Hiç kimsemiz inkâr edemez ki…
Son 3 – 5 yıl içerisinde gazetelerimiz ‘gazete’ olmaktan çıktı, birinci sayfasında yer alan manşetinden başlamak ve iç sayfalara doğru bir deli nehir gibi akmak suretiyle, “Mahkeme ve Merkezi Cezaevi Ortak Haber Bülteni”ne dönüştü!
* * *
Birinci sayfadan başlayan suç haberleri ve fotoğrafları, iç sayfalara doğru akıp gittikçe; değil elde cep telefonlarının, youtuberların ve facebookların, evlerde doğru dürüst tek kanal televizyonların bile olmadığı o 60’lı – 70’li yıllarda en çok okunanlardan olan, geçmişin, fotoromanlarına benziyor!
Ve lâkin bugünkü gazetelerimizin sayfaları arasında yer alanlar kadar korku ve dehşet yüklü fotoromanlar, değildi hiç birisi…
Onlar; çalakalem yazılmış son derece naif ve küçücük aşk öyküleriyle örgülenen, bir tür fotoğraflar resmigeçidiydiler.
Bu günün cep telefonları ile boy, ölçüşemeselerdi de…
Elden ele dolaşacak, komşu kızdan komşu kıza takas edilecek kadar muhteşem bir paylaşımın, cep fotoromanıydılar…
“Killing” nüshalarında bile tutkulu bir aşkın, izleri vardı!
Ya şimdiki “Killing”ler; aşksız, ruhsuz, tutkusuz ve sevdasız…
* * *
Her yeni günde suça ve suçluya, bir değil, birden çok yenileri eklenmektedir ne yazık, şu küçücük ülkemizde…
Dedim ya…
Gazetelerimiz ‘gazete’ olmaktan çıktı, “Mahkeme ve Merkezi Cezaevi Ortak Haber Bülteni”ne dönüştü!
İşte bu, her geçen gün biraz daha çoğalan bültenleri gördükçe de aklım; polisti, yargıydı, savcı ve yargıçtı, teminattı, tutuklama ve kelepçeydi derken, cezaevlerimize takıldı!
Ya nedir Kıbrıslı Türkler olarak bizim, “Cezaevi Tarihimiz” – tarihçemiz?
Nereden başlayıp nerelere geldik, “Cezaevi” denilen, ol serüvenle?
Hadi bir, anımsayalım…
* * *
Özgür Ansiklopedi – Wikipedi; önce, ada coğrafyamızın geneli, sonra, kendi yönetsel özelliğimizde bize ait olanı, şu bilgilerle paylaşır:
* * *
“Kıbrıs’ta çağdaş anlamda ilk Merkezi Cezaevi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1850 yılında, Lefkoşa Surlar içinde Vali Konağı olarak kullanılan Lüzinyan Sarayı’nın alt katında hizmete açılmıştır.
İngiliz İdaresi döneminde ise Merkezi Cezaevi, BüyükHan’ın zemin katına aktarılır.
Rum Kesimi’nde kalan Merkezi Cezaevi ise 1895 yılında hizmete başlar.
İngiliz İdaresi ve Kıbrıs Cumhuriyeti dönemlerinde gerek Merkezi Cezaevi, gerekse Kaza Cezaevlerinde aynı çatı altında Rumlarla birlikte hizmet veren Türk Cezaevi personeli, 21 Aralık 1963 tarihinde başlayan Rum saldırıları sonucu Lefkoşa Türk Bölgesi’ne sığınmış ve İlk Kıbrıs Türk Cezaevi 8 Ekim 1968 günü Lefkoşa Polis Müdürlüğü’ne bağlı olarak, görev sunar.
Daha sonra yoğunluktan dolayı Merkezi Cezaevi’nin yapımına 1977 yılında başlanmış olup, 13 Aralık 1982 günü Merkezi Cezaevi’nin binası tamamlanıp, hizmete açılmıştır.
Zaman içerisinde eski Merkezi Cezaevi hem yapısal, hem işlevsel ve hem de bina olarak yeterli olmaktan çıkmış, yerine Yeni Merkezi Cezaevi T.C. Hükümeti’nin finanse etmesi ile Minareliköy’de Sanayi Bölgesi’nde 2017’de inşasına başlanmış ve 2020 yılında tamamlanmıştır.
Akabinde taşınma işlemleri gerçekleşerek 29 Ekim, 2022 tarihinde de resmen faaliyete girmiştir.”
* * *
Peki ya 19 Ekim 2022 günü açılan yeni cezaevinin, özellikleri neydi?
Türkiye Adalet Bakanlığı ile KKTC İçişleri Bakanlığı arasında 2016 yılında imzalanan protokol ile başkent Lefkoşa’ya bağlı Minareliköy bölgesinde inşa edilen cezaevi, 765 mahkûma hizmet verecek bir proje ile şekillenir.
Ve yine bu projeye göre; Türkiye’nin katkıları ile yapılan cezaevi 500 yetişkin erkek, 100 yetişkin kadın, 65 çocuk ve 100 kişilik açık cezaevi şeklinde inşa edilir.
Böylelikle yeni cezaevi; açılış gününün basın haberlerine göre, mahkûmların topluma kazandırılmaları yönündeki eğitimlerini daha verimli sürdürebilecekleri, kendilerini mesleki yönden geliştirebilecekleri atölyeler, sosyal ve eğitim maksatlı faaliyet alanları, spor alanları ve çağdaş güvenlik sistemleri ile donatılarak modern bir tasarıma ve sisteme sahip olur.
* * *
Merkezi cezaevinin kuruluş amaçlarına ve görevlerine gelince…
Elbette bunlar da yasalara, tüzüklere ve de kendi mevzuatlarına bağlı olarak, şöyle açıklanır:
Kuruluş Amacı:
1) Mahkeme emriyle cezaevine sevk edilen hükümlü ve tutukluları, muhafaza etmek.
2) Hükümlüleri eğitmek ve sanat sahibi yaparak topluma yeniden kazandırmak.
Görevleri:
1)Merkezi cezaevine sevk edilen hükümlü ve tutukluları muhafaza etmek.
2)Hükümlülerin boş zamanlarını değerlendirmek üzere iş ve çalışma olanağı yaratmak.
3)Hükümlülerin aile, arkadaş ve toplum ilişkilerini kolaylaştırmak ve geliştirmek.
4)Hükümlüler üzerinde kötü etki yapan olaylar ve olumsuz hareketleri önlemek.
5)Hükümlülerde kendine güven hissi ve kurallara uyum sağlayacak irade oluşturmak.
* * *
Merkezi cezaevimizle, şimdiki cezaevi müdürü, neredeyse yaşıt taş.
Bugün 56 yaşına varan cezaevimiz 1968, şimdiki müdürü ise 1970 doğumlu.
29 yıl önce, bugün müdürü olduğu cezaevine 4’üncü derece “Gardiyan Eri” olarak başlayan Sn. Fatih Erdoğan, kendini, şu bilgilerle tanıtır:
* * *
– “1970 yılında Trabzon ilinin Çaykara ilçesinde doğdum.1975 yılından itibaren KKTC’de ikâmet etmekteyim. Evli ve iki çocuk babasıyım.
2 Ocak 1995 tarihinde Merkezi Cezaevi’nde 4’üncü Derece Gardiyan Eri olarak göreve başladım.
2005 senesinde ilk terfimi alarak III. Derece Kıdemli Gardiyan rütbesinde ve 2011 senesinde ikinci terfimi alarak Cezaevi Amir Yardımcılığı görevinde bulundum.
2019 senesinde üçüncü terfimi alarak Cezaevi Amiri olarak görevime devam ettim.
2010 yılında fiilen Gardiyanlar Birliği Başkanlığı yaptım.
18 Mart 2022 tarihinde Merkezi Cezaevine Müdür olarak atanmam ile halen Cezaevi Müdürü olarak görevime devam etmekteyim.”
Cezaevinde görev yaptığım süreçte; Cezaevi Müdürü olma ve yeni cezaevine taşınma olmak üzere iki büyük hedefime imza atmış bulunmaktayım.
Yeni hedefler eşliğinde görevimi en iyi şekilde yerine getirmek için elimden gelen tüm gayret ile çalışmaktayım.”
* * *
Perşembe günkü köşe yazımızda, devam etmek üzere…





Yorumlar kapalı.