yorumlar kapalı.