Akay Cemal

Kemal Coşkun’la Zübeyir, Berber Ahmet’te tartışırken…





Kör olası hastalık nedeniyle her gün yazı yazdığı gazeteden, okurlarından birkaç gün bile uzak kalması, inanın insanın zoruna gidiyor. ‘Domuz gribi’ mi, ‘Paçavra’ mı nedir, insanı perişan eder. Hani eskiler ‘Yorgan-döşek yatır’ derler ya, biz de aynen öyle olduk. Ergül’e telefon ederek, “Ben yorgan-döşek yatırım, herhalde birkaç gün olmayacağım” dedim. Üstelik pandemi sürecinde grip de olsa dikkat etmek, önlemini zamanında almak gerek.Hani bazıları “İstirahat edersen bir haftada, etmezsen 7 günde geçer” derler ya, aynen o hesap.

Tabii ki her zamanki gibi gündem yoğun… Hele Başbakan ve UBP Genel Başkanı Faiz Sucuoğlu’nun Ankara ziyareti olduysa, hele 23 Ocak erken genel seçimlerine sayılı günler kaldıysa ve hele törenlerle andığımız Dr. Küçük ve Denktaş’tan söz ederken, gerekli dersleri alabildiysek… Her ikisinin de acı-tatlı günlerinden söz etmek isterdim, ama maalesef rahatsızlığım nedeniyle olmadı.

Her neyse; önceki gün çok değerli bir arkadaşımızı, bir Erenköy Mücahidini de kaybettik. Birkaç yıl önce vefat eden Dışişleri Bakanlığı eski Protokol Müdürü Yılmaz Ağaoğlu’nun kardeşi olan Zübeyir Ağaoğlu renkli bir simaydı. Geçen pazar günü Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı. Beğenmediği fikirler oldu mu, sesini yükseltir, hiç beklenmedik anda da hafiften gülümsemesiyle dikkat çekerdi. Her nerede olursa olsun, Zübeyir söz almaktan çekinmez, fikirlerini serbestçe ve yüksek sesle dile getirir, özetle bir tartışma ortamı yaratırdı. Bu konularda sanki de bir uzmandı. Fitili ateşler, herkesin ortaya koyacağı fikirleri bu vesile ile öğrenirdi. Gerek Ahmet Tolgay, gerekse Özcan Özcanhan arkadaşlarımız da Zübeyir’den bahsederken, kendine özgü üslubu ve karakterinden söz ettiler.

Zübeyir iyi bir dostumdu. Sönmezliler Ocağı’nın da müdavimlerindendi. Ancak rahatsızlığı nedeniyle aylardır uğramıyordu. Gene de arkadaşları, eksikliğini hisseder ve kulaklarını çınlatırdı. Dedik ya, renkli bir simaydı… Bir gün Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) Lideri, ‘Bozkurt’ diye de anılan Kemal Coşkun (Kenan Çoygun Paşa) ile Berber Ahmet’te tartışmaya başlamıştı. Merhum Berber Ahmet’in dükkânı ‘Mücahitler Sitesi’ diye bilinen binanın karşısında tam köşedeydi. İleri gelenlerin berberiydi. Günlerden cumartesiydi ve gece ‘Halkın Sesi’nden geç paydos ettiğim için evde yatıyordum. Sabah sabah telefon çalmasın mı? Zübeyir Ağaoğlu, Berber Ahmet’te olduğunu ve acele oraya gitmemi istedi. Gözlerimi ovuşturarak tekrar yattım. Biraz sonra gene telefon çaldı. Zübeyir dedi ki, “Kemal Coşkun da burada, gelmeni istiyor.”

Olacak gibi değil. Bu işten kaçış yok diye mırıldanarak giyinmeye başladım. Bir yandan da ‘Beni niye istiyorlar?’ diye yanıt bulmaya çalıştım. Dükkâna girdiğimde oturacak yer bile yoktu. Hemen çaylar kahveler derken, Zübeyir’in elinde bir ses alma cihazı, illa ki Bayraktar Kemal Coşkun’a sorduğu sorulardan yanıt bekliyor, Kenan Paşa da, “Cemal gelsin, ona göre karar veririz” diye Zübeyir’i frenliyor. Varoluş mücadelesi devam ederken, Kemal Coşkun’un ağzından laf alabilmek mümkün müydü? Ancak Zübeyir de ısrarlıydı ve can alıcı sorularına yanıt istiyordu. Kemal Coşkun konuşmuş olsa, belki de yer yerinden oynayacaktı. Bıyık altı gülerek, Zübeyir’i duymazdan gelirken, “Cemal’e soralım, o onaylarsa ben de sorularına cevap vereceğim” deyince Zübeyir’in ve dükkândakilerin gözleri fal taşı gibi açılmış, dikkatler üzerime çevrilmişti… Durumun nezaketini ve henüz zamanı olmadığını bildiğimden, topu yeniden Bayraktar Kemal Coşkun’a atıverdim. “Takdir sizindir ve son söz hakkına sahip de sizsiniz” deyince Zübeyir yine sinirlenmiş, kaseti de savurmuştu… Her şeye rağmen, yine de işi tatlıya bağlamış ve kucaklaşmıştık.

