Bülent Fevzioğlu

Bir Mavi Ağıt… (5) (Kocatepe Muhribi Şehitlerine…)





  – “ABD’nin İkinci Dünya Harbi’nde kullandığı gemiler olan “Kocatepe”, “Adatepe” ve “Tınaztepe”nin doğru dürüst hava savunma sis­temleri yoktu…

   Bunlar, uçak gemisini denizaltılara karşı korumak üzere yapılmış gemilerdi.

   Üzerlerinde denizaltılara karşı savunma silâhları, bir de 5pus’luk, 12,7 cm’lik topları vardı. İkisi başta, ikisi kıçta dört namlu…

   Bunlar, su üstü harbi ve kara bombardımanı maksatlı kullanılırlar.

   Hava savunmasında pek etkinlikleri yoktur.

   Atış süratleri düşüktür. Dakikada 16 mermi atarlar.

   Atış kontrol sisteminin kontrol edebileceği uçak sürati, 400 mil civarındadır.

   Süratli uçaklara iki-üç mermi ya atarsın ya atamazsın…

   O iki-üç atışta vurdun, ne alâ… Vuramazsan… gittin demektir.

   Bu gemilerle su üstü savaşını yapabilirsin.

   Zaafiyet, hava savunmasında. ”

                                                          *     *     *

   Güven Erkaya Paşa’nın altını çizdiği ‘hava savunmasındaki zaafiyet’, harekâtın başlamasından bir gün sonra, Baf açıklarında trajediye dönüşür…

   20 Temmuz 1974 sabahı çıkarma harekâtı başladığında; Yunan gemilerinin Türk bayrağı çekeceği, telsiz operatörü olarak Türkçe bilen kişileri kullanacağı ve bu yanıltmayla da Türk savaş uçaklarının kandırılacağı duyumu alınmıştı.

   Çıkarma harekâtı devam ederken, 21 Temmuz 1974 sabahı, Baf açıklarında, konvoy halinde Yunan gemileri olduğu yönünde bir istihbarat alınmış, ancak bu bilgi doğrulanamamıştı.

   Genelkurmay karargâhına, çelişkili bilgiler geliyordu…

   Kimi keşif uçakları ve radarlar bir düşman konvoyunun olduğunu bildirirken, kimi keşif uçakları ve radarlar da böyle bir konvoyun olmadığını kaydediyordu…

   Örneğin, 20 Temmuz’u 21 Temmuz’a bağlayan gece, gözlem için Kıbrıs üzerinde bulunan “Panter 7’ kod adlı keşif uçağımız, denizde, “perde nizamında 6’lı ve 5’li iki grubun olduğunu” saptadığını bildirirken, yakıtı azaldığı için dönmek zorunda kalan ‘Panter 7’den görevi devralan ‘Panter 8’ ve ‘Panter 9’,‘Panter7’nin bildirdiği düşman konvoyunu görmediklerini söylerler: (1)

   Keşif uçaklarından yapılan gözlemle, elektronik radarlardan alınan bilgilerdeki çelişkiler devam ederken, birlikler arasındaki telsiz haberleşmesinde de ciddi sorunlar yaşanmakta, iletişim sağlanamamaktaydı…

   Dönemin Başbakanı Sn. Bülent Ecevit, telsiz bağlantısında yaşanan sorunlar nedeniyle büyük huzursuzluklar yaşadığını, haber almak için dua ettiğini şöyle anlatır: (2)

                                                       *     *     *

   – “Bir süre, Lefkoşa’daki Alayımız bizi çok kaygılandırdı çünkü hiç erişemiyorduk onlara…

   Ve her yandan çevrili durumdaydılar…

   Gece sabaha kadar dua ettim, onlara birşey olmasın diye…

   Ve uyku uyuyamadım tabi, mümkün de­ğildi…”

