Ahmet Tolgay

Ekranlarda yaşayan  “Yeşilçam” efsanesi





Türk sinemasında Yeşilçam dönemi kapanalı çok uzun zaman oldu, ama bu dönemin filmleri döne döne televizyon ekranlarına gelmekte ve bitmeyen bir keyifle izlenmekte… O filmleri sinema salonlarında heyecanla izleyen bir neslin çocukları ve torunları da, şimdi o filmlerin televizyon ekranlarına gelmesini iple çeker oldular aşırı bir bağımlılıkla…
İstanbul Beyoğlu’nda daracık bir arka sokaktır bu “Yeşilçam” dedikleri… Şimdilerde bir açık hava müzesi gibi… Beyoğlu’na yolu düşen sinema tutkunları, o sokaktan da geçmeyi, o yaşlı ve yorgun sokağın kokusunu derinden solumayı ihmal etmezler…
Nasıl ki, bir dönem gazeteciler İstanbul’un Bab-ı Ali’sinde toplanmıştı, sinemacılar da Yeşilçam’da toplanmıştı… Ve orada konuşlanan film yapımcıları binlerce sinema eseri ürettiler yıllar boyunca, çevrelerine çoğu yoksul emektarları toplayarak… Birçoğunun çeşitli nedenlerden, hatta yangınlardan dolayı tek karesi bile kalmadı o siyah – beyaz eserlerin… Ama, Yeşilçam sokağı dimdik ayaktadır her dem…  Yeşilçam efsanesini yaratanların hayaletleri o sokakta dolaşır gibidir mistik bir atmosferde bugün de!..
*
Evet, bugün 30 Temmuz ve Yeşilçam’a damgasını vurmuş en önemli kimliklerden Safa Önal’ın birinci ölüm yıl dönümü… 395 filmle “Dünyada senaryosu en çok filme çekilen senarist” namıyla, Türk sineması üzerinde dikkatleri toplayarak, “Guinness Rekorlar Kitabı”na girdi Safa Önal… Bazı filmlerin yönetmenliğini de yaptı… Yakışıklı adamdı, ama aktörlüğe hiç özenmedi… Yazmaktan oynamaya zaman bulamazdı zaten!..
17 Aralık 1931- 30 Temmuz 2023 tarihleri arasında yaşayan Önal’ın anıları “Ne Kadar Gamlı Bir Şafak Vakti” adlı, ilk baskısı 2017’de yapılan, “Profil Yayını” kitapta toplanmıştır… Sinema filmi fabrikası Yeşilçam’ı tarihi, tüm insan manzaraları, kronik duyguları, umut ve umutsuzlukları ve de ilginç olayları ile anlatması bu sürükleyici kitabın en ilginç yanıdır…
*
Safa Önal’ın birinci ölüm yıldönümü dolayısıyla işte bu kitaptan Yeşilçam olayına ışık tutan bir bölümü paylaşıyorum bugün, Önal’ın belleğinden: “Bela” diye, Yıldız Romanlar’dan çıkmış bir kitap okudum. Daha evvel çalıştığım Türkiye Yayınevi’nin bir romanı. Türkiye Yayınevi son derece güzel romanlar yayımlıyor, Vahdet Gültekin başkanlığında… Vahdet Bey müthişti. Hem de çok usta bir Türkçeci ve çevirmendi. Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun bütün tarih romanları, çocukluğumuzu ve gençliğimizi besleyen bütün o güzelim Türk romanları, orada yayımlanıyor…
‘Bela’yı okudum, sevdim. ‘Ben bunu senaryo olarak denerim’ dedim, oturdum, yazdım. Araya kimler girdi, bilmiyorum… Ama iyi-kötü adım vardı. Genç, hayatın içinde, sosyal ilişkiler yerli yerinde bir adamım. Sinema sayfaları falan da yapıyorum ‘Yelpaze’de, oradan sinema ile de içli dışlıyım, dostlarım var. Senaryo yazmışım, Ayhan Işık oynamış, Orhon Murat Arıburnu çekmiş, hemen ödül almış: ‘Kanlı Para’… Sonra ‘Lejyon Dönüşü’nü yazmışım. Sevgili arkadaşım Hasan Kazankaya’nın romanı… Onda da ünlü ve usta oyuncu Fikret Hakan oynamış… Demek ki ben artılar içindeyim. Kendi kendimi aldatmıyorum.