Allah gani gani rahmet eylesin. Eşi Nafia Hanım, kızı Nezire, oğlu Şener Ali Ağaoğlu, gelini Fatma Ağaoğlu, torunları Mert Ada Ağaoğlu ve Alp Adaoğlu, derin üzüntülerini ifade ederek, onu hiçbir zaman unutmayacaklarını, hep kalplerinde yaşatacaklarını belirttiler, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun” dediler.

Işıklar yoldaşın olsun değerli dost.

  ***

Nice değerlerimizi kaybettik – Zübeyir Ağaoğlu, İsmail Adem,

Erdenay, Eribe Oruz, Şevket Kardeşler, Haşimoğulları ve Hunter

Son günlerde nice değerlerimizi kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Onlardan biri de Haşimoğulları ailesinin kıymetli büyüğü Hasan Haşimoğulları idi. Geçen cuma günü Ötüken’de sonsuzluğa uğurlandı. Tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyurulurken, sevgili eşi Naciye Hanım, evlatları Erdi-Zehra Haşimoğulları, Ecem-Mehmet Topçu, torunları Ayaz Hasimoğulları, Osman Topçu, kardeşleri Sıtkiye-Ocal Mustafaoğulları, Fatma Haşimoğulları, Ahmet-Nermin Kürşat, Teyfide-Ahmet Oğur, İsmail-Sezel Haşimoğulları ve çocukları, derin üzüntü içerisinde olduklarını ifade ederek, “Acımız büyüktür. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun. Hep kalbimizde yaşayacak” dediler.

Bu arada kayınvalidesi ve kayınpederi Kıymet-Ahmet Çağlan (merhum) baldızları ve eşleri Akıle-Yusuf Alanlı, Şaziye-Mehmet Salih Özşehitoğlu, kayınları ve eşleri Mustafa-İlşen Çağlan, Mehmet-Dilek Çağlan, yeğenleri Akjile, Hidayet, İzlem, Mert, Naile-Mustafa, Hüseyin, Evşen, Kıymet, Melisa ve Samiye, derin üzüntülerini dile getirdiler, nur içinde yatması, mekânının cennet olmasını dilediler.

Kıbrıs Vakıflar Bankası Yönetim Kurulu Başkanı ve Üyeleri ile Banka Genel Müdür ve Tüm Personeli adına yayınlanan taziye mesajında, çalışanlarından Naciye Haşimoğulları’nın kıymetli eşi Hasan Haşimoğulları’na Allah’tan rahmet, kederli ailesi ve sevenlerine sabır, metanet ve başsağlığı dileğinde bulunuldu.

Bir başka değerli insan da Lapta eşrafından Şevket Kardeşler idi. Ailenin kıymetli büyüğü, iyi insan Şevket Kardeşler geçen perşembe günü Lapta’da son yolculuğuna uğurlandı. Güler yüzlü, yardımsever bir kişi olarak bilinmekteydi. Tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyurulurken, sevgili eşi Fatma hanım, evlatları Salih ve Halide Kardeşler, “Acımız büyüktür. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun” dediler.

Zeytinlik köyünün çınarı, 1931 doğumlu iyi insan Kemalettin Hunter ise geçen cumartesi günü Zeytinlik köyünde toprağa verildi. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurulurken, sevgili eşi İlmiye hanım, kızı ve damadı Gülin-Cevdet Ögetürk, oğulları ve gelinleri Talat Hunter, Eskin-Akın Hunter, torunları Sumru Kesmen, Ayla Robinson, Attila ve Adem Hunter, acısını hiçbir zaman unutamayacaklarını ifade ettiler, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ dediler.

Aslen Mehmetçik (Galatya) köyünden olup, uzun süreden beri Çatalköy’de ikamet eden, tanınmış simalardan İsmail Adem ise önceki gün Çatalköy’de defnedildi. Merhume Şerike ve merhum Adem İsmail’in oğlu olan İsmail Adem, eşi Nezaket Hanım’ı daha önce kaybetmişti. Evlatları Erkan-Hanife Adem, Esin-Ömür Borazan, torunları Mete ve Sude Borazan, derin üzüntü içerisinde olduklarını ifade ederek, tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurdular, nur içinde yatması ve mekânının cennet olması temennisinde bulundular.

Bir diğer kıymetli insan da aslen Siligu’lu (Limasol) olup, Güzelyurt’ta ikamet eden, Erdenay ailesinin değerli büyüğü Eray Cemil Erdenay idi. Herkes tarafından sevilen iyi bir insandı. Önceki gün Yuvacık’ta toprağa verildiği tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Sevgili eşi Necla hanım, evlatları Eralp-Ruveyna Erdenay, Cemil-Gözde Erdenay, Cemal-Fatoş Erdenay, torunları Necla Erdenay Kara-Recep Kara, Nermin, Semira, Eray Cemil, Alya Güvenç, Enç Eray ve Lal Fem Erdenay, “Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

Öte yandan Eribe Salih Oruz’un vefatı üzerine mesaj yayınlayan ailesi, “Acımız sonsuzdur. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurulur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dedi.

Kemal Coşkun’la Zübeyir, Berber Ahmet’te tartışırken…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.