Gökhan Güler

Dünden Bugüne Uluslararası Sistem ve Türkiye






1870 yılında başlayan Endüstri Devrimi sonrasında önce sömürgeci politikalar daha öne çıkmaya başlamış. Ardından liberal ekonomik sistem çerçevesinde şekillenmeye başlayan küreselleşme ile birlikte ortaya çıkan dünyayı paylaşma rekabeti küresel bir savaşa dönüşmüş ve bu çerçevede 1. ve 2. dünya savaşları yaşanarak büyük yıkımlara neden olmuştur…

ABD Başkanı Franklin D.Roosvelt, 4 Mart 1933-12 Nisan 1945 tarihleri arasında görev yapmış ve Japonya’ya atom bombası atılması gündeme geldiğinde bu silahın kullanılmayacağını, caydırıcı bir güç olarak elde tutulacağını belirterek kullanılmasına karşı çıkarak direnmiştir. Nitekim 12 Nisan 1945 tarihinde ABD Başkanı Roosvelt, ansızın beyin kanaması sonucu hayatını kaybetmiş ve ardından ABD Başkanlığı görevine, o güne kadar başkan yardımcısı olarak görev yapan Harry S. Truman seçilmiştir. Truman’ın göreve gelmesinin ardından 6 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya, 9 Ağustos 1945’te ise Nagazaki’ye atom bombaları atılmıştır…

2. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından dünyayı paylaşma rekabeti içerisine giren ülkeler uluslararası sistem olarak İki Kutuplu Dünya Düzeninin kurularak şekillenmesini taraf olmuşlardır…

İABD Başkanı Harry S. Truman12 Nisan 1945 ile 20 Ocak 1953 tarihleri arasında görev yapmış ve bu süre zarfında onun imzası ile uluslararası sistem içerisinde Birleşmiş Milletler, NATO ve Dünya Sağlık Örgütü benzeri birçok kritik organizasyon kurulmuştur…

İki kutuplu dünya düzeninde Batı, 1949 yılında Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nü (NATO) kurmuş buna karşılık Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından tek kutuplu dünya düzeni döneminde ise 15 Mayıs 1992 tarihinde Bağımsız Devletler Topluluğu içerisinde yer alan ülkeler Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) Antlaşması’nı imzalamışlardır.

İki Kutuplu Dünya Düzeni 1946’da (ABD ile Rusya arasında) oluşturulmuş ve İki Kutuplu Dünya Düzeni Soğuk Savaşın 1991’de sona ermesi ile yerini Tek Kutuplu Atlantik Dünya Düzenine (ABD/Batı) bırakmıştır. 2019 Yılı itibarı ile de Tek Kutuplu Dünya Düzeni yerini Çok Kutuplu Asya/Doğu uluslararası sistemine bırakmaya başlamıştır…

Daha önce pek çok kez vurguladığım üzere 8 milyara ulaşan dünya nüfusu içerisinde tek kutuplu dünya düzeni temsilcisi Batı nüfusu 800 milyondur. Artık uluslararası sistem çok kutuplu bir hal almak suretiyle Doğu’ya kaymıştır. Çok kutuplu dünya düzeni günümüzde Rusya, Çin, Brezilya, İran ve Türkiye gibi ülkelerin öncülüğünde gelişerek şekillenmeye devam etmektedir…

Türkiye bu süreçte, bölgesinde kendine özgü güçlü, dengeli, bağımsız bir aktör ve oyun kurucu olarak artık uluslararası sistemin tek kutuplu Batı düzeninden Doğu’ya kaydığını ve bu doğrultuda çok kutuplu bir dünya düzeninin oluştuğunu uzun zamandan buyana ifade ederek bu durumu desteklemektedir. Türkiye’nin her geçen gün bölgesinde güçlü, dengeli, bağımsız bir aktör ve oyun kurucu olarak öne çıkması kimi zaman Batı’da kimi zaman ise Doğu’da yer yer bir takım tedirginliklerin oluşmasına neden olmaktadır.

Söz konusu tedirginliklerin, Türkiye’nin bir taraftan çok kutuplu uluslararası sistemi desteklemesi diğer bir yandan da Batı ile gerek ekonomik gerekse güvenlik bağlamında (NATO), işbirliğinin devamından kaynaklandığı bazı kesimlerce belirtilmektedir. Türkiye bölgesinde kendine özgü güçlü, dengeli, bağımsız bir aktör ve oyun kurucu olarak emin adımlarla yoluna devam etmektedir…

Türkiye, Montrö Antlaşması ile Karadeniz’de güvenliği sağladığını tüm muhataplarına defalarca iletmiştir.

Türkiye, NATO’yu veya Amerika’yı Karadeniz’de istemediklerini ve bu bağlamda Karadeniz’in Orta Doğu’ya çevrilmesinin istenmediğini TC Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu’nun ağzından en üst seviyeden kamuoyuna açıklamış vaziyetedir.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un özellikle son 2 yıldır eski Sovyetleri Birliği coğrafyası içerisindeki ülkelerle yakın ilişkiler kurmak suretiyle kimisiyle(Ermenistan) askeri, kimisiyle de ekonomik antlaşmalar yaptığı görülmektedir. Fransa’nın son 20 yıl içerisinde Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile de yakın ilişkiler kurduğu ve bu doğrultuda GKRY’de askeri liman/üs anlaşması imzaladığını da yeri gelmişken belirtmek gerekir.

Sonuç olarak; öyle anlaşılıyor ki 8 milyara ulaşan dünya nüfusu içerisindeki 800 milyonluk Batı(ABD/AB) temsilcileri, tek kutuplu uluslararası sistemin yerini çok kutuplu dünya düzenine bırakmaması için halen çok çeşitli yollara başvuruyor. Bu kapsamda tek kutuplu uluslararası sistem temsilcileri kimi zaman(Asya’da) yumuşak güç bağlamında ekonomik girişimlerde bulunurken kimi zaman da (Güney Kıbrıs’ta) sert güç kapsamında askeri girişimlerde(üs vb.) bulunmaktadırlar. Türkiye, muhataplarını bizzat TC Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu’nun yapmış olduğu açıklamalar üzerinden en üst seviyede uyarmaktadır. Uluslararası sistem bağlamında taraflar arasında kritik bir satranç oynanmaktadır. Batının satrançtaki hamlelerini özellikle son dönemde Karadeniz, Kafkasya, Asya ve Doğu Akdeniz üzerinden yapmaya çalıştığı görülmektedir. Bu arada söz konusu satranç oyununun KKTC’ye gerek Doğu Akdeniz’de gerekse Kafkasya ve Asya’da farklı yansımaları söz konusudur.

Dünden Bugüne Uluslararası Sistem ve Türkiye

Yorumlar kapalı.