Kıbrıslı Türklerle, Kıbrıslı Rumların kendilerine göre kutladıkları milli günler vardır. Kıbrıslı Türkler, kendilerini Türk milletinin ayrılmaz bir parçası, Kıbrıslı Rumlar da, Yunan milletinin ayrılmaz bir parçası olarak görmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin milli günleri KKTC’de, Yunanistan’ın milli günleri de Güney Kıbrıs’ta öteden beri kutlanmaktadır.
Ada’yı Yunanistan’a ilhak etmek amacıyla 1 Nisan 1955’te kurulduğunda, burada henüz Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) veya benzeri herhangi bir örgüt yoktu. Türklere yönelik saldırılarını yoğunlaştırması üzerine, Kıbrıslı Türkler de toparlanıp, savunma önlemleri almak zorunda kalmışlardı ki, bu da gayet doğal bir haktı. EOKA’nın, ‘bağımsızlık mücadelesi’ diye yola çıkması, dış dünyaya karşı bir aldatmacaydı. Kendi ilkeleriyle de tersti. Çünkü 1 Nisan 1955’te Ada’nın her yanında patlatılan bombalarla birlikte dağıtılan broşürlerde amaç, net biçimde yazılmış, esas hedefin Yunanistan’la ilhak anlamına gelen ENOSİS olduğu vurgulanmıştı.
Özetle önce sömürge yönetimine karşı silaha sarılacaklar, işlerini hallettikten sonra da, ‘Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’ diye ENOSİS’i ilan edeceklerdi. Elbette Türkler buna karşı çıkacaklardı. Yunan bayrağı altında yaşamaktansa, adadaki varlıklarını sürdürebilmek için sonuna kadar mücadele edeceklerdi. EOKA’nın hesaplamalarına göre, İngilizlerin işini hallettikten sonra, Türkleri hizaya getirmek zor değildi. Çünkü o günün koşullarında EOKA, her türlü modern silahlarla donatılmıştı ki, benzeri silahlar Türklerde yoktu.
Böyle olmasına rağmen, Türkler de uyumuyordu. Zamanında ‘Bereketçilerin’ bin bir meşakkatle balıkçı tekneleriyle getirdiği silahlar, açılan çanaklardan çıkarıldı ve savunma amacıyla kullanıldı. Kısaca EOKA, ne bağımsızlık için mücadele etti, ne de masum bir örgüttü! Hal böyle iken, EOKA’ya başta Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis olmak üzere; İçişleri Bakanı Konstantinos Yoannu ve diğer Rum yetkililerin EOKA’ya övgüler düzmesi, EOKA ruhunun canlı tutularak, genç kuşaklara aktarılması çabalarının, iki halkın federasyon çatısı altında yaşamaya yönelik yükselttikleri seslerle tam bir çelişki arz ettiği bilinmelidir.
Nitekim Meclis Başkanı Zorlu Töre ile Başbakan Ünal Üstel, mesajlarında, 1950’li yıllardan bu güne dek sergilenen tutumun bugün de devam ettiğine işaret ettiler, “Bundan dolayıdır ki, iki taraf arasında bir çözüm ancak egemen eşitlik temelinde iki ayrı devlet anlayışıyla olabilir” ifadelerini kullandılar.
EOKA’nın kuruluşundan bu yana bunca yıl geçmesine rağmen, tek hedef ve amaç olan ENOSİS ruhunu canlı tutmak, genç nesillere evlerde, okullarda ve her yerde aşılamak Rum liderliğinin esas görevi ise, bu görevi üstlenenler, Kıbrıslı Türklere en küçük bir hak tanıyan bir anlaşmaya bile imza atma cesaretini gösteremezler. EOKA ruhu kendilerine bu izni vermez. Onun için ‘Biz görüşmelere hemen yarın hazırız” gibi aldatıcı, göz boyama niteliğindeki taktiklere karnımız toktur.
Tek yapılması gereken, ENOSİS ve EOKA ruhunu bir kenara bırakarak, Ada’daki gerçekler dikkate alınarak, şu anda Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ortaya koyduğu yeni vizyonla masaya oturup bir uzlaşmaya varılmasıdır. Ada gerçeği bunu emretmektedir.
***
Filiz Pekkaracan dün
Karaoğlanoğlu’nda defnedildi
Merhum Ersoy Mithat’ın eski eşi, Pekkaracan ailesinin sevgili varlığı, can anneleri, babaanneleri, herkes tarafından sevilip sayılan iyi insan Filiz Pekkaracan dün Karaoğlanoğlu’nda toprağa verildi. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurulurken, evlatları Mithat ve Emre Ersoy, gelini Pınar Ersoy, torunları Aren ve Narem, yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.
Öte yandan uzun yıllar Yalova Spor Kulübü’ne verdiği hizmetleriyle bilinen, çevresinde çok sevilen, iyi insan Hüseyin Şahin dün Yuvacık’ta defnedilirken, sevilen simalardan İsfendiyar Erdoğdu da dün Lefkoşa’da sonsuzluğa uğurlandı. Sevilen isimlerden Seval Güngör ise Gazimağusa’da toprağa verildi. Bir süreden beri yakalandığı kolon kanseriyle mücadele eden Uğur Efendi, Minareliköy’de defnedildi. Babasını da 2 yıl önce kanserden kaybetmişti. Vefatı köyde derin üzüntü yarattı.
Diğer yandan eski TMT Komutanlarından, Mehmetçik (Galatya) köyünün sevilen ve saygın isimlerinden, yardımsever iyi insan Mustafa Çelebi kendi köyünde defnedildi. Akrabaları ve sevenleri, nur içinde yatmasını dilediler.





Yorumlar kapalı.