Müthiş bir dengeyle, kainatın bütünlüğü için de yer alan dünyada yaşam ne kadar dengelidir?
Dengeyi, adalet olarak tanımlamak da yanlış sayılmaz.
İnsanoğlu, dengesi bozulmadığı sürece, ayakta durup, hareket eder.
Evlerde ya da işyerlerindeki eşyalara bakınız, kaç ayak üzerinde durursa dursun, denge esastır.
Gökyüzüne uzanan binaların, mühendislerce hesaplaması yapılır, amaç binanın her koşul altında ayakta durmasıdır.
KKTC Din İşleri Başkanı Talip Atalay’dan duymuştum. Kur’an-ı Kerim’den en çok geçen sözcüklerden biri denge…
Dengenin karşılığının adalet olduğuna inananlardanım.
***
Devletlerin kendi sınırlar içinde varlığı adil dengeye dayandığı sürece sağlıklı bir geleceğe yürümeye yarar.
Bir kazancı meşru kılan nedenlerden biri de, gelir adaletine uyumudur.
Her bireyin, kazancıyla ilişkili tüketim sınırları vardır.
Kazancın vergilendirilmesinin ruhunda olması gereken kriterlerden biri, gereksinim sınırlarıdır.
Gereksinimlerin sınırları da, kabul edilebilir olmalıdır.
Lüksün, harcamanın da bir sınırı olmalı.
Bugün Bayramın ikinci günü…
Hz. Muhammedin sözlerinden biridir. “ KOMŞUSU AÇKEN, TOK YATAN BİZDEN DEĞİLDİR. “
Ya da BİRİ YER BİNİ BAKAR, KIYAMET ONDAN KOPAR.
***
Toplu yaşamın en büyük kurumsal yapısı, devlet olarak kabul edilebilir.
Uluslararası kuruluşlar, ülkelerin çıkarlarına saygı temelinde olsa da, pratik bunda çok başarılı olunduğunu, göstermiyor.
Yakından uzağa, adalet, her zaman seslendirilen yüksek bir arzudur.
Bu pratikte ne kadar vardır?
İşte bütün mesele buradadır.
***
COVID-19 pandemisi, son yüz yılın çok yönlü en büyük depremidir.
Korkunun girmediği kapı yok.
ABD Başkanı Trump bile, korunma amaçlı, kullanımı sorgulanan ilaç kullandı.
Korku bir yere kadar “adil davranırken”, sıra ticarete, kazanca gelince, adalet, Kıbrıslı deyişiyle bir taraflara fında ediliyor, fırlatılıyor…
Bu bizde de böyledir, dünyanın pek çok yerinde de böyledir, Amerika Birleşik Devletleri’nde hayda hayda böyledir.
***
Televizyon programlarımda tüm görüşlerden katılımcılar olur.
KKTC’deki yapı gelir adaletsizliğiyle birlikte eleştirildiği zaman, tepkisini telefonla arayıp seslendirenler olur.
Daha konuşmaya başlamadan, “ Geçmişteki yoklukları nasıl unuturuz.. Halimize şükredelim” derler.
Doğrudur, özellikle 1963 sonrası, yoksulluk değil yokluk vardı.
Koşullar, adil olmayan kazanca engeldi.
Büyük para kazanma imkanı yoktu.
O koşullar altında, bir yolunu bulup, hatta Türkiye’den gelen gıda yardımlarından bazılarını satarak haksız kazanç sağlayanlar da oldu… Ama sayıları bir elin parmaklarını bulmadı.
1974’a gelene kadar yokluğu paylaştık. Yokluğun paylaşımında doğal adalet var. Gücü elinde tutanlar, kendi paylarına daha fazla yokluk eklemedi
1974 sonrası ganimet olarak, paylaşılacak bolluk oldu.
Yokluğu adil tartan terazi, varlığı, bolluğu adil tartmadı.
Haksız kazançla, bir şey elde ederken, “ Bu benim hakkım mı?” sorusunu aklının ucundan geçirmeyen, fırsatçılar çoğaldı.
Siyasi erki elinde tutanlarla, paylaştılar elde ettiklerini.
Düzen, onların düzeni oldu.
***
Bu anlayış bir ahlak erozyonudur…
Ahlak damarları bir kez çatlayanlar, bir kez daha ahlaklı insanların arasına giremezler.
Felaketlerin büyük bedeli olur?
Bu anlayışta olanlar, herkes kaybederken gene kazanır.
Düzen onlara göre şekillendirildiği için de kazançları meşru kabul edilir, değişimin sonucu olarak gösterilir.
***
Dünya ajanslarına Cumartesi günü düşen ABD kaynaklı bir haberin özünü aktarayım sizlere:
“Koronavirüs salgını ABD ekonomisinde büyük kayıplara ve rekor işsizliğe yol açarken “süper zenginler” servetlerine servet kattı.
ABD merkezli iki düşünce kuruluşunun Forbes milyarderler listesi verileri üzerinden yaptığı analize göre Amerikalı milyarderlerin serveti koronavirüsün patlak vermesi sonrasındaki iki ay içinde yüzde 15 oranında arttı.
Americans for Tax Fairness (Vergi Adaleti için Amerikalılar) ve Politika Araştırmaları Enstitüsü Eşitlik Programı adlı kuruluşların analizinde, ABD’li 600’ü aşkın milyarderin toplam servetinin 18 Mart-19 Mayıs tarihleri arasında 434 milyar dolar arttığı kaydedildi. Bu artışta, özellikle teknoloji firmalarının borsa değerlerindeki yükselişin etkili olduğu belirtiliyor.
Analize göre, e-ticaret ve bulut teknolojisi şirketi Amazon’un başkanı Jeff Bezos’un serveti yüzde 30 artarak 147 milyar 600 milyon dolara, Facebook’un başkanı Mark Zuckerberg’in serveti ise yüzde 45’in üstünde artışla 80 milyar dolara yükseldi.”
***
Hade bu haberi okuyun ve “Adaletin, bu mu dünya?” diye sormayın..
Bizde de içinden geçtiğimiz dönemi fırsata çevirenler, yok mu?
Elbette var.
Market ve eczanelerdeki bazı ürünlerin fiyatları bunu çok net söylüyor… Dahaları da var…





Yorumlar kapalı.