İnsanların beslenmesinde “Çiftlikten Sofraya Gıda Güvenliği” kavramı son yıllarda tüketici taleplerine yönveren temel araçların başında yer almaktadır. Özellikle “izlenebilirlik” ilkesine dayanan gıda güvenliği kavramı beraberinde uygulamaya dayalı yeni düzenlemeleri zorunlu kılmıştır. Avrupa Birliği (AB), 14 Ocak 2000 tarihinde Gıda Güvenliğine ilişkin “Beyaz Doküman”ı yayımlamış ve bu doküman ile gıda mevzuatı ve gıda güvenliğine ilişkin yeni ve radikal bir yaklaşım ortaya koymuştur. Bu uygulama reformlarının başında yer alan izlenebilirlik kavramı; hammadde üretimi, ürünün işlenmesi ve dağıtımı gibi tüm aşamalarda bitkisel ve hayvansal ürünlerin, gıda ve yemin, gıdanın elde edildiği hayvanın veya bitkinin, gıda ve yemde bulunması amaçlanan veya beklenen bir maddenin izinin sürülebilmesi ve takip edilebilmesidir (Yaralı, 2019). İzlenebilirlik üretim, muhafaza ve dağıtım aşamaları, ithalat da dâhil olmak üzere birincil üretimden nihai tüketiciye satışa kadar olan aşamaların tümünü kapsar ve ilgili gıdada insan sağlığını en yüksek düzeyde korumayı amaçlamaktadır. İzlenebilirlik sistemi tüm ürün ve girdilerin, birim veya partilerinin tanımlanmasını; bunların nereden, ne zaman ve nereye hareket ettiklerine ilişkin bilginin toplanması ve saklanmasını ve bu iki veriyi birbiri ile ilişkilendirecek bir sistemin kurulması aşamalarını içermektedir (Yaralı, 2019). İzlenebilirlik resmi kontroller açısından olduğu kadar, uluslararası gıda ticaretinin de yönlendirici Gıda Güvenliği Yönetim Standartları olan British Retail Consortium (BRC) ve International Food Standard (IFS) gibi uluslararası belgelendirme faaliyetleri ve gıda ticaretinin sağlıklı işlemesi açısından da kritik öneme sahiptir (Şireli ve Türkyılmaz, 2022).
Yazının başında bahsettiğimiz gibi gıda tüketiminde sertifikalı ve geriye dönük izlenebilir ürünlerin talebindeki artış, üreticileri de sertifikalı ürün üretmeye teşvik etmektedir.“Çiftlikten Sofraya Gıda Güvenliği” kavramına uygun izlenebilir veya coğrafi işaret ile tescillenen gıda ürünlerinin tüketici tarafından tercih edilmesi, ülkeleri kendilerine has geleneksel niş ürünlerini ve üretim yöntemlerini kayıt altına alarak korumaya itmiştir. Başta Avrupa Birliği (AB) olmak üzere birçok toplum kendi kökeni, kültürü ve sosyal mirasından doğmuş yöresel ürünlerini koruyarak ve gelecek nesillere aktararak hem doğal kaynaklarını muhafaza etme hem de ekonomik ve kültürel fayda temini ile rasyonel bir yaklaşım sergileme çabası içerisindedirler.
Dünya Fikri Mülkiyet Hakları Örgütü’nün (WIPO) 2023’de yayınladığı yürürlükte olan coğrafi işaretlerin (GI) ülkelere göre dağılımına ilişkin verileri (Şekil 1’de verilmiştir. 2022 yılında Çin (9.571) kendi topraklarında yürürlükte olan en fazla coğrafi işarete sahip ülke olurken, onu Macaristan (7.843), Almanya (7.386) ve Çek Cumhuriyeti (6.383) takip etmiştir.
WIPO tarafından toplam 91 ulusal ve bölgesel otoriteden alınan verilere göre 2022 yılında yürürlükte olan 58.400 coğrafi işaretin ülke ekonomilerine göre dünya toplamının nerdeyse yarısını temsil eden üst ve orta gelirli ekonomiye sahip ülkelerin(%46,3) oluşturduğunu bunu%43,1 oranla yüksek gelirli ülkelerin ve %10,6 oranla düşük ve orta gelirli ekonomilerin oluşturduğunu bildirmişlerdir. Bölgesel dağılım açısından, yürürlükteki coğrafi işaretlerin en fazla %53,1 oranla Avrupa’da,%36,3’leAsya kıtasında,%4,3’le Latin Amerika ve Karayipler’de, %3,6 oranla Okyanusya’da,%2,6 ile Kuzey Amerika’da ve en düşük %0,13 oranla Afrika kıtasında bildirilmişlerdir.
Coğrafik İşaretli (GI) ürün kategorilerine bakıldığında şarap ve alkollü içeceklerin (%50,7) 2022 yılının küresel toplamının yarısını oluşturduğunu, tarım ürünleri ve gıda maddelerinin %43,1’ini, el sanatlarının ise %4,2’sini oluşturduğu WIPO raporunda bildirilmiştir (Şekil 2.). Tarım ürünleri ve gıda maddeleri için yürürlükte olan en yüksek coğrafi işaret sayısını Bosna-Hersek (5.416) olduğu, onu AB (1.909), Çin (1.839), Birleşik Krallık (1.722) ve İsviçre (1.657) izlediği, şarap kategorisine en fazla yürürlükteki coğrafi işaret AB’de (3.267) aitken, onu Moldova Cumhuriyeti (2.882), İsviçre (2.646), Birleşik Krallık (2.433) ve Ukrayna (2.289) takip ettiği bildirilmiştir. El sanatlarında 2022 yılı için yürürlükte olan coğrafi işaretlere sahip ülkelerin başında İsviçre’nin (425) geldiği, bu ülkeyi Hindistan (232), Avusturya (189) ve Türkiye’nin (145) takip ettiği bildirilmiştir. Hizmetler sınıfı için Sadece Brezilya, Çin, Sırbistan ve ABD’nin coğrafi işaret almış olduğu raporda belirtilmiştir.
İhracat rakamlarına bakıldığında coğrafik İşaretli ürünlerin AB’nin toplam tarımsal gıda ihracatının %15,5’ini oluşturduğu; ABD, Çin ve Singapur ile birlikte toplam tarımsal ihracatın %50’sini karşıladığı bildirilmiştir. Kültürel bir ürünün, gerçek üreticileri tarafından, geleneksel tarifine ve üretim şekline uygun olarak üretilip pazarlanması ve üründen elde edilecek ekonomik gelirden ürünün “gerçek sahiplerinin” faydalanmasının garanti altına alınması için coğrafi işaret koruması eşsiz bir araçtır. Koruma altına alınan coğrafi işaretli ürün adının kullanım hakkını sadece ilgili coğrafyadaki üreticilere vererek, taklit ürünlerle mücadele edilmesini sağlamaktadır. Korumanın başka bir avantajı ise, küresel pazarda, ölçek ekonomisi sebebiyle jenerik ürün piyasasında rekabet edemeyen küçük ülkelere, yüksek segmentte ki niş ürün pazarında alıcı bulma avantajı sağlamasıdır. Çeşitli araştırmalar coğrafi işaretli ürünlerin sıradan ürünlere kıyasla fiyatlarının yüksek olduğunu ve üst segmentte ki tüketicilerin kalite algısı yüksek ve daha pahalı olan bu ürünleri almaya gönüllü olduğunu göstermektedir (Raynaud et al, 2002). Bu da coğrafi işaretleri günden güne popülerleşen koruma araçları haline getirmektedir (Kemal Çiftçi, 2022). Bu bilgiler ışığında coğrafi ürün tescil işaretlerinin anlamlarını yakından irdeleyelim.
(Devam edecek)





Yorumlar kapalı.