Ülkenin en büyük derbisine bir kez daha binlerle birlikte şahitlik etmenin keyfini yaşadım. Leymosun derbisinin diğer rekabetlerden ayrılan en güzel taraflarından biri saygı temelini hiç yitirmemesidir. İki taraftan da takımına inanan insanlar ‘sadece futbol’ olarak sınırladıkları rekabeti o noktada bırakıyorlar. Dün akşam az sayıdaki provokatörün veya bilinçsizin yapmaya çalıştıkları çirkinlikleri de iki tarafın taraftarlarının orada bitirmesi de bu birbirlerine olan saygının bir ürünü olarak görüyorum.
Derbinin atmosferi her zamanki gibi ülke şartları düşünüldüğünde büyüleyiciydi, ancak oynanan futbol kalitesi bu güzelliği tamamlayamadı. Erken gelen Ocak golü ile temposu çok fazla atmayan bir mücadele izledik. Topla daha fazla oynayan Doğan’ın istediği hücumları yapamadığı, başta Diop olmak üzere yakaladığı fırsatları da Cihangir maçında olduğu gibi harcadığını gördük. Uzatmaların sonuna yaklaşıldığında, çoğu kişinin neticeyi kafasında kabullendiği bir anda son sözü söyleyen Kenan, bir anlamda takımını da ipten alan isim oldu.
Lider olarak çıktığı maçta Remzi’nin kart cezalısı olması yanında Cevdet’in de yedekte tercih edilmesi Ocak’ın santraforsuz bir görüntüde olmasını getirdi. Teknik Direktör Ahmet Dedekorkut bir anlamda İtalyan Antonio Conte’nin uyguladığı santraforsuz 4-6-0’a benzer bir takım çıkardı. Ne var ki santraforsuz çıkılması gol atılamayacağı anlamına gelmiyor. Ocak çok canlı bir oyun oynayarak ilk dakikalarda oyuna adapte olamayan rakibi üzerine gitti ve golü de buldu. Bu golden sonra kontrollü oyunun artması ve temponun düşük kalmasının istenmesi Ocak adına normaldi. Kim ne isterse söylesin iki takım arasında belli bir kadro kalitesi farkı söz konusudur ve yüksek tempoda oyun Doğan’ın işine gelir. Bu hızı düşüren anlayışa rağmen Doğan’ın etki yaratabileceği pozisyonlarda başta Bilal olmak üzere Ocak savunması oldukça iyi iş çıkardı. İkinci yarıda artması muhtemel Doğan baskısının dezavantajlarını kullanmak isteyen Dedekorkut Cevdet’i oyuna sürdü. Teorik olarak doğru bir hamle olsa da Cevdet istediği topları alamadı ve maçı bitirmek savunma hattına kaldı. Uzatmaların sonuna kadar istediklerini yapabilseler de Oha’nın gereksiz top kaybı ile dengesiz yakalanan savunma Kenan’ın golüne engel olamadı ve olası galibiyet ellerinden kaydı.
Doğan Türk Birliği erken gelen şok gole uzun süre reaksiyon veremedi. Hücumu besleme yeteneği olup da bunu bütün maç ısrarla saklayan Weston, golle burun buruna gelip de bir türlü vuruş yapamayan Diop ve her zamanki yırtıcılığının ve kanat bindirmelerinin uzağındaki Billy Michael esas oynamaları gereken maçın bu maç olduğundan bihaber vaziyetteydi. Onlarla beraber Selim’in etkisizliği, orta alanda Erdinç’in yaşla alakalı kısıtlı performansı beklenen Doğan oyununu maç boyu gösteremedi. Özellikle ilk yarıda takımın en dirençli ismi Sercan oldu, koştu, mücadele etti, gol atmak için kendisine fırsatlar yarattı.
İkinci yarının başında Doğan’ın rakip kalede daha kalabalık ve daha etkili olduğunu gördük, ancak o bunaltma sürecinde de yine golü bulamadılar ve sonrasında klasik uzun topla pozisyon bulma kaderciliğine düştüler.
Teknik direktör Caner Oshan’ın Selim’in yerine Emek’i oyuna alarak sağ bek olarak oynayan Kenan’ı hücum alanına atması doğru bir hamleydi. İşini en iyi yapan, sahada basmadık yer gitmedik mevki alanı bırakmayan Kenan, bu sayede Doğan’ın kurtarıcısı oldu. Asker olması nedeni ile takımla yeterince idman yapamayan Kenan’ın bu performansını birçok takım arkadaşının ciddi olarak örnek alması gerekiyor.





Yorumlar kapalı.