*     *     *

   İletişimde yaşanan sorunlar devam ederken; gelen bilgileri değer­lendiren Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanları, sonuçta, Girne önle­rinde bulunan “Adatepe”,”Kocatepe” ve “Mareşal Çakmak” muhriplerinden düşman konvoyunu önlemek için Baf’a doğru hareket etmelerini, an­cak, Arnavut Burnu’nu geçmemelerini ister… Aynı saatlerde; Türk savaş uçaklarındaki pilotlara da denizden ge­len telsiz konuşmalarının bir Yunan savaş hilesi olduğu ve Baf açıkla­rında görülen gemilerin, mutlaka batırılmaları emri verilir…

   Araştırmacı gazeteci Sn. Emin Çölaşan, 20 Temmuz 2000 tarihli Hürri­yet gazetesinde ve ‘Kocatepe Konuşmaları” başlığı altında şunları ya­zar:

*     *     *

   – “Zamanın Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Emin Alpkaya. Bazı komutanlarla telefonda konuşuyor.

   O günlerin teknik koşulları gereği, sadece Alpkaya’nın konuşmaları hemen yanındaki kocaman makaralı teybe alınıyor. Karşı tarafın söyledikleri bilinmiyor ve onlar, metinlerde (…) işareti ile gösteriliyor.

   Hava ve Deniz Kuvvetleri arasındaki yanlış anlamalar nede­niyle, Kıbrıs’ın Kuzeyindeki üç savaş gemimiz, Ankara’daki savaş karargâhı tarafından Yunan gemileri olarak değerlendiriliyor ve batırılması için emir veriliyor.

   Aşağıdaki konuşma ve emirlerin hemen ardından uçaklarımız Kocatepe, Mareşal Çakmak ve Adatepe muhriplerimize saldıracak, pilotlarımız üç muhribi bombala­yacak, Kocatepe batacak, Mareşal Çakmak ve Adatepe yaralı olarak kurtulacak.

   Alpkaya, 2’nci Taktik Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hulusi Kaymaklı ile konuşuyor:

   “Ben General Alpkaya…

   Baf açıklarında, 5 muhriple himayeli nakliye çıkarma gemilerine taarruz emrini veriyorum… Evet.., derhal…

   Birinci Taktik Hava Kuvvetleri’ne de emir veriyorum… Mürtet’ten F-104’ler 181’i müteakip kalkacak. Ondan sonra Eskişe­hir’den 111 kalkacak, tamam mı? Zaman ayarlamasını halledin…

   Şimdi tekrar ediyorum:

   Baf açıklarındaki çıkarma gemilerine taarruz emri veriyoruz…

   İlk hedef, mutlak surette çıkarma araçları olacak. Civarında 5 tane muhrip var, hepsi 11 gemiye yakın. Baf açıklarında…

   Baf açıklarında sahile 15-20 mil mesafede.

   Muhriplerde pek uçaksavar yokmuş, uçaksavar savunması zayıf…”

                                                       *     *     *

   Bunun üzerine 301’inci Filo’ya ait S-2 E tipi Tracker Deniz Karakol uçakları keşif için gönderilir.

   Radar görüntüleri, 4 destroyer ve 7 nakliye gemisinin Kıbrıs’a yaklaşmakta olduğuna işaret ediyordu… Teyit için, 184’üncü Fi­lo’ya ait RF-84F uçakları da keşif için gönderildi… Ancak, elde edilmiş radar bulgularının aksine, denizde olması gereken yerler­de ve Ada ile Antalya arasındaki alanda fiziki hiçbir netice elde edilemedi.

   Keşif uçaklarımızdan alınan radar bilgileri, çelişmekteydi.

*     *     *

   Perşembe günkü köşe yazımızda, devam etmek üzere.

   Yararlanılan Kaynaklar:

   1) 1974 Olayları ve Birinci Türk Kıbrıs Barış Harekâtı, www.turktoresi.com/viewtopic.

   2) BRT özel arşivi.

Bir Mavi Ağıt… (5) (Kocatepe Muhribi Şehitlerine…)
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.