Ahmet Tolgay

UFÜ’de kozmopolit bir gün





“Her şeyden önce kalite… Bu ilkenin uygulanmasına titizlik gösterirsek yalnız üniversitelerimizin değil, her sektörün ve her yaşam alanımızın geliştirilmesine de dinamizm ve güvence sağlamış oluruz…” Israrla işte bunu vurgulayan bilim adamımızın yanındaydık bir kez daha…
   “KKTC’de üniversite olayı” denildi mi akla gelen ilk saygın isimlerden biri olan Prof. Dr. Abdullah Öztoprak’ın yıllardır hiç ihmal etmediği bir geleneği var… Belirli aralıklarla halk içinde, halkın düşünceleri ve meseleleriyle yoğrulan deneyim sahibi gazetecileri bulunduğu ortama davet ederek onlarla derinlikli sohbetler yapar… Klasikleştirdiği bu sohbetlerinde sadece çalışmalarına ve ortamına dair bilgiler vermekle ve sorularımızı yanıtlamakla yetinmez… Bizi yürütülmesinden sorumlu olduğu etkinlikler ve çalışmalarla yüzleştirir… Genele ve güncelere dair görüş teatilerinde de bulunur… Sorgulayıcı olmamız için bizi kışkırtır…
   Güzel olan şu ki, bu geleneğini, üniversite sektörümüzün sancak gemisine dönüşmesine büyük katkıda bulunduğu Doğu Akdeniz Üniversitesinin rektörlüğünü yürüttüğü dönemlerde de, şimdi kurucuları ve geliştiricileri arasında bulunduğu Uluslararası Final Üniversitesi rektörlüğü döneminde de hiç ihmal etmeden korumaktadır… İşte onun bu eksilmeyen duyarlılığı nedeniyle birkaç gün önce KIBRIS gazetesi köşe yazarları olarak ben ve kadim dostum Akay Cemal bir kez daha Uluslararası Final Üniversitesi’nin kampusundaydık… Gözlemimiz o ki, ilk ziyaretimizden bu yana bu eğitim kurumumuzda önemli atılımlar zinciri kendini duyumsatıyor… 7 fakültesinde 19 lisans programı, iki yüksek okulunda toplam 4 lisans programı, 2 adet de master programı uygulanan kampusun tadilatla geliştirilmesi ve yeni bir kampusun daha yine o bölgede temelinin atılması gündemde…
                                                               ***
   Çalışkan, yaratıcı ve üretken rektörün makamına alınmadan önce üniversitenin basın ve halkla ilişkiler sorumlusu Simge Özkan tarafından kampusun birimlerini dolaştırıldık… Çalışmalar, bölümler ve projeler hakkında bilgilendirildik… Tam da ders saatlerinin içindeydik… Sektörün en genç üniversitesindeki dinamizmi, düzeni ve disiplini birebir olayın içinde gözlemledik… Bu ön inceleme rektörle yapacağımız söyleşinin derinleşmesinde ve yönlenmesinde oldukça yararlı oldu… Donanımlı bir iletişimci olması nedeniyle meslektaşımız sayılan Simge Hanım’ın bu organizasyonuna teşekkürler…  40 ayrı ülkeden gelen kozmopolit öğrenci topluluğu arasında çok güzel bir tur yaparak gerçekten “uluslararası” kimliğe sahip bir bilim kampusunun zengin motifli kokusunu solukladık… Üniversite’deki öğrencilerin yarıya yakını yabancı ülkelerden…
   Mottosunu “Geleceğinizi Final’le belirleyin” şeklinde saptayan ve sayısı takriben 20’nin üstünde olacak ilk mezunlarını bu öğretim yılının sonunda vermeye hazırlanan bu en genç üniversitemizdeki gelişim gözle belirlenebilecek denli somut… Açılış tarihi 2016 olan üniversitenin şu andaki öğrenci sayısı 1400 dolayında… Diğer üniversitelerimize oranla bu küçük bir öğrenci nüfusu sayılabilir… Ama özenle seçilerek alınan öğrencilerin sayısının kısa sürede bir misli katlanmış olması ve bunun geleceğe dair verdiği umutlardır asıl önemli olan…
   “Öğrenci” kimliğiyle ülkede kaçak işgücü oluşturulmamasına azami duyarlılığı gösterdiklerini belirten Öztoprak, kayıtlarını yaparken amaçları sadece “ülkemizde okumak” olan öğrencileri seçtiklerini ve ilkelerinin yürütülebilmesi adına her an sıkı denetimde bulunduklarının altını çiziyor… “Tabii bütçesine katkıda bulunabilme adına geçici ve sınırlı işlerde çalışanlara da gerekli anlayışı gösteririz… Dar gelirli öğrenciler için bu anlayış her üniversite ülkesinde vardır” açıklamasını yapmayı da ihmal etmiyor… Rektör, üniversitenin mezunlarına bu ülkede başta turizm alanında istihdam güvencesi verdiklerini geçen defaki görüşmemizde açıklamıştı… Bu güvencelerine tabii ki hep sadıktırlar… 
                                                                              ***
   Kalite konusundaki ödün vermez görüşlerini açıklarken bunun uygulamasının ve denetiminin hem üniversitelerin içinden, hem de dışından gelmesinin koşul olduğuna parmak basan Prof. Dr. Öztoprak, “Gerek YÖDAK’a ve gerekse eğitimden sorumlu bakanlığa bu konuda büyük sorumluluk düşer… Çalışma ve denetimleri ve oluşumu hep tartışma konusu olan YÖDAK’a atanacak üyelerin bir kısmının da dışarıdan seçilmesi çok uygun olacaktır kanısındayım… Bu atamaların ille de KKTC vatandaşları arasından yapılması gerekmez… Vatandaşımız olmayan yabancı ve saygın bilim insanlarının tarafsız duruşlarıyla bu misyona büyük anlam ve etkinlik kazandıracakları kesindir” diyor…
   Söz buraya gelmişken görev süreleri azami 8 yıl olan 7 kişilik YÖDAK yönetiminin başkanının Cumhurbaşkanı tarafından, üç üyenin Cumhuriyet Meclisi tarafından, diğer üç üyenin de Üniversiteler Arası Kurul tarafından seçildiğini anımsatmalıyım… Bu tabloya bakıldığında YÖDAK’ın oluşturulmasında siyasetin, tutuculuğun ve popülizmin önemli rol oynayabileceği açıkça görülür… O nedenle deneyimli akademisyen yönetici Öztoprak’ın “YÖDAK’a dışarıdan da vatandaşımız olmayan tarafsız bilim adamları atanabilir” düşüncesi bana son derece gerçekçi ve anlamlı geliyor…
   Bu sohbetimiz sırasında ciddi sorumluluklar beklediğimiz YÖDAK konusunda daha başka çağrışımlar da tetikleniyor benim kafamda… Kaçınılmaz olarak… Bu kurumun binlerce öğrencisi, yüzlerce öğretim görevlisi ve bölümü olan üniversitelerde gerekli denetimleri ve çalışmaları yapabilmesi için yeterli kadrosu, kaynağı ve otoritesi var mı gibisinden… İşte bu bağlamda kafalarda oluşan sorulara olumlu yanıt verebilmek olanaksız…
   “Liyakat ve kalite, her alanda olduğu gibi üniversite yaşamında da tartışılmayacak kadar yaşamsaldır… Sorumluluk ehil ve profesyonel ellerde olmalı” söyleşimizin sonunda üzerinde mutabık kaldığımız görüş idi…

UFÜ’de kozmopolit bir gün
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.