Annan Planı referandumu sonuçları çıktıktan sonra, Kıbrıslı Türklere ambargoların kaldırılacağına ilişkin verilen sözler yerine getirilmezken, ABD’nin, Kıbrıs Rum tarafına silah satış ambargosunu kaldırmasına hayret etmemek gerek. Çünkü ABD yönetimi, Rum-Yunan-Ermeni-Yahudi lobisinin kuludur, kölesidir. “Türkiye’ye F-35 savaş uçağı verilmesin” derler, verilmez. Üstelik de parası ile! Ama Yunanistan’a verilir. İki NATO üyesi ülkeye bakış açısı bu!
Rum hükümetinin, ABD’nin Güney Kıbrıs’a yönelik silah satışı ambargosunun tamamen kaldırılması kararını değerlendiren Rum lider Nikos Anastasiadis, büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Rum yetkililer de, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blnken’in konuya ilişkin açıklamalarından duydukları mutluluğu dile getirdiler.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, ABD’nin silah ambargosunu kaldırmasının talihsizlik ve bölgeye yönelik öngörüsüzlük olduğunu söyledi, bölge barışına zarar verecek ve çözümsüzlüğü kalıcı kılacak olan bu karardan bir an önce dönülmesi gerektiğini ifade etti. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da, kararın Kıbrıs’ta ve bölgede çok büyük gerginliklere yol açacağını belirtti, Rum yönetiminin silahlanma ve gerginlik yaratıcı faaliyetlerini daha da yoğunlaştıracağını, KKTC’nin buna seyirci kalmayacağını kaydetti.
Dışişleri Bakanlığı’nın da ifade ettiği gibi, Rum tarafı sürekli silahlanmakta, özellikle Fransa’dan saldırı helikopterleri sipariş etmekte, füze ve radar sistemleri ile askeri malzeme temini konusunda yoğun çaba harcamaktadır. Alınan silahlar savunma amaçlı olmayıp, saldırı amaçlıdır. Peki; saldırının hedefi kim veya kimler? Herhalde Moldovalılar ya da İtalyanlar değil! KKTC ve Türkiye… Ata yadigârı bu toprakları ‘Helen Adası’ yapma iddiasındalar ya, ABD de bu konuda kendilerine yardımcı oluyor, arkalarını sıvazlıyor, cesaretlendiriyor. Washington, bu adada iki taraf arasında eşit mesafe uygulamış olsaydı, haklıyı ve haksızı ayırabilmiş olsaydı, Kıbrıs meselesi çoktan halledilmiş olurdu.
Son zamanlarda Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı artan tahriklerinin, kışkırtmaların kaynağı ve dayanak noktası bilinmiyor mu? ABD üssü haline getirdiği Yunanistan’ı ha bre Türkiye’nin üzerine sürdüğünü NATO’dakiler bilmiyor mu? Zaten NATO dediğin Amerika için vardır. Ukrayna’nın başına gelenler tesadüf eseri mi? Altı ay öncesinden “Seni NATO’ya alacağız, sana kimse dokunamaz” diyerek ortamı hazırladılar ve Ukrayna’yı Rusya’nın önüne attılar. Bunu biz değil, Batılı kaynaklar ve uzmanlar dile getiriyor. Sonuçta olan, masum insanlara oldu ve olmaktadır da!
Ondan sonra da ‘demokrasi’ diyorlar, ‘uluslararası hukuk’, ‘hak-adalet’ diyorlar. Hepsi de palavra! Uluslararası hukuk olsaydı, Annan Planı referandumunun hemen ertesi günü, 25 Nisan 2004’te Kıbrıs Türk halkına, “Madem ki ‘evet’ dediniz, ambargolar ve izolasyonları kaldıracağız” şeklinde verilen sözler yerine getirilir ve Kıbrıs Türkü de insanlık dışı muamelelere maruz kalmazdı. Aynı durumda Rumlar olsaydı, BM ve AB bir yana, ABD de emin olun gereğini yerine getirmekte tereddüt etmezdi.
Siyaset bilimcileri ve uzmanlar, ABD’nin niyetlerini herhalde çok daha iyi bilmekte ve değerlendirmelerde bulunmaktadırlar. Bu arada Ermenistan’ın tahrikleri sonucu Azerbaycan’la sınır hattında meydana gelen çatışmalar ve hemen akabinde ABD Temsilciler Meclisi Başkanının Erivan’ı ziyareti ilginç değil midir?
Diyeceğimiz; Türkiye, ambargolara alışık bir ülkedir. Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra, ABD tarafından Türkiye’ye silah ambargosu uygulanmadı mıydı? Ecevit ve Erbakan’a “Siz ne hakla Kıbrıs’a müdahale ettiniz?” demediler miydi? Kırık-dökük silahlarla, çalışmayan, kasıtlı bozulan telsizlerle gerçekleştirilmişti Kıbrıs Barış Harekâtı. Türkiye çıkarmayı yaptı diye, o zaman da Rum-Yunan lobisinin şerrine uğradı ve silah ambargosu ile cezalandırıldı.
İyi ki öyle oldu. ‘Kötü komşu insanı ev sahibi yapar’ derler ya!
Sözün özü: Silah ambargosunun kaldırılması, bölge barışına katkı değil, fitili tutuşturmak anlamındadır. Ne Kıbrıs sorununa bir yararı olacak ne de bölgeye istikrar getirecek! Bu gerçekler bilindiği halde, henüz çözümlenmeyen bir sorunun muhataplarından birini, silah ambargosunu kaldırarak mükâfatlandırmak, diğer muhatabı da cezalandırmak anlamındadır. Zaten Kıbrıs Türk tarafı, onların nazarında oldum olası cezalı sandalyesindedir ki, bu durumda ‘ıslanmışın yağmurdan’ ne farkı olabilir?
***
Avgın, Mağusa’da; Dr. Rıza Tuncel de
Antalya’da son yolculuğa uğurlandılar
Merhum Selahaddin Avgın’ın kıymetli eşi, herkes tarafından sevilen iyi insan Hamiyet Avgın dün Gazimağusa’da son yolculuğuna uğurlandı. Tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Evlatları Mustafa-Birsen Avgın, Necati-İslim Avgın, Hasan, Nuran ve Nihat Avgın, Nazlı-Halit Marar, Leyla-Hasan Gören, torunları Yağmur, Mertcan, Berkcan, Miran, Mira, Selahaddin, Ahmet, Hamiyet, Devrim, Uygar ve Erdinç, “Acımız sonsuzdur. Her zaman kalbimizde yaşayacak. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.
Bu arada Nerime ve Ergin Tuncel’in oğlu, Gönül Tuncel Kaçmaz’ın ve Hasan Kaçmaz’ın kardeşi, Damla Mutlu’nun dayısı 6 Eylül 1971 Arabahmet Lefkoşa doğumlu, Doğu Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji dalında öğretim görevlisi Dr. Rıza Tuncel, önceki gün ablası ve annesinin yaşadığı Antalya’da toprağa verildi. Annesi Nerime Tuncel, ablası Gönül Tuncel Kaçmaz, eniştesi Hasan Kaçmaz, yeğeni Damla Mutlu, “Defin töreninde yurtdışından, KKTC’den, Türkiye’nin farklı şehirlerinden Antalya’ya gelerek, defin sırasında yanımızda bulunan ve acımızı paylaşan arkadaşlarına, öğrencilerine çok teşekkür ederiz. Işıklar, çiçekler içinde uyusun” ifadelerini kullandılar.





Yorumlar kapalı.