Geçen gün demiştik ki, Rum lider Nikos Hristsodulidis zevkten dört köşe. Gelen okşar, giden okşar. Arkasını sıvazlayan sıvazlayana.
Malum, Güney Kıbrıs’ta Avrupa Birliği (AB) Gayri Resmi Liderler Zirvesi gerçekleştirildi. Bu vesileyle destek mesajları yayınlandı. Rum Milli Muhafız Ordusu’nun düzeyinin yükseltileceği belirtildi. Güney Kıbrıs ile Fransa arasında haziran ayında imzalanacak askeri anlaşmanın iki ülke arasındaki askeri iş birliği imkanlarını güçlendireceği belirtildi.
Daha da önemlisi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un sözleri… Macron, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’le yaptığı görüşmede, “Türklerden tehdit gelirse, Yunanistan’ın yanında dururuz” dedi. Macron’un Atina ziyaretinde ise iki ülke arasındaki stratejik ortaklık anlaşması süresiz olarak yenilendi. Anlaşma, taraflardan birinin saldırıya uğraması halinde, karşılıklı savunma maddesi içeriyor.
Bu arada Yunanistan’ın Rum tarafına ‘Leopard – Ias’ tankları vereceğine dair çıkan haberlerin ardından, İsrail ile de ‘Merkova’ tipi tankların alımı için görüşmeler yapılıyor.
Beri yandan BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, geçen hafta Genel Sekreter Antonio Guterres ile iki kez görüştü. Temmuz ayında Kıbrıs sorununda bir girişimin başlatılması konusu ele alındı.
Bir yandan Rum tarafının arkası sıvazlanarak, bir yandan da ‘yürü de korkma, arkandayız’ gibisinden mesajlar veriliyor. Aynı ülkeler zamanında Ukrayna’yı gofa getirip, “Seni NATO’ya alacağız” diyerek Rusya’nın önüne atmadılar mı? Sonuç meydanda.
Her neyse; Avrupa Komisyonu Başkanı Rum – Yunan yanlısı Ursula von der Leyen, Kıbrıs için atanacak yeni AB temsilcisinin tüm gücünü çözüme harcayacağını söyledi. Leyen, çözüm sürecine aktif olarak katılma ve katkı koymaya hazır olduklarını belirtti.
Anlaşılan Rum tarafının avukatı ve sözcüsü durumunda olan AB, Kıbrıs konusunda aktif bir rol oynamaya hazırlanıyor. Tüm amaçları, Rum tarafının isteği doğrultusunda bir çözümden başka ne olabilir?
Araştırmacı yazar Şakir Alemdar’ın Halkın Sesi İstanbul Temsilcisi Uğur Bakıcı’ya yaptığı değerlendirme oldukça ilginç olduğundan bir bölümünü aşağıya alıyoruz:
“AB, Kıbrıs’ta iki tarafı da çözüme yönlendirmeye çalışan, pozitif hareket eden ve iki tarafa da destek veren bir aktör olarak lanse edilmeye çalışılsa da, gerçekte durum çok farklıdır. AB’nin Kıbrıs politikası, tamamen Rum yönetimine destek veren bir çerçevede yürütülmekte ve her adım bu yönde atılmaktadır.
AB, aslında kendi stratejik çıkarlarını korumaya ve geliştirmeye çalışan bir aktördür. AB tarafsız görünse de Rum yönetimini desteklemektedir. 2004 üyelik kararı bunu göstermiştir. Doğrudan ticaret tüzüğü uygulanmadı. Örneğin Rum tarafı Yeşil Hat Tüzüğü’nü kendi lehine kullandı. AB buna ses çıkarmadı. AB yardımları pratikte Rum kontrolündedir. Bu durum KKTC’nin temsil gücünü zayıflatmaktadır.”
Özetle AB’nin kafasındaki çözüm şekli Kıbrıslı Türklerin yama olabileceği bir çözüm şeklinden farksızdır.
***
Kaybettiğimiz değerler
Çatalköy’ün çınarlarından, eski Belediye Başkanlarından Necdet Numan’ın ablası sevilen sayılan isim Sevim Numan Çatalköy’de defnedildi. Aslen Celyalı olup Yıldırım köyünde ikamet eden Mehmet Özanlar (Şemmedi) Yıldırım’da toprağa verildi. Öte yandan Lefkoşa Surlariçi’nde bilinen isim Terzi Mehmet Şimşek Lefkoşa’da toprağa verilirken, Geçitköy’de sakin Celal Avcı’nın vefatı köyü yasa boğdu. Avcı Geçitköy’de toprağa verildi.
Mekanları cennet olsun.





Yorumlar kapalı.