Akay Cemal

Çernobil patladığında Başkent Kiev’deydim





Rusya’nın, Ukrayna’ya saldırısı ile başlayan savaş 11’inci gününe girerken, nükleer santraller de dünyanın gündemine oturdu. Rus askeri birlikleri, Avrupa’nın en büyük nükleer santrali olan Zaporijya Nükleer Santrali’ni ele geçirdi. Yangın tehlikesi atlatan santral Türkiye’ye 677 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Patlamanın ardından serpintisi Türkiye’ye ulaşan Çernobil ise 1100 kilometre uzaklıktaydı…

Zaporijya Nükleer Santrali’nin vurulmasından sonra başlayan sızıntı tartışmalarına, Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şule Ergün, tehlikeli bir durum için çok daha büyük bir patlama olması gerektiği değerlendirmesinde bulundu. Ergün, “Bu santraller bomba yüklü uçaklara dayanacak şekilde tasarlanırlar. Genellikle roketlerin, füzelerin zarar vermeyeceği şekilde tasarlanır. Çernobil daha eski bir modeldi, koruma kabı yoktu. Çernobil’de kaza reaktörün içinde buhar patlaması şeklinde oldu. Reaktörün içinde ne varsa çevreye yayıldı. Çernobil’de olanların burada olması sistem olarak mümkün değil” dedi.

Konuya ilişkin tartışmalar devam ededursun, başlıkta da vurguladığım gibi, 26 Nisan 1986’da Çernobil Nükleer Santrali’nin patlamasından bir-iki gün sonra, Türk ve Rum birkaç gazeteci, önceden düzenlenen bir davet gereği Rusya’ya gitmiştik. Rum gazeteciler, uçakla Larnaka’dan Moskova’ya, bizler de Ercan’dan Ankara’ya, oradan da Moskova’ya gidiyorduk. ‘Halkın Sesi’ adına ben, Yenidüzen adına da Zeki Erkut vardı.Tıka basa dolu olan Rus yolcu uçağının kaptan pilotu, “Hava muhalefeti nedeniyle Moskova yerine Kiev’e inmek zorunda kalacağız” diye anons etmesin mi? Çoğunluğunu Rus kadınların oluşturduğu yolcular ayağa fırlayıp ‘O mama’ diye tepki gösterdiler. Uçağın Kiev’e inmesini istemiyor, adeta isyan ediyorlardı.

Ancak yapabilecek başka bir şey yoktu. Pilot, yolcuları teskin ederek, gerekli önlemlerin alındığını söyledi ve uçak, bu günlerde tüm dünyanın heyecanla izlediği Ukrayna’nın başkenti Kiev’e zorunlu olarak iniş yaptı. Orada herkesi uçaktan indirdiler ve bir binada alıkoydular. Ne internet vardı o zamanlar, ne de cep telefonu! Tüm yolcular merakla bekliyordu. Çünkü geniş bir coğrafyaya yüksek derecede nükleer serpinti bulutu yayılmıştı. En fazla etkilenen Rusya, Belarus ve Ukrayna sürekli olarak yaptığı dezenfekte işlemleriyle sağlık hizmetlerinde yüklü derecede harcama yapmışlardı.

Neyse; bir süre sonra bizleri baştan aşağıya ilaçlarla yıkadıkları uçağa alarak Kiev’den Moskova’ya doğru yolumuza devam ettik ve Moskova’ya inince de derin bir oh çektik. Aynı uçakta ‘Haravgi’den Angelidis ve Simerini’den de Nancia Palala vardı. Bir gün Rus yetkililer, bizleri bir nehir kenarında pikniğe götürmüşlerdi… Mangallar yakılmış, etler pişerken, iri ciğerlerden kesip yediğimi gören Rum gazeteci Nancia, “Sakın yeme ha! Nükleer serpinti en fazla ciğerlerde bulunur” demişti…

Ankara’ya döndüğümüzde, muhabiri olduğum ‘Milliyet’ gazetesinin bürosuna uğramış ve Kiev’den geldiğimi duyunca da gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Elimde bulunan birkaç fotoğrafı da alarak, “Otur da haberini yap” demişlerdi. Ertesi gün haber imzamla “Milliyet Kiev’de” başlığı altında manşet olarak yayımlanmıştı.

Demek istediğim biz 1986’da Çernobil patladığında Kiev’deydik… Şimdilerde o Başkent öylesine perişan ki!.. 

  ***

Ali Kırgın’ın ardından Asilhan’ı da kaybettik

Kıbrıs Türk Polis Teşkilatı’na önemli hizmetleri geçen eski Polis Genel Müdürü Ali Kırgın’ın ardından bir değerli polisimizi daha yitirdik. Teşkilata uzun yıllar hizmeti geçen, TMT mensubu, emekli Polis Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Asilhan yaşamını yitirdi ve dün Sütlüce köyünde son yolculuğuna uğurlandı. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Mustafa Asilhan’ın ölümü polis camiasında derin üzüntü yarattı.

Onu canından çok seven değerli eşi Ziba Hanım, “Sevgili babamız, dedemiz” diyen evlatları Şifa-Selim Özmenek, Şirin-Mehmet Bozkurt, torunları Mustafa ve Sefa Özmenek, Ethem ve Asilhan Bozkurt, “Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

Bu arada Gazimağusa’nın sevilen simalarından, Mağusa Limanı’nın müdavimlerinden, iyi insan Kerim Sertsel önceki gün çok sevdiği Gazimağusa’da son yolculuğuna uğurlandı. Sertsel, Gazimağusa Limanı’nda yıllarca gemilerde çalışarak evine ekmek götürmekteydi. 

Öte yandan Neriman Boyacı, Mehmet Boyacı, Gaye Boyacı Menteş, Mete Boyacı ve Gözde Boyacı adına yayınlanan taziye mesajında, “Sevgili eniştemiz Ramadan Baysal’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” denildi. Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı Personeli de, emekli Gazimağusa Bölge Müdürü Ramadan Baysal’a Allah’tan rahmet, yaslı ailesine başsağlığı ve sabır temennisinde bulundu.

K. T. Elektrik Müteahhitleri Birliği adına 12. Dönem Yönetim Kurulu ve Tüm Üyeleri de, yönetim kurulu üyesi Ziya Maraşlı’nın kıymetli dedesi Cemal İnce’ye Tanrı’dan rahmet, yaslı ailesine ve sevenlerine sabır, metanet ve başsağlığı diledi.

Çernobil patladığında Başkent Kiev’deydim
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.