AV.Dr.Saniye Albaş

Makul sürede yargılanma





Güncel bir Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi kararına bakacak olursak verilen kararda bugün özellikle adil yargılanma hakkı kapsamında olan “makul süre” sebebiyle ihlâl sonucunun gerçekleştiği görülür. Sözü geçen kararda iddialar açısından başvurucu, bir yolcu treninin raydan çıkıp birçok kişinin ölümü ile pek çok kişinin yaralanmasına sebep olmasına istinaden bazı kamu görevlileri hakkında yürütülen ceza yargılamasının etkisizliği nedeniyle yaşam hakkının ihlâl edildiğini ileri sürmüştü.

Mahkeme değerlendirmesinde ise; “Anayasa’nın 17. maddesinin kendisine yüklediği pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin yönü uyarınca devlet, şüpheli her ölüm olayının tüm yönleriyle ortaya konulmasına, sorumlu kişilerin belirlenmesine ve gerektiğinde bu kişilerin cezalandırılmasına imkân tanıyan bağımsız bir soruşturma yürütmelidir” açıklamalarına yer vermiştir. Bununla birlikte etkili soruşturma yükümlülüğünün bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğü olduğuna değinmiştir. Ve devamında Anayasa’nın 17. maddesi başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi de yüklemeyeceği ifadelerine yer vermiştir. Başvuruya konu edilen yargılama sürecinde yapılan işlemler ve başvurucunun iddiaları birlikte değerlendirildiğinde başvuruda incelenmesi gereken mesele, yargılamanın makul bir sürat ve özenle yürütülüp yürütülmediği konusu olmuştur. Zira bugün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da en fazla dikkat edilen husus makul süredir. Gerçekten de her somut olay açısından ayrı ayrı ele alınan bir kavramdır. Meydana gelen olayda ölen ve yaralananların fazlalığı nedeniyle ölenlerin yakınları ile yaralıların ifadelerinin tespitinin uzun zaman alması anlaşılabilir bir durum olduğu ancak yargılamadaki hiçbir unsurun yargılamanın sonuçlandırılamamasını haklı kılmadığı belirtilerek yargılamanın makul bir süratle yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bahsi geçen kararın verildiği tarihten sonra da yargılama 10 ay 25 gün daha sürmüş ve nihayetinde sanıklar hakkındaki kamu davası zamanaşımına uğramıştır. Yargılamanın bütününde yapılan işlemler ve bozma kararlarının içerikleri dikkate alındığında davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesinin sebebi davanın sürüncemede bırakılmış olmasıdır. Bu bakımdan başvuruya konu yargılamanın makul bir özen ve süratle yürütüldüğü söylenemeyecektir. Anayasa Mahkemesi ise açıklanan gerekçelerle ilgili başvuruda yaşam hakkının usul boyutunun ihlâl edildiğine karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karara katılmamak mümkün değildir. Zira adil yargılanma hakkının içinde yer alan haklardan biri olan makul sürede yargılanma hakkı, ulusal ve uluslararası düzenlemeler ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesinin çok sayıda kararına konu edilen davaların mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını amaçlayan temel bir insan hakkıdır. Kişinin davasının en kısa sürede bitirilmesi ve sonuçlanması doğru olacaktır. Eğer bu dava olması gerekenden fazla bir zaman sürdüyse burada makul sürede yargılanma hakkı ihlâl edilmiş olacaktır. Bu da tazminat alma hakkını beraberinde getirecektir.

 

Makul sürede yargılanma
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.