Ne yapabilirim? Ben yine yazı yazarım. Nerede yazarım? Sinemada yazarım. Mesela daha başlangıçta aldığım para birkaç aylık maaşımı aşmış gitmişti. Önce Türker İnanoğlu ile tanıştırdılar ve halâ devam eden o maraton başladı…
Türker’in şirketi, Yeşilçam Sokağı’nda, sarı badanalı eski bir handa, iki odalı ufak bir yazıhaneydi. Alt katta, film ithalatçısı, yabancı film getirip oynatan Hasan Tual, rahmetli. Çok iyi bir insandı.
Türker, 10-12 film yapmış ama o filmler beklenen rağbeti görememiş. Son bir film çekmiş, ‘İçimizden Biri’… Rahmetli Turan Seyfioğlu oynamış. Turan Seyfioğlu’nun da ölümüne yakın zamanı, ayakta zor duruyor. Beraberce seyretmiştik Türker’le. Bir film yapmak istediğini söyledi bana. Bekir Sıtkı Erdoğan’ın meşhur şiirinden yola çıkarak, ‘Hancı diye bir şey yapmak istiyorum, konum yok’ dedi… O zaman, ortalığı birbirine katıyor ‘Hancı’ şarkısı: ‘Gurbetten gelmişim yorgunum hancı…’
Sonradan böyle çok ünlenen şarkıların filmlerini yapmak, moda oldu.
Ben yıllar önce Şehzadebaşı’nda Milli Sinema’da ‘Stella Dallas’ı seyretmişim. O dönemin çok şöhretli oyuncusu Barbara Stanwyck baş rolde oynuyordu ve ağlamıştım o filmde, 13 yaşımın bütün duygusallığıyla…
Türker İnanoğlu, ince zayıf, kaytan bıyıklı, genç ve dost adamdı. Ben Stella Dallas’ı erkeğe çevirerek (o zaman büyük bir kadın oyuncu pek yoktu) hazırladım. Türker’in ve şirketinin dönemeci oldu o film. “Hancı” diye patladı. Ortalığı birbirine kattı. Adana’da falan kadınlar matinesine ek sandalyeler koydular, ek matineler yaptılar. Yılmaz Duru ve Aysel Tanju oynuyordu. Rahmetli Aysel Tanju mesela bir dansözdü normal hayatında, gece dans ediyordu. Bizim öykümüzde masum bir yatılı kız öğrenciyi oynadı. Seyirci kabul etti. Amerika’dan yeni dönmüş, Türkiye’de henüz kimselerin tanımadığı dansör Yılmaz Duru’yu oynattı, genç erkek olarak. Rahmetli Turgut Özatay’a da başrolü oynattı. Yani yanmış yıkılmış Stella Dallas’ın (Barbara Stanwyck) yerine Turgut’u oynattı. Kadro buydu…
Turgut bence mükemmel oynadı ve Türker, derin, duygulu, öykünün ve senaryonun ruhuna uygun, çok başarılı bir melodram yönetti. Bir de Gülistan Güzey oynadı, rahmetli… Kimleri ansak, ayağa kalkacağım neredeyse, ayakta anlatacağım. Bir mezarlıktan geçer gibiyim…
‘Hancı’, ortalığı yıktı, götürdü ve Türker’in şirketi ‘Erler Film’in ve benim virajımız oldu. Artık tutulamaz haldeydim, zaten ondan sonra ipler benim elimden çıktı. Şirketler üstüme geldiler ve ben hiçbir teklife ‘Hayır’ demedim… Yıl 1961…
Tünel’de, avlulu bir iş hanı vardı. Halâ önünden geçerken, olmayan şapkamı çıkarıp selamlarım orayı, o hanı ve avlusunu. Kapıdan girişte, ön avluda, halı onarımcıları, tamircileri falan vardır, işte orada bir de ‘Yerli Film’ vardı, Atıf Yılmaz – Orhan Günşiray ortaklığı… Orada kendimi bir akşamüstü Atıf Yılmaz’a senaryomu okurken buldum. Okuyorum yüksek sesle, hiç kesmeden dinliyor. Bittiği zaman, kelimesi kelimesine ‘Şapkamı çıkartırım, aklınıza sağlık’ dedi bana.
İşte bu, benim sinemaya bu defa kesin gelişim ve bir daha bırakmamam demekti…”

Ekranlarda yaşayan  “Yeşilçam” efsanesi
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.