Devlet olanakları en geniş, en büyük olan kurumsal yapıdır.
Devlet, yönetim organizasyonunun en gelişmişidir.
Devlet; eli, kolu en uzun olandır.
Devlet, olanaklarını en iyi şekilde değerlendirdiği zaman her derdin çaresini bulabilendir.
Devlet, gerektiği zaman, ülkedeki tüm kaynakları, olanak listesine ekleyip, devreye sokma gücüne sahiptir.
***
Bu listeyi daha da uzatmak mümkündür.
Şimdiye kadar hiç deneyim biriktirmediğimiz, sıra dışı bir sorun yaşıyoruz.
İnsanların tek başlarına yapacakları sınırlıdır.
Nedir bunlar?
Sosyal ortamda maskeler takılacak.
Koruyucu bağlamında mesafeye uyulacak.
Eller olabildiğince sıklıkla yıkanacak.
Zorunlu olmadıkça kalabalık yerlere, özellikle kapalı kalabalık yerlere girilmeyecek.
Bunlara uyulduğu zaman, Koronavirüs bulaş ihtimali olabildiğince azdır.
***
Esas mesele, devletin doğru zamanda, doğru önlemleri alması, alabilmesidir.
Ülkede var olan her türlü olanak, devlet tarafından devreye sokulabilir.
Yasal engel var ve yasama organında acil yasal düzenleme imkanı yoksa, kanun hükmünde kararnameyle, hızla yasal koşullar yaratılır.
Toplum yararına, devlet gücünün önünde engel olmaz.
Devlet, var olan bir olanağa ulaşamıyorsa, orada kendini devletin üzerinde gören birileri var demektir. Bunu da unutmayalım.
***
Koronavirüs’le, gerçek yüzleşme ve mücadeleyi şimdi yaşıyoruz.
Nüfusumuzla orantılandığı zaman vaka sayımız çok fazladır. Dünkü vaka sayımızın Türkiye’deki oransal karşılığı beş bin yedi yüze yakındır.
Vakalar yurt dışından gelenler, temaslılar ve yerli vakalar diye kategorize ediliyor.
Sonuçta tüm vakalar, KKTC’deki pozitif vakalar olarak kayıtlara geçiyor.
***
Özellikle hükümetin sorumluluk alanında ciddi, eksiksiz, kalitesi yüksek organizasyonlara gereksinim var.
“Koronavirüs, bir sağlık sorunudur. Tüm sorumluluk da Sağlık Bakanlığı’ndadır.”
Elbette Koronavirüs’le mücadelede, Sağlık Bakanlığı en öndedir ve yön verici, yönetendir.
Ancak özellikle insan kaynakları bakımından Sağlık Bakanlığı’nın yeterli olamayacağı durumlar da var.
Örneğin vaka takibi, kurallara uyumun denetlenmesi gibi…
Hepimiz görüyoruz, Sağlık Bakanlığı’na bağlı, vaka takiplerine yetişmeye çalışan ekiplerde yorulma var.
Tam bu noktada devletin insan kaynaklarının gözden geçirilip, değerlendirilmesi gerekir.
İçişleri ve Çalışma Bakanlıklarının, olanaklarıyla devrede olması gerekmez mi?
Aylardır devlet okulları kapalı.
Öğretmenlerden de yararlanma neden düşünülmüyor?
1974’te güneyden gelen göçmenlerin kuzeyde iskanında çok sayıda öğretmen görevlendirilmişti.
Vaka takibinde öğretmenler neden görev yapmasın?
***
Sıkıntı varsa, çaresi de vardır.
Bütün mesele, devletin olanaklarının değerlendirilmesi.
Son söz… Devlet, sorun değil, çare üretendir. Çare üretemeyen, kaçınılmaz olarak sorunun parçası olur. Başbakan Tatar, bu anlayışla hareket etmeyi başarırsa, pek çok sorunun geride kaldığını görecek.





Yorumlar kapalı.