7 Aralık Perşembe gün yayımlanan “Barbaro Burcu’ndaki Mucize” başlıklı yazım üzerine Bayrak Radyo ve Televizyonu’nun kurucu mühendislerinden Ali Ziya Dinçer’in tarafıma aktardığı bilgiler Barbaro Burcu’nda oluşturulmakta olan mükemmel müzenin tarihsel önemini vurgulayan bir başka aydınlatmadır… 1963 Kanlı Noel’inden 60 yıl sonra önemli açıklamalar…
Dinçer’e teşekkürlerimle birlikte aktardığı bilgileri arşivlerimize geçmesi adına buradan sunuyorum:
“Ahmet Bey, burada yansıtmış olduğunuz Mücahitler Sitesinin bir müze haline getirilