Bülent Fevzioğlu

Kıbrıs’taki “Çanakkale”(8)





(Pazartesi günkü köşe yazımızdan, devamla)

 

*     *     *

Bu manevi ve aziz emanetler, 1950’li yıllarda, iki farklı mekândan alınarak, bugünkü şehitliğe taşınırlar…

Şehitlerin mezarlarının nakline göz tanıklığı yapan Sn. İsmet Kotak, şu bilgileri verir (18):

 

*     *     *

   “Dr. Niyazi Manyera rahmetli, 1950’li 60’lı yıllarda Mağusa’da liderlik konumuna gelen kişi, büyük bir çaba harcadı ve aldığı izinle bu şehitlerin kabirlerini, dağınık olarak bulunan kabirleri Namık Kemal Lisesi arkasındaki mezarlığa topluca tanzim etme yetkisini yerine getirdi…

   Çok büyük bir tören yapıldı, özellikle limanda çalışan işçiler gerçekten büyük fedakârlıklarla geldiler, yardımcı oldular, kadınlar gözyaşlarını tutamadılar…

   Yani bir defa daha, sanki o gün ölmüşler gibi böyle bir tören yapıldı ve onlar da şimdiki yattıkları yere nakledildiler…”

 

*     *     *

Bugün, Gazimağusa eski mezarlığının hemen batısında, Çanakkale Şehitliği yer almaktadır…

Şehitlikte, 217 şehidimizin adı yazılı olmakla birlikte, yalnızca, 33 mezar taşı bulunmaktadır…

Bu 33 mezar taşı üzerinde yapılan araştırmalara göre, 11 şehidimizin Çanakkale cephesinden, 15 şehidimizin Kanal, 7 şehidimizin de Hicaz harekâtlarından esir alındıkları öğrenilmiştir…

Mezar taşlarının en eskisi 24 Kasım 1916, en yenisi, taştaki yazı net okunamadığı için 8 veya 18 Şubat 1920 tarihlidir.

Mezar taşları nedeniyle, künyeleri bilinen 33 şehidimizin dışında kalan 184 şehidimiz ise bu mezar taşlarının ortasında düzenlenen toplu anıt mezarda, yatmaktadırlar…

   – “Diğer şehitlerimizin mezar taşları neden yok?” sorusuna gelince:

 

*     *     *

Çünkü; ilk şehitlerimizin mezar taşları, esirler arasında bulunan taş oyma ustaları tarafından yapılmış, ancak, taş oyma ustaları da esir kampında şehit oldukları için, başta taş ustaları olmak üzere…

Onlarla birlikte, sonradan gelen şehitlerimiz için mezar taşları yapılamamıştır…

Türkiye’nin, ünlü eğitimcilerinden ve şair Can Yücel’in babası, Hasan Ali Yücel Bey, 1957 yılında Kıbrıs’a gelir ve Kıbrıs gezisi içerisinde o günlerin Çanakkale Şehitliği’ni de ziyaret eder, bilgi edinir…

Sayın Hasan Ali Yücel Bey, Türkiye dönüşünde, Kıbrıs gezisine ilişkin gözlem ve incelemelerini “Kıbrıs Mektupları” adı altında ve Türk Tarih Kurumu Yayınları arasında, yayımlar.

Sn. Hasan Ali Yücel Bey, mezar taşları bulunmayan şehitlerimizle ilgili, şu bilgileri aktarır (19):

 

   – “Taşlar ve taşların üstündeki yazılar aynı elden çıkma.  

   Meğer, esir erlerimizden biri taşçı ustası imiş…

   Arkadaşları öldükçe onlara bu taşları yontup o dikmiş.

   Künyelerini ebediyete o yazıp “fevtlerini” o çekmiş.

   Ama, kendinin taşı yok!…               

   Halbuki o da burada hayata gözlerini yumup gençliğine doymadan gurbette âhirete sefer etmiş…  

   Fakat kendi gibi taş oyan ustayı, nereden bulacak?

   Kardeşlerinin, yoldaşlarının, esaret arkadaşlarının adı, kıtaları, şahadet yerleri belli. Çoğu, Çanakkale’den gelip bakaa diyarına gitmişler…    

   Bu taşçı kahraman, Adsız..,”

 

*     *     *

Bugün…

Seferberlik türkülerinde ve ağıtlarında kalan bu insanlar, dünyanın ateşe düştüğü bir dönemde yaşamıştı. Verdikleri kayıplar, korkunçtu.

Silâh altına alınan 2 milyon 900 bin kişiden 250 bini muharebelerde, 450 bini ise çeşitli hastalıklar nedeniyle şehit düşmüştür…

60 binden fazla asker hâlâ kayıp, halâ, üzerlerine bir dal çiçek konacak mezar yerinden bile, yoksundurlar…

Mağusa, Çanakkale Şehitliği’ne, gelince…

Bu anıt, 1916-1920 yılları arasında Karağulos Esir Kampı’nda bulunan ve bu esaret yılları içerisinde şehit düşenlerimizin onurlu anılarını yaşatmak için, Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin 5’inci Kuruluş yıldönümü olan 13 Şubat 1980 günü açılışı yapılarak, Kıbrıslı Türkler tarafından, tarihe, armağan edildi…

O günlerin Mağusa Belediye Başkanı, Mimar, Sayın Bora ATUN idi…

Günümüzde, hemen karşımıza çıkan…

Mağusa girişi büyük çemberdeki anıtın önericisi, uygulayıcısı ve elbette mimarı da yine…

   “Çanakkale Şehitliği”nden sonra bu kez, 60 yıl evvelin tarihsel gönül borcundan hareketle, 20 Temmuz 1974 – Mağusa Savunması’nın gelecek günlere bir mücadele – direniş sembolü olarak kalmasının hedeflendiği “Zafer Anıtı”nın önericisi, uygulayıcısı ve elbette mimarı da yine, o günlerin Mağusa Belediye Başkanı olarak, Sayın Bora ATUN idi…

20 Temmuz 1974 sonrasının hemen ertesinde “GAZİ”lik unvanı alan Mağusa’daki “Çanakkale Şehitliği”nin tarihsel öyküsü, özetle, bundan ibaret…

Şehitlerimize ve Mağusa’nın efsanevi Belediye Başkanı Sayın Bora ATUN’a Saygıyla, Rahmetle…

 

 

Kıbrıs’taki “Çanakkale”(8)
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.