Bu satırları yazmaya başlamadan, uzun bir düşünce süreci yaşamamaya özen gösterdim.
Akılda şeytan olabilir. Yürekte şeytana yer yok. Bu nedenle bu satırları yürekten yazıyorum.
Yazımı tamamladığım zaman da, gözden geçirip, değişiklik yapmama konusunda da kendi vicdanıma söz verdim.
Ne yazdımsa o, kalsın istedim kısaca.
***
Türkiye bizim için, çok önemlidir.
Türkiye, bizim için, çok değerlidir.
Bunu daha da uzatabilirim.
Anadolu bizim ata toprağımız, ata vatanımızdır… Anadolu insanıyla, atalarımızdan gelen kan bağımız vardır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin en güçlü şekilde varlığını, en az Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kadar isteriz.
Türkiye’yi seçerek yönetme konumuna gelenlere saygımız var. Bu saygı, onların görüş ve düşüncelerine, sorusuz sualsiz bir sadakat sonucu asla yaratmaz.
Eğer bizle de alakalı, görüş, karar ve uygulama arzusu varsa, görüşlerimizi çekinmeden söylemeliyiz.
***
Bu adada Kıbrıs Türk Halkı, 1571’den beri vardır.
450 yıllık yolculukta burayı öz yurdumuz bildik. Aksi halde misafir konumunda olurduk. O zaman da kendilerini ev sahibi gören Rumlar karşısında eşit siyasi talepte bulunamazdık.
Kıbrıs Türk Geçici Yönetim, Kıbrıs Türk Yönetimi, Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi, Kıbrıs Türk Federe Devleti ve 15 Kasım 1983’ten itibaren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti…
Yasama, yürütme, yargı, kuvvetler ayırımı temelinde Anayasamız ve anayasal düzenimiz vardır.
Anayasa ve Seçim ve Halk Oylaması Yasamıza uygun, Cumhurbaşkanlığı, Parlamento Genel Seçimi ve Yerel Yönetim seçimleri yaparız.
Seçimler tek başına demokrasinin göstergesi olmasa da, çok partili demokratik yaşamımız için yaşamsal önem taşır.
Seçimlerimiz, gizli oy, açık sayım kuralıyla gerçekleşir.
Adayların belirlenmesi ve kampanya sürecinin, müdahalesiz, engelsiz, eşit koşullarda olması, seçimlerimizin ruhunda var.
***
Seçimlerimiz kendi, sınırlarımız içinde, bireysel ve örgütsel yapılarımızın demokratik dinamizmi ile gerçekleşmeli.
Sonuçlara KKTC, Türkiye, üçüncü ülkeler ve uluslararası kuruluşlar saygı duymalı.
Seçim sonuçlarına saygının göstergelerinden biri parlamentodaki temsiliyete saygıdır.
KKTC’yi tanımayan, varlığına tahammül edemeyen Güney Kıbrıs ve Yunanistan, KKTC’yi bir bütün olarak “SAHTE” olarak niteler.
Seçimlerimizden bahsedecekleri zaman da, “Sahte devlette, yapılan sözde seçimlerde…” diyerek söze girerler.
***
Çeşitli bilgi kaynakları, KKTC’yi, “Sadece Türkiye tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs’taki devlet” gibi ifadelerle tanımlar.
Türkiye, KKTC’yi tanıyan tek devlet olarak, bu tanımayı gerçek anlamda eksiksiz olarak sürdürmelidir.
Aksi halde dıştan bakanlar, “KKTC’yi Türkiye bile tanımıyor” der.
***
Tanımanın en önemli parçalarından biri, tanınan ülkenin demokrasisine saygı duymaktır.
23 Ocak 2022’de gerçekleşen erken genel seçimlerde KKTC’nin yaşayan en eski partisi CTP (1970), %32.04 oyla, 50 sandalyeli Meclis’te 18 milletvekilliği elde ederek ana muhalefet partisi görevini üslenmiştir.
Dikkatinizi çekerim CTP, 23 Ocak seçimlerinde her üç seçmenden birinin oyunu almıştır.
Hiç kuşkusuz Ankara’daki yetkililerin de bilgisindedir. Kamu oyu yoklamaları bir erken seçimde CTP’nin, tek başına hükümet kurma çoğunluğunu elde etmesini en güçlü olasılık olarak işaret ediyor.
Bu ne demektir?
Ufukta, CTP’nin KKTC’nin tüm önemli makamlarında olabileceği görülüyor.
***
Tüm bu yazdıklarımız ortada dururken 29 Ekim 2022 akşamı ne yaşadık?
Türkiye Cumhuriyeti’nin 99. Kuruluş Yıldönümü nedeniyle, TC Lefkoşa Büyükelçiliğinde düzenlenen resepsiyona, CTP Genel Başkanı, eski Başbakan ve Lefkoşa Milletvekili Tufan Erhürman, CTP’li Meclis Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe, geriye kalan 16 milletvekili ve CTP’li Belediye başkanları davet edilmedi.
Elbette bu Ankara çıkışlı bir kararın uygulamasıdır.
23 Ocak seçimleri sonrası, aralarında CTP’li Fazilet Özdenefe, Şifa Çolakoğlu ve Devrim Barçın’ın da olduğu Meclis Başkanlık Divanı Ankara’ya resmi ziyarette bulundu. Meclis Başkan Yardımcısı olduğu için Fazilet Özdenefe’ye TC devleti, özel makam aracı tahsis etti. Kimse, “CTP’li vekiller Ankara’ya gelemez”, demedi.
***
CTP’li seçilmişlerin dışlanması, çok geniş açıdan, benim umurumdadır.
Ve de beni rahatsız etmiştir.
Mesele bir resepsiyona davetin ötesindedir.
Bu satırların yazarı olarak, KKTC- Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Türk Halkı – Anadolu halkı ilişki ve dayanışmasına değer verenlerdenim.
İnceldiği yerden kopsun, demem.
Verdiğimiz değer çerçevesinde, samimi, yarasız beresiz ilişkiler olmalıdır.
Kıbrıslı Türkleri, anlamama ısrarını, kabul edemiyorum değil, kabul etmiyorum.
***
Kimse çıkıp, şu tarihte de CTP şunu yaptıydı demesin…
Unutulmasın, iki yanlış bir doğru etmez.
Kıbrıs Türk Halkında, eksiksiz bir Türkiye Cumhuriyeti sevdası vardır. Kimse bu sevdayı incitemez, yaralayamaz.
***
Bu durumla ilgili açıklama bekliyor muyum?
Hayır beklemiyorum.
Bu satırları yazmadan merak edip, nedenini öğrenmeye çalıştım mı?
Hayır, çalışmadım.





Yorumlar kapalı.