5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde düşüncelerimi işte bu başlık altında sunmak zorundayım… Evet, gerçekten savaşamıyoruz gittikçe büyümekte ve ürkütmekte olan çevre sorunlarımızla…
Çevre sorunlarımızın önlenemeyen yükselişi attık o boyutlara gelmiş ki, ülke ve halk olarak hem ciddi fiziki ve ruhsal hastalıkların tehdidindeyiz ve hem de aşikâr bir itibar sarsıntısıyla karşı karşıyayız…
Çevreye karşı bu kadar genel bir duyarsızlık, hem de bu çağda olamaz… Bu utanç maalesef bize ait… Halkımıza “pislik saçan halk”, ülkemize ise “baştan başa vahşice kirletilmiş bir belde” gözüyle bakılması hiç mi onurumuza dokunmaz?.. Bizi hiç mi üzmez ve tedirgin etmez?..
***
Ben unutmadım ve anımsatmalıyım: Çevre sorunlarımızla mücadelede çaresizlikler içinde bocalarken bir ara Turizm ve Çevre Bakanlığı tarafından hazırlanan “Çevre Gönüllü Kartları”nın dağıtımı yapılmıştı…
Bu kartlarla yetkilendirilen gönüllüler gördükleri çevre sorunlarını anında Çevre Koruma Dairesi’ne bildireceklerdi güya…
Gerçi görünüşte güzel bir hamleydi bu… Ama aslında çevre sorunlarına karşı duyarlı olmak ve karşılaşılan çevre sorunlarını anında ilgili daireye bildirmek, kartla yetkilendirilmesine gerek olmayan yurtsever ve uygar bir karakter halidir. Çevreye duyarlı herkes zaten karşılaştığı üzücü çevresel sorunları ilgili daireye yansıtacak bir sorumluluk içindedir.
Ne var ki, personel ve donanım yetersizliğinden ve hatta yasal boşluklarından dolayı Çevre Koruma Dairesi’nin yansıtılan sorunlarla yeteri kadar ilgilenebildiği söylenemez.
“Çevre Gönüllü Kartları” dağıtılırken bu kart sahiplerinin sürekli muhatap olacağı o dairenin de daha dinamik ve daha etkin bir duruma getirilmesi ve de çevre tahribatçılarına karşı caydırıcı cezaların yasallaştırılması bekleniyordu, ama olmadı maalesef…
Bu iş etkin yasaların eşliğinde başarılabilseydi, şikâyetlerin ve ihbarların gerekleri anında yerine getirilebilecek, çevre gönüllülerimizin sayısı daha bir artacak ve çalışmaları motive edilmiş olacaktı… Ama bu da olmadı işte…
“Çevre Gönüllü Kartları”nın serüveni de “Trafik Gönüllü Kartları”nın akıbetine uğradı kısa sürede… Ben unutmadım ve yine anımsatıyorum: Yıllar önce trafik kazalarını asgariye indirebilme adına bir üniversitemizde düzenlenen kurslarda eğitilen gönüllülerimiz kartlarla donatılıp yetkilendirilmişlerdi. Ama kısa süre sonra “resmi görevlilerin ve polisin işine müdahale edileceği” gerekçesiyle o eğitilmiş gönüllüler ordusu dağıtılmış, kartları da geri alınmıştı…
***
Çevre sorunlarına karşı duyarlılık en önemli yurttaşlık görevlerimizden biridir. Çevreyi kirletenlerin ve mahvedenlerin yurtseverlikle ilgisi olamaz…
Duyarsızların kirletmekte olduğu kentsel ve kırsal alanları temizlemek için bir zamanların anısı “Let’s Do It” gibi bir kampanyayla binlerce kişi yeniden ülkenin her yanında araziye mi çıkmalı?.. Onların emeklerine, güzelliklerine, yurtseverliklerine ve iyi niyetlerine de yazık değil mi?..
Birileri çıkıp tekrar organize etse, elbette ki binlerce insanımız çevre temizliğine karşı duyarlılığını mutlaka gösterecektir o çevre magandalarına karşı… Binlerce yurtseverimiz ülkelerinin temizliği adına yine kollarını sıvayacaktır.
Ama bu organizasyonlar ne kadar sürecek ülkede çevre kültürü kökleşmedikçe? Duyarlılar temizleyecek, duyarsızlar da hemen arkasından kirletecektir…
***
İşte bu acı gerçek karşısında, devlete düşen görevler vardır. Devletin yetkili organları artık etkin biçimde devreye girmeli.
Hele de çevreden sorumlu bakanlık… Hele de belediyeler…
Caydırıcı cezalarla ve teşhir de ederek magandaları hizaya getirme erki ve yetkisi onlardadır… Medyamız da yanlarında…
***
Ülkeyi göz göre göre kirletmekte olanlara yasaların öngördüğü cezalar hiç hoşgörüsüz uygulanmazsa, bu işin üstesinden gelemeyeceğimiz kesindir.
Diğer ülkelerin çöplerden arınmış temiz durumlarına bakıp hayıflanır ve oralara gıpta ederken, o sonuçların o ülkelerde uygulanan yaptırımlarla sağlanabildiğini de hiç unutmayalım… Ülkelerini kirletenlere karşı en caydırıcı cezalar uygulandı ve sonuç olarak çevre temizliğine özen, bir genel kültür olarak yaşama yerleşti…
Gıpta ettiğimiz ülkelerde halk çevre temizliği konusunda önce bilinçlendirildi, sonra uyarıldı ve arkasından da ciddi ve caydırıcı yaptırımlarla yüzleştirildi…
***
Anlaşılan odur ki, bu evreleri kendi ülkemizde bizim de geçirmemiz gerekir artık…
Tabii ki o evrelerin bilinçlendirme ve uyarı süreçleri yeterince tamamlandı. Artık o evrelerin yaptırımlar ve eylemler bölümüne geçmek gerekir…
Her kirleten, çöpünü sağa sola atan herkes bunun bedelini ödesin bakalım ülke baştan başa temizlenir mi, yoksa temizlenmez mi!..





Yorumlar kapalı.