Ziraatçiler Anlatıyor

Kısa-kısa tarım bilgileri





Nihat NALBANTOĞLU
Yüksek Ziraat Mühendisi
[email protected]
www.nihatnalbantoglu.com

  

  

Geleceğin çiftlikleri
  

   İnsanoğlu olarak medeniyetin başlangıcından itibaren beslenme yeteneğimiz çiftçiliğe bağlı olmuştur. Son 70 yılda üç katına çıkan dünya nüfuzunun gelecekte daha hızlı bir artış oranı göstermesi muhtemeldir. 2050 yılına kadar 9,7 milyara ulaşması beklenen nüfusu besleyecek gıdayı üretmek ve sürdürülebilir bir dünya için bir yenilik aşamasına ihtiyacımız mevuttur.
   İşte artan nüfusun beslenebilmesi için;
   1. Dronlar ve akrobatlar: Mahsullerin ve hayvanların gerçek zamanlı görüntülerini sağlayan yüksek çözünürlüklü kameralarla donatılmış dronlar daha erişilebilir ve daha sofistike hale geliyor. Bu teknoloji ile sadece ihtiyaç duyulan bitkilere pestisit gibi diğer ilaç uygulamaları yapabiliyor olmaları yanında, rekolte tayininde büyük kolaylıklar üretebiliyor. Geniş tarım arazilerinin yönetiminin anahtarı olabiliyorlar. Bu tür otonom robotlar, ekinleri denetlemek, ekmek, sulamak, işlemek ve hatta hasat etmek için kullanılabilir.
   2. Akıllı sensörler: Gelecekteki çiftliklerin karar vermeyi yönlendiren, anlamlı iç görüler elde etmek için karmaşık big data algoritmalarını kullanarak muazzam miktarda veri üretmesi muhtemeldir. Çiftçinin kazanılmış deneyimiyle birlikte, bu datalar vasıtasıyla, hangi ürünün nerelerde yetiştiğini, hangi mücadelenin gerekli olacağını, hasat veya depolama için en iyi zamanların hakkında bilgilendirmede bulunabilecektir.
   3. Daha modern seralar: İklim değişikliğinin sebep olduğu öngörülemeyen hava koşullarında, seralar kapalı ve kontrollü bir tarım sisteminde sıcaklık, su ve mahsullerin beslenmesini düzenleyerek, daha kaliteli ve daha fazla mahsul verilmesini sağlayacaktır. Meydana gelebilecek kötü etkilerin azaltılmasına yardımcı olacaktır.
   4. Toprak verimliliği ve bitki sağlığı: Hassas tarım, etkili üretim için gerekli gübre ve pestisit miktarını önemli ölçüde azaltacak ve özel karışımlar her türlü toprağın ihtiyacını karşılayacak şekilde uyarlanacaktır. Örtü altı malçlar ve kompost gibi basit çözümler, özellikle daha marjinal arazilerde suyun korunmasında ve topraktaki besin maddelerinin oluşturulmasında çok önemli roller oynayabilir. Toprağın haritalanması bitkileri ve toprak türlerini doğru bir şekilde eşleştirerek birden fazla mahsulün tek bir tarlada başarılı bir şekilde yetiştirilmesine olanak sağlayacaktır.
   5. Doğru gıdalar: Yiyecekleri nasıl yetiştirdiğimize ek olarak hangi yiyecekleri yetiştirdiğimiz de belirleyici bir fark yaratabilecektir. Dünyadaki mahsul kalorilerinin %55’i doğrudan insanları besliyor ve bu mahsul kalorilerin %36’sı hayvanları beslemek için kullanılıyor. Hayvanları beslediğimiz her 100 kalorilik tahılla, 12 kalorilik tavuk eti, 10 kalorilik domuz eti ve 3 kalorilik sığır eti elde ederiz. Mevcut gıda üretimi seviyesiyle, daha az et tüketirsek ve daha vejetatif beslenmeye geçtiğimiz taktirde, 9,5 milyar insanı besleyebilme imkanı mevcuttur.

 

Hümik Asit nedir ve ne işe yarar?
  

   Hümik Asit ve fulvik Asitler, bitki ve hayvanların doğal çürümesi sonucu gerçekleşen kimyasal ve fiziksel etkileşimler sonucu oluşan mikroorganizmaların, biyolojik aktiviteleri yoluyla ortaya çıkan bileşenlerdir. Tek bir asit olmayan Hümik ve fulvik asitler; toprak, tatlı su ve okyanuslar gibi doğal kaynaklardan gelen karmaşık moleküllerdir.
   En zengin Hümik asit içeriği yer kabuğunun yüzeyine yakın katmanlarında ve Leonardit olarak adlandırılan yüksek konsantrasyonda bulunur. Hümik asit, toprak ile bitkiler arasında besin maddelerinin aktarımı için çok değerli olup, bitki köklerinin su ve besin maddelerinin bağlanmasına yardımcı olur. Hümik asit, bitki beslemede ana gübre değildir. Bitkilerin ihtiyaç duydukları besin maddesi olan mikro (Demir, Bakır, Çinko vs) ve makro (Azot, Fosfor, Potas) besin maddelerinin alınmasını kolaylaştırır. Yüksek Hümik asit seviyeleri verimi önemli derecede artırabilir. Topraktaki organik maddelerin ana içeriği humus, humusun en aktif maddesiyse Hümik Asittir. Bitkiler ve hayvanlar öldüğünde, moleküller diğer organizmaların kullanımı için kullanılabilir hale gelir. Bakteriler, mantarlar, protozalar, solucanlar ve böcekler bu taze materyali tüketir. Bu işlemin uzun süreler ve birkaç döngü boyunca yapılması sonunda humus oluşur.
   Birkaç bileşen sonunda şu bileşenler oluşur.
   a. Fulvik Asit; Tüm PH koşulları altında suda çözülür ve düşük moleküler ağırlıkta olup, sarı ile sarı-kahverenkli renkte Hümik bir maddedir.
   b. Hümik Asit; daha yüksek PH değerlerinde çözünebilen ve fulvik asit moleküllerinden daha ağır bir yapıya sahip, koyu kahverengi bir Hümik maddedir. Hümik asit yıllarca bozulmamadan toprakta kalabilir.
   c. Humin; her hangi bir PH’da veya suda çözülmeyen, yüksek moleküler ağırlığa sahip ve sıvı Hümik asit üzerinde bulunmayan siyah Hümik bir maddedir.   Hümik asitin faydaları;      •           Besin alımını artırır,
   •Toprakta su tutma kapasitesini artırarak bitkilerin direncini yükseltir.
   •Genel toprak yapısını iyileştirir.
   •Çimlenmeyi artırır.
   •Mikro besin maddeleri alımını artırarak, klorozların gerçekleşmesini önler.
   •Toprakların PH değerini düzenler.
   •Fotosentezi, bitkinin şeker ve vitamin içeriğini artırır.
   •Nitratı bünyesine alarak, kök bölgesi çevresinde tutar ve yeraltına sızan nitratı azaltır. Yeraltı sularını korur. 
  

Organomineral gübre nedir?  

   Bu gübreler, Hümik asitlerin veya bunları içeren materyallerin amonyak, fosforik asit çözeltileri ve potasyum tuzlarıyla ile işlenmesiyle üretilir. Bu gübrelerde Azot, Fosfor, Potasyum, Çinko, Kükürt, Kalsiyum elementlerinin yanı sıra gübre içeriğinde bulunan organik maddelerin de besin maddeleri bulunur.        Organomineral gübre ne işe yarar?
   •İçeriğinde bulunan organik madde sayesinde toprakların havalanmasını sağlayan bu gübre, ayni zamanda bir toprak düzenleyicisi olup, toprak kalitesini artırır.
   •Yine içerisindeki organik madde sayesinde toprakta bağlı şekilde bulunan minerallerin parçalanarak bitki bünyesine alımını sağlar. Taban gübresi olarak kullanılması durumunda, tohumların hızlı ve homojen çimlenmesini sağlar. Kullanılan diğer gübrelerin verimini yükselterek, bitkinin besin alımını artırır. 
   •Toprak erozyonunu önler.
   •Daha sağlıklı kök gelişimini teşvik eder.
   •Toprakta bulunan ağır metalleri ve toksitleri bağlayarak bitkiyi korur.
   •Kullanılan diğer gübrelerin verimini yükselterek, bitkinin alımını artırır.
   •Kimyasal gübrelere göre daha fazla verim artışı sağlar.
   Organomineral gübreler ne zaman uygulanır?
   Hem granül, hem de sıvı halde bulunabilen Organomineral gübreler, ekim öncesi veya ekim zamanında taban gübresi olarak kullanılabilir. Buna ek olarak üst gübre olarak da kullanılabilir ve bitkinin tüm gelişim sürecinde uygulama imkanına sahiptir. Taban gübresi olarak kullanılması durumunda tohum veya kök derinliğine gelecek şekilde uygulanmalıdır. Üst gübre olarak kullanımında ise serpme yöntemiyle toprak yüzeyine uygulanabilir. Meyve ağaçlarında ağaç taç izdüşümüne gelecek şekilde toprağa karıştırılarak uygulanabilir. Bunlara ilave olarak damlama sulama veya püskürtülerek yapraktan da uygulanabilmektedir.
   Kaynak: https://www.hektasbahcepet.com/sayfa/organomineral-gubre-nedir
  

Toprakta organik maddenin önemi
  

   Toprak, yaşayan ve hayat veren bir doğal kaynaktır.
   Dünya nüfusu ve gıda üretimi talepleri arttıkça, toprağımızı sağlıklı ve verimli tutmak büyük önem taşımaktadır. Toprağı işlemeden, çeşitli ürün rotasyonları içeren uygulamalarını, toprak sağlığı ilkelerini ve sistemlerini kullanarak çiftçilik yapmak, tarım alanlarındaki organik madde miktarını arttırıp mikrobiyal aktiviteyi iyileştirir. Sonuç olarak, toprak daha fazla karbonu ve suyu tutar, vahşi yaşam alanlarını iyileştirir.
   Kuraklığa dayanıklı toprak ve sürdürülebilir gıda üretiminin anahtarı, toprak organik miktarını arttırmaktır. Dengeli bir toprak, suyu tutma ve atmosferdeki karbonu depolama kapasitesini arttırır. Bir dekar arazide toprağın organik madde miktarını %1 arttırmak demek, 95.000 litre ek su tutma kapasitesi demektir. Araştırmalara göre topraktaki organik madde, ağırlığının 20 katı kadar su tutabilmektedir.

 

Etiole bitki nedir?
  

   Yeterli ışık alınmadığı takdirde bitkilerde sararma ve uzama görülür ki buna ETİOLASYON denir. Bu bitkilere de ETİOLE bitkiler denir. Karanlıkta bitkiler ışıksız ve esnemeden büyüdükleri için ve klorofil eksikliği onları daha yumuşak ve tatlı yapıyor. 
 

Lazerle yabani ot öldüren makine
  

   Geleceğin kurtuluşu kesinlikle BİLİM ve TEKNOLOJİ ‘de. Düşünsenize topraklar kimyasallarla zehirlenmeyecek. Tarımsal işletmelerin en büyük sorunu, yetişen tarım ürünleri arasında oluşan yabancı otların ortamdan uzaklaştırılmasıdır. Bunun için kimyasal, fiziksel, biyolojik yöntemlerin dışında, yabani otlarla mücadelede yeni nesil çözüm LAZER.
   Araç yabani ot temizleme sürecinde gerçek, anlamda lazer kullanıyor. Bünyesinde birçok farklı kamera yer alan ürün, önü ve arkası yanında yeri yani toprağı da görüntülüyor ve tarama yapıyor. Burada bir yapay zekâ altyapısı kullanan model, bu sayede yabani otları hassas şekilde tespit edebiliyor.
   Bundan sonrasında ise lazerler (150-W gücünde) devreye giriyor. Birden fazla lazer ile tespit edilen yabani otlar yakılarak öldürülüyor. Saatte 100 bin yabani otu ortadan kaldırabilen araç, bu açıdan çok ama çok büyük bir zaman kazancı getiriyor. Bu modeli çok uzun zamandır test eden firmanın, şimdiden ciddi satış rakamlarına ulaştığı aktarılıyor.

Kısa-kısa tarım bilgileri
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.