Akay Cemal

Direniş ve üretim sembolü Yeşilırmak, askeri Batı’ya yürütmüştü





Yeşilırmak, varoluş mücadelesinin mihenk taşlarındandır. Barış Harekâtı’nın ikinci aşaması tamamlanır, sınır çizilirken, batı uçtaki bu şirin köyümüz ve yöresi dışta kalmıştı. Mücahitler, halk öfkeliydi, tepkiliydi. “11 yıl buralarda nöbet tutan, bölgeyi korurken, nasıl olur da Yeşilırmak sınırın dışında kalır” diye büyük bir tepki koymuşlardı. Mücahit komutanlarının ve halkın tepkileri dönemin Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a, oradan da Ankara’ya iletilmişti.

Yeşilırmak Sancağı en önemli sancaklardan biriydi. Erenköy gibi, Türkiye ile deniz yolu bağlantısı olan nadir köylerdendi.

Rum saldırıları sonucu toprağın %3’üne hapsedilen Kıbrıslı Türklerin o karanlık günlerinde Yeşilırmak direnci bir semboldü. Sonunda Yeşilırmak direndi, üretimden vazgeçmedi.

Türkiye’den silah sevkiyatı günlerinde TMT adına Meclis eski başkanlarından merhum Oğuz Ramadan Korhan, Lefkoşa’dan Yeşilırmak’a giderek görevi Sancaktardan devralır, gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra Lefkoşa’ya döner, Sancaktar da tekrar makamına otururdu.

Önemli bir Türk kantonuydu Yeşilırmak. Varoluş mücadelesi yıllarında toplum sorunlarının yarattığı stresi atlatmak kolay değildi. Toplum lideri Dr. Fazıl Küçük, eşi Süheyla hanımı ve çocuklarını alarak Yeşilırmak’a gider ve birkaç günlük tatilini orada deniz kenarında geçirirdi. Dr. Küçük bu vesileyle köy halkı ile de birlikte olur ve bundan huzur duyardı. Bir de fırsat buldukça Karpaz’da Kaleburnu köyüne gider, Yeşilırmak gibi orayı da çok severdi. Zaten o dönemde kaç Türk köyünün deniz kıyısı vardı ki?

Yeşilırmak ve Yedidalga köylülerinin “Bizi de Türk sınırları içine alın” sesleri en nihayet Ankara’da yankı bulmuş, Mehmetçik Lefke’den Yeşilırmak’a doğru yürümüş ve bölgenin özgürlüğe kavuşması sağlanmıştı.

Yeşilırmak Çilek Festivali nedeniyle filmi şöyle bir geriye sarmak istedim. Çünkü bilinmeyenlerin bilinmesi lazım. Geçmişte verilen mücadeleyi, karşılaşılan zorlukları bilmek gerek.

Yeşilırmak – Yedidalga Üreticiler Birliği tarafından düzenlenen 15. Geleneksel Yeşilırmak Çelik Festivali yöre halkının çalışkanlığı, üretime yoğun ilgisi konuşmacılar tarafından da dile getirildi. Başbakan ve UBP Genel Başkanı Ünal Üstel, ana muhalefet CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Lefke Belediye Başkanı Aziz Kaya, Yeşilırmak – Yedidalga Üreticiler Birliği Başkanı Prof. Dr. Cavit Atalar, bölge halkının çalışkanlığından söz ettiler.

Yeşilırmak köyünün üretimle var olduğunu ifade ettiler. Üstel, Yeşilırmak’ın milli mücadele yıllarında yine üreterek zorlukları aştığını söyledi, TMT’nin şahlandığı köylerden olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Cavit Atalar, festivalin tarihi önemine dikkat çekerek, bu tür festivallerin değerinin bilinmesi ve bu konularda daha çok çalışma yapılmasının önemini vurguladı.

Dünden bugüne bir ömrü sığdırmaya çalıştık. Batı uçtaki bu beldenin çalışkanlığı, toprağına bağlılık ve üretimi örnek teşkil etmektedir. Selam olsun.

 

***

 

Numansoy Çatalköy’de, Denizgil Lefkoşa’da toprağa verildiler

 

Tanınmış simalardan Ergün (Erdil) Numansoy’un dün Çatalköy’de defnedildiği, tüm dost akraba ve sevenlerine üzüntüyle duyuruldu. Sevgili eşi Sevilay hanım, evlatları Cemaliye – Ramadan Gürpınar, Mustafa – Ayşe Numansoy, Nibel Numansoy (merhume), torunları Sevilay – Serhat Erkanat, Ergün – Zehra Gürpınar, Tuğcan – Ayal Numansoy ve Aras Numansoy, torun çocukları Tanem, Parla Erkanat ve Karan Numansoy, yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek, derin üzüntü içinde olduklarını söylediler, nur içinde yatmasını mekanının cennet olmasını dilediler.

Bu arada Lefkoşa’nın tanınmış isimlerinden Altay Denizgil dün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı. Tüm dost akraba ve sevenlerine üzüntüyle duyuruldu. Sevgili eşi Selen hanım, oğlu ve gelini Hüseyin – Sahar Denizgil, kızı ve damadı Leman – Hüseyin Dağlı, torunu Lena Dağlı, yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ettiler, “Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekanı cennet olsun” dediler.

 

Direniş ve üretim sembolü Yeşilırmak, askeri Batı’ya yürütmüştü
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.