Bu tarım sistemiyle bitkiler, toprakta konvansiyonel tarımda yetişen bitkilerden daha iyi yetişir ve çok daha iyi büyürler. Çok daha dayanıklıdırlar ve çok daha lezzetli olurlar. Tarımsal üretimin standartını bozan faktörlerden biriside toprak yapısının bölgeden bölgeye değişkenlik göstermesidir. Bir üretim arazisi dikkatli incelendiğinde, bitkileri yer yer değişim gösterdiği, yer yer zayıf kaldığı ve hatta yer yer öldüğü rahatlıkla gözlemlenebilir. Bu farklılıkların sebebi toprağın her dekarda ve hatta her m2’de değişen fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısıdır.
Akıllı tarımın birçok unsurunun ortaya çıkmasında bu değişkenlikler yer alır. Bu kapsamda konvansiyonel üretimden vazgeçilerek, araziyi homojen olmayan değişken bir yaklaşımla ele alan bir uygulama biçiminin hayata geçirilmesi hedeflenmektedir. Buradaki asıl amaç; tarımsal üretimde uygulanan girdilerin, ihtiyaç duyduğu yerde, zamanda ve miktarda kullanılmasıdır.
Akıllı tarım, bir tarım işletmesinde ürün ekiminin yapıldığı alanda konumsal ve zamansal açıdan farklılık gösteren gereksinimlere, bu konum ve zaman kriterleri göz önünde bulundurularak yapılacak müdahaleyi esas alan modern bir tarım teknolojisidir. Akıllı tarım, geliştirilmiş bilgi kontrol sistemlerinin kullanımıyla, kaynak israfının önüne geçmeyi, günün brüt getirisini artırmayı ve üretimden kaynaklanan çevresel kirliliği minimuma indirmeyi amaçlamaktadır.
Akıllı tarımın hedefleri arasında gübre ve ilaç gibi kimyasalları giderlerin azaltılması, kaliteli ürün sağlanması, işletmenin karar verebilmesi için daha etkin bir bilgi akışının sağlanması yer almaktadır. Bu dönemde kullanım alanı genişleyen dron teknolojisi gelişimi sayesinde, havadan görüntüleme, topraktaki nem oranının tespiti, ürün hastalık ve zararlıların teşhisi gibi işlemlerin yanı sıra, ilaçlama gibi tarımsal faaliyetler de hız kazanmıştır. Yine dronlar sayesinde toprak analizi için haritalar oluşturmak, böylece ekim, sulama ve azot takviyesi için planlama yapılabilmektedir.
Akıllı sulama sistemleri sayesinde, sensörler vasıtasıyla bitkinin ihtiyacına göre sulama yapılmaktadır. Böylece hem su israfının önüne geçilmekte, hem de daha sağlıklı bitki gelişimine imkan oluşturulmaktadır. Çiftliklerde kurulan meteoroloji istasyonları sayesinde güneş ve rüzgara göre buharlaşma oranı tespit edilmekte ve sulama saatları ayarlanabilmektedir. Güncel hava durumu ve toprak parametreleriyle tarlanın önceki sezona ait verim haritası dikkate alınarak hazırlanan gübreleme, ilaçlama ve hatta sulama reçeteleriyle tarlada ihtiyacı olan bölgeye su ve ilaç vererek daha karlı üretim yapmak ve doğayı daha az kirletmek mümkün olabilmektedir. Bu yeni dönemde, bulut bağlantılı ve kameralı iha’larla tüm çiftliği görüntüleme, dijital sensörlerle nem ve sıcaklık gibi doğal öğelerin kontrolü, artık olağan bir uygulama haline gelmiştir.Ayrıca çiftçiler bu sistemlerle gerçek zamanlı olarak rakip çiftliklerle karşılaştırmalı üretim performansı değerlendirmesini yapabilecek, tüm ürünlerini ve kaynaklarını detaylı bir şekilde analiz edebileceklerdir. Üreticiler bir tablet veya akıllı telefonla tüm çiftliği yönetebilirler.
Çiftliklerdeki büyükbaş hayvanlar, robotlar tarafından sağılırken, hayvanların takibi, yediği yem, verdiği sütteki yağ ve protein oranı, hastalık ihtimalleri dijital olarak yönetilebilmektedir. Tarım sektöründe kullanılmaya başlanan başlıca teknolojilerin mobil uygulamalar, dijital haritalama, alan sensörleri, bulut tabanlı iç sistemleri, akıllı çiftlik ekipmanları, akıllı hava ve arazi araçları olduğu görülüyor. Bu teknolojilerin kullanılma amacı ise, birbirine bağlı cihazların oluştuğu sürekli takip edilebilir dijital bir ekosistemden geçiyor. Çiftliklerdeki otomasyon teknolojisine ek olarak sensörler sayesinde çiftlik, orman ya da su kaynaklarının durumunu tam zamanlı olarak takip edebilmektedir.
Telematikler sayesinde, tarım alanında sıkça kullanılan traktör ve biçerdöver gibi araçlar,ortaya çıkması muhtemel olan potansiyel problemlerle ilgili diğer mekanik araçlara uyarı gönderebiliyor. Diğer bir değişle böylesi bir traktör veya biçerdöver için iletişim sistemi çiftlik için merkezi bir iletişim platformunu da beraberinde getiriyor. Ups ve akıllı tasmalarla hayvanlarla ilgili hayati bilgiler gerçek zamanlı ve otomatik olarak tanımlanabiliyor ve izlenebiliyor. Bu teknolojinin 2020 yılından beri yaygın olarak kullanılması ve ekonomik erişebilirliğinin sağlanması bekleniyor.
Uygulama öncesi arazi verimliliğin öngörülmeye çalışılması yerine, yüksek çözünürlüklü sensörler sayesinde, uygulama ekipmanlarının m2 başına gereken tohum miktarı konusunda bilgilendiriliyor. Ayni zamanda, optik sensörler, ya da dronlar arazi boyunca sağlıklı ekimleri tespit edebiliyor. Alt yapısal sağlık sensörleri sayesinde binalar, köprüler, çiftlikler ve diğer yapılardaki titreşimleri ve yapılarında kullanılan materyalin mevcut durumu takip edilebiliyor.
Teknolojik tarım ile bitkilere eşit bir şekilde gübre vererek, bitkilerin eşit düzeyde gelişmelerini sağlamak ve birbirine yakın verim elde etmek kolaylaşır. Bazı besin elementlerinin Mangan, Demir, Çinko, Molibden ve Bakır gibi zararlı etkilerinden kaçılabilir. Toprakta tarımdaki işlemler için gerekli olan işgücünde, tamamen teknolojik ve otomasyon sistemleri devreye girdiği için, önemli kazançlar elde edilebilir ve daha az enerji sarf edilir. Toprağım barındırdığı zararlı bakteri, böcek ve parazitler olmadığı, onun yerine su tutucular olduğu için yetiştirme ortamı sterilize olmaktadır. Böylece kökten kaynaklanan hastalıkların önüne geçilebilir. Toprakta yapılan tarımda, bitkilere verilen su, sızma yoluyla toprakta tutunarak veya buharlaşma nedeniyle fazlaca kullanılır.
Toprakta teknolojik tarımla, verilen su ölçülebilir olduğu ve kontrollü bir şekilde bitkilere verildiği için ve otomasyona bağlı olduğu için, sulama işlemleri de daha ucuza mal olur.
Nihat NALBANTOĞLU
Yüksek Ziraat Mühendisi
[email protected]
www.nihatnalbantoglu.com





Yorumlar kapalı.