En az bir haftadır yaşadığımız coğrafyadaki durumu değerlendirmeye çalışıyorum. Türkiye’de Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son açıklamalarını okuduktan sonra, kendi kendime hak verdim. Olayları, gelişmeleri yakından takip eden ve geçmişte olup bitenleri de göz önünde tutan bir gazeteci – yazar olarak Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’ye karşı adım adım tezgahlanmaya çalışılan oyunlar ve senaryolara dikkat çekmişimdir.
Rum yönetimi başkanı Nikos Hristodulidis’in, İsrail ve Fransa tarafından ‘kafa kola’ alındığını yalnız biz değil, dünya alemde görmektedir. Hele AB Gayri Resmi Liderler Zirvesi’nin AB’nin dönem başkanı olması hasebiyle Kıbrıs’ta yapılması Rum lideri öylesine coşturmuş olacak ki, iş Fransız askerlerini Ada’da konuşlandırmaya kadar varmıştır.
Macron’un da hazır tarafı… Konuşlandırma teklifine balıklama atlamıştır. Aklın başındaki Rumlar, medya kuruluşları gerekli uyarılarda bulunmakta, gidilen yolun yanlış olduğunu söyleseler, yazsalar da, Rum yönetimi bulutlarda uçarcasına ‘nor der peynir demez’ politikasını sürgit etmektedir.
En nihayet Ankara’dan da ikazların yanı sıra, tok bir ses daha çıktı, özellikle Fransa’ya “Napolyonculuk hevesine kapılma” denildi.
Devlet Bahçeli, Fransa, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail’in Doğu Akdeniz’de kurmaya çalıştığı ‘Güvenlik ve Enerji’ merkezli temasların dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi. Bahçeli, “Fransa, Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı dar hesapların aparatı haline gelirse, bundan böyle barışı, Avrupa Güvenliği ve Fransa’nın itibarı zarar görür” dedi.
Bahçeli, “Şu hususun altını ehemmiyetle çiziyorum. Yunanistan’ın maksimalist taleplerle hareket etmesi hukuk üretmez, Rum yönetiminin Ada’nın tamamı adına konuşma alışkanlığı meşruiyet üretmez, İsrail’in kendi güvenlik endişelerini Türkiye karşıtı bölgesel bir düşmanlığa dönüştürme arayışı kalıcı barış üretmez” ifadelerini kullandı.
Türkiye’yi çevreleme, Kıbrıs Türk’ünü sıkıştırma, Ege’de mevcut dengeyi bozma veya Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye rağmen fiili durum üretme amacına yönelmesi halinde buna Türkiye’nin kayıtsız kalmasının beklenemeyeceğini belirten Bahçeli’nin, ültimatom niteliğindeki şu sözlerini de aktarmamak haksızlık olur kanaatindeyim.
Devlet Bahçeli, “Yurtta sulh, cihanda sulh mefküresinin şekillendiği dış politikamız gereği Türkiye gerilim arayan bir ülke olmamıştır. Fakat haklarını, güvenlik alanını, deniz yetki sahalarını, Kıbrıs Türk’ünün varlık hakkını ve Ege’deki denge hukukunu yok sayan her adım, karşısında kararlı bir Türkiye bulur”
Ne başka bir söze gerek var ne de eklenecek bir kelimeye.
***
Ahmet Şeker sevilen simaydı
Lefkoşa’nın sevilen simalarından Şeker ailesinin mensubu Ahmet Şeker yardımseverliği ile bilinen bir kişiydi. Dün Lefkoşa’da defnedildi. Nergisli köyünün sevilen çınarı Hatice Kalebodur da köyünde toprağa verildi.
Bu arada Ozanköy’ün sevilen isimlerinden Salahi Uzunsoy Ozanköy’de, Esentepe’nin sevilen çınarı TMT Mücahidi Salahi Ergürer de Esentepe’de defnedildi. Lefkoşa’nın sevilen isimlerinden Aytaç Ünlüsoyer Lefkoşa’da dualarla defnedildi. İskele Belediyesi’nin sevilen çalışanı Olcay Tanrıkulu, bir süreden beri yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle vefat etti ve Trabzon’da toprağa verildi.
Bu arada yine İskele’nin sevilen isimlerinden Hatice Evcimen’in zamansız kaybı derin üzüntü yarattı. İskele’de toprağa verildi. Gazimağusa’nın sevilen isimlerinden Hasan Sezgin ise Cihangir’de Alevi Kültür Merkezi Cemevi’nde yapılan tören sonrası Mağusa’da toprağa verildi.
Mekanları cennet olsun.





Yorumlar kapalı.