Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 99’uncu yıldönümünü Türk milleti ve onun ayrılmaz bir parçası Kıbrıs Türk halkı olarak coşkuyla kutladık. Bu münasebetle Türkiye’nin her yöresinde ve KKTC’de çeşitli etkinlikler düzenlendi, konuşmalar yapıldı, önemli ve anlamlı mesajlar verildi. Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri’nin BRT’deki konuşmasında, Türkiye’nin, Kıbrıs Türk halkının refah ve mutluluğu için her türlü gayreti göstermekte olduğunu vurgulaması yüreklere bir kez daha su serpti.
Önceki akşam Büyükelçilik’te düzenlenen resepsiyonda da Başçeri, “1923 yılından bu yana Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte, Anadolu ile birlikte kalbi atan Kıbrıs Türk’ü, 29 Ekim’i kendi milli bayramı bilerek ve hissederek kutluyor. Bunu sizlerle birlikte, bu adada defaatle yaşamış bir kardeşiniz olmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyorum” dedi. Başçeri, gelecek yüzyılın Türk yüzyılı olacağına gönülden inandığını belirterek, bu yüzyılda Anadolu ile KKTC’nin de el ele, gönül gönüle çok daha güzel ve aydınlık yarınlara yürüyeceğine emin olduğunu söyledi.
Rahatsızlığım nedeniyle katılamadıysam da, kendimizi bildik bileli Kıbrıs Türk halkı olarak, tasada ve kıvançta Türk milleti ile aynı duyguları paylaşmaktayız. Anadolu’nun kederi bizim de kederimiz, sevinci bizim de sevincimizdir. Anavatan Türkiye sevgisi geçmişten günümüze aktı geldi. Bu sevgi seli tüm hızıyla devam ediyor. Önünü tıkamak için içte ve dışta çabalar olmasına, göbek bağının kesilmesini dört gözle bekleyenler bulunmasına rağmen, hayal kırıklığına uğrayanlar da var. Kıbrıs Türkünün bu adadaki varlığını hazmedemeyen, Rum yönetimine yem olmasını isteyenlerin oyunları duracak değildir.
Kıbrıs Türk halkının zor günlerinde, ölüm-kalım mücadelesi verdiği dönemlerde kılını kıpırdatmayanlar, uzaktan seyredenler, kendi çıkarları doğrultusunda ahkâm kesmeyi sürdürüyorlar. Örneğin şu anda Ermenistan’da bulunan Dış Rumlar Komiseri Fotis Fotiu, Güney Kıbrıs, Ermenistan ve Yunanistan’ın karşı karşıya bulunduğu ‘tahrikleri’ görüşmüş… 11 Kasım’da da Güney Kıbrıs’ta 20’inci yüzyılda üç ülkenin yaşadığı ‘ulusal trajedilerle’ ilgili fotoğraf sergisi açılacakmış!..
Söz konusu üç ülkenin kimin tarafından ve hangi tahriklerle karşı karşıya bulunduğunu herhalde merak etmiyorsunuz. Gerek üçlü buluşmalarda, gerekse Rum kesiminde düzenlenecek sergide, kendi suçlarını örtbas ederek, amaç Türkiye’yi, Türkleri kötülemek olacağını herkes bilmektedir. Halbuki Ege ve Doğu Akdeniz’de tahriklerin kaynağı bellidir. Azerbaycan ile Ermenistan arasında son yer alan savaştan sonra, Türkiye her iki tarafa da barış çağrısında bulunmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Paşinyan ile birkaç kez görüşmüş, iki ülke arasında barışın sağlanmasının, varılan anlaşmalara uyulmasının, Kafkasya’daki istikrarın devamı için de önemli olduğunu vurgulamıştı.
Bu gelişmelere bakarak, etrafın güllük gülistanlık olduğunu sanmayın. Her ülke elbette kendi çıkarları doğrultusunda hareket eder. Ve yanlış hesaplar da Bağdat’tan döner. Geçmişten günümüze 23 Nisan’ları, 19 Mayıs’ları, 30 Ağustos’ları, 9 Eylül’leri, 29 Ekim’leri Türk milleti ile birlikte kutlayan Kıbrıs Türk halkı, önceki gün de Atatürk ilkelerine bağlılığını ve Türkiye ile gönül gönüle olduğunu bir kez daha sergiledi. Bu yolda fire vermeden yürümek, barış, özgürlük ve demokrasi adına, huzur ve güven içinde yaşama adına güçlü olmak esastır.
***
Orhan Aydeniz’den:
Barış lafla olamaz
“… Türk ve Rum gençleri, piknik, dış ziyaretler, AB projeleri gibi beyin yıkama amaçlı faaliyetler yerine, sportif karşılaşmalarla yakınlaştırılmalı. Aksi halde iki halkı yakınlaştırma faaliyetlerinin ve teknik komitelerin gerçek amacı, Türkleri benliğinden koparmak, Rum egemenliği altına girmeyi benimsetmek olacaktır.”
***
Cürcani, Uçkun Vudalı ve Gönendere’den
Emekli Öğretmen Hüseyin Belin’i kaybettik
Lefkoşa’nın tanınmış, sevilen simalarından Mehmet Emin Cürcani rahmete kavuşarak, dün son yolculuğuna uğurlandı. Sevgili eşi Canan Hanım, kızları Nilsu Cürcani, Esin Cürcani Toprakçı ve damadı Halil Toprakçı, yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek, tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurdular, acılarının sonsuz olduğunu belirterek, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.
Başkentte çevresinde sayılan bir isim olan Mehmet Emin Cürcani’nin ölümü büyük üzüntü yarattı.
Bu arada yine tanınmış simalardan, merhum Şevki Vudalı ve merhume Ruhsar Vudalı’nın kızı, Lefkoşa eşrafından, saygıdeğer iyi insan Uçkun Vudalı’nın bugün saat 11.00’de Lefkoşa’da sonsuzluğa uğurlanacağı tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Oğlu ve gelini Reha Caner (merhum)-Süheyla Caner, torunları Gizem-Ali Şefik, Eylem Caner, kardeşleri Coşkun (merhum)-Gülten Vudalı ve ailesi, Ahmet-Serpil Vudalı ve ailesi, Tecelli-Günaltay Ahçıhoca ve ailesi, Tahsin (merhum)-Fezile Vudalı ve ailesi, “Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.
Öte yandan Gönendere’nin (Konedra) sevilen simalarından, emekli İngilizce Öğretmeni, Belin ailesinin değerli büyüğü, iyi insan Hüseyin Belin dün kendi köyünde son yolculuğuna uğurlandı. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Sevgili eşi Sıdıka Hanım, kızı ve damadı Ayşen Belin Çolakoğlu-Cevat Çolakoğlu, oğlu Osman Belin, torunları Cemal ve Hüseyin Çolakoğlu, sevgili eş, kıymetli babaları ve can dedeleri Hüseyin Belin’in acısını hiçbir zaman unutamayacaklarını ifade ederek, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ dediler.
Aslen Gönendere’li olup, uzun yıllar Gönendere Şehit Zeka Çorba Ortaokulu’nda İngilizce öğretmeni olarak görev yapan Hüseyin Belin, nice öğrenciler yetiştirmiş olup, birçoğu halen önemli makamlarda toplum hizmetinde bulunmaktadırlar. Disipline büyük önem veren Hüseyin Belin, Gönendere Ortaokulu’nda benim de öğretmenimdi. Cennet mekânında ışıklar yoldaşı olsun.





Yorumlar kapalı.