Akay Cemal

AB vizesine karşılık Türk limanı ‘Made in Hristodulidis’ ürünüydü





Bu günlerin gündemine oturan Tasos Papadopulos’u iyi tanıyanlardanım. Aslen Paşaköylü olup, Polikarpos Yorgacis gibi, önde gelen EOKA mensuplarından biriydi. Kıbrıs’ta 1960 ortaklık cumhuriyeti kurulduğunda, Başpiskopos Makarios tarafından Çalışma Bakanı olarak görevlendirilmişti. Hani ‘burnundan kıl aldırtmaz’ derler ya, öyle biriydi. İri yarı biri değildi ama sert görünüşlü bir mizacı vardı.

Yıllar sonra mülakat için yazıhanesine gittiğimde, sohbette eski günlerden söz ederken geniş bir kitaplığı olduğunu görmüştüm. Tanınmış hukukçulardan ve Makarios’un da has adamlarından biriydi. Her Rum lideri gibi, o da Türk askerinin adadan ayrılması gerektiğini savunuyor, 1974 öncesi günlere dönüşün hayalini kuruyordu.

‘Cyprus Mail’ gazetesine gelince; zamanında ‘Halkın Sesi’nde çalışırken çok girip çıkmıştım oralara, Andrea adında bir meslektaşım çalışırdı orada ve basın toplantılarında, görüşmelerde buluşurduk. ‘Cyprus Times’ diye bir başka İngilizce gazete daha vardı, ancak ‘Cyprus Mail’ gibi prestijli değildi, nitekim yayınını fazla sürdüremedi.

Bu girişten sonra, ‘Cyprus Mail’ gazetesinde yer alan bir makalede, Rum Lider Nikos Hristodulidis’ın, ‘Türk tarafının asla kabul etmeyeceği bilinen öneriler’ sunarak, retçiliği ile bilinen Tasos Papadopulos ile aynı yolda yürüdüğünü yazdı. Makalede şöyle denildi:

“Geçtiğimiz pazartesi günü, Atina gazetesi Ta Nea, Hristodulidis’in, Türk iş insanlarına AB vizesi verilmesi karşılığında bir Türk limanının ‘Kıbrıs’ bayraklı gemilere açılmasını önerdiğini bildirdi. Haberin kaynağı açıkça belliydi. Bu bilgiyi dost bir gazeteciye aktaran Cumhurbaşkanlığı sarayıydı. Bu, Hristodulidis’in Kıbrıs sorununu nasıl bir halkla ilişkiler oyununa çevirdiğinin ve bu oyunda sık sık AB’yi nasıl kullandığının bir başka örneğidir.

Onun son önerisi, seçildikten kısa süre sonra ortaya attığı AB’nin bir temsilci atayarak Kıbrıs sorununa doğrudan dahil olması yönündeki diğer AB bağlantılı girişimiyle aynı çizgide. Ne Ankara, ne de Kıbrıslı Türkler böyle bir şeyi kabul ederdi. Bunu herkes biliyordu, Hristodulidis bu fikri birkaç ay boyunca abartılı şekilde gündeme taşıdıktan sonra sessizce rafa kaldırdı.”

Ben şahsen Rum liderin, Kıbrıs konusunda Avrupa Birliği’ni kullandığını çok defa dile getirdim. Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye üzerinde baskı unsuru yaratmak için her defasında AB’nin kapısını çaldığını ve yardım talep ettiğini vurguladım. O kadar ki, bazı AB yöneticilerinin bu durumdan bunaldıklarını yakın çevrelerine anlattıkları bilinmiyor değildir. Son Cenevre zirvesinde de Rum lider, AB’nin bir temsilcisinin de masada bulunması için yoğun çaba göstermişti. Halbuki zamanında eski Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile birlikte masayı deviren bizzat kendisi değil miydi?

Hepsi bir yana, AB vizesi karşılığında bir Türk limanının Rum bandıralı gemilere açılacağı şeklindeki haberin tam bir düzmece olduğu ve ‘Cyprus Mail’in yazdığı gibi, bizzat Rum Başkanlık Sarayı’nda pişirildiği anlaşıldı. O günlerde bizde bu gibi haberlere bayılan bazı yayın organları da haberi manşetlere çektiler. Ne bilsinler ki, haber düzmeceydi ve bizzat Hristodulidis’in tezgâhından çıkmıştı.

‘Cyprus Mail’ Rum lideri niye Papadopulos’a benzetti? Çünkü aynı oyunu oynadıklarını biliyordu. Türklerin kabul etmeyeceğini bildiği halde, öneriler sunmayı marifet sayıyordu. Papadopulos, Rumların Annan Planı’na ‘hayır’ demesi için televizyonda adeta yalvarmış, ağlamış, AKEL bile hayır için destek vermişti. Sonuçta Rumlar ödüllendirilmiş, Türkler de cezalandırılmıştı. Bu gerçekler bilindiği halde, bazı çevrelerin hala ölmüş plandan medet ummaları ne denli hayalperest olduklarını göstermiyor mu?

Ya da ‘Made in Hristodulis’ ürünü AB vizesi karşılığında bir Türk limanı açılımının fos çıkması tahmin edilemiyor muydu?

***

Sevgen Çağlar Mağusa’da defnedildi

 

Çağlar ailesinin çok sevdiği güzel insanı Sevgen Çağlar’ın dün Gazimağusa’da defnedildiği tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Sevgili eşi Arif Çağlar, kızı ve damadı Naime-İbrahim Karadeniz, oğlu Güven Çağlar, torunu Dilem Karadeniz, kardeşleri Sadiye-Göksal Umuroğlu, Ersan-Tülay Uluçhan, Ergun Uluçhan-Cemile Ökçün ve tüm akrabaları, yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek, derin üzüntü içerisinde olduklarını belirttiler.

Öte yandan Lefkoşa’nın sevilen simalarından Zişan Barkın’ın zamansız kaybı ailesi ve sevenlerini yasa boğdu. Zişan Barkın Lefkoşa’da defnedilirken, aslen Gelibolulu olup, Lefkoşa’da sakin Adem Soyhan da Lefkoşa’da toprağa verildi. Nur içinde yatması dileğinde bulunuldu.

 

AB vizesine karşılık Türk limanı ‘Made in Hristodulidis’ ürünüydü
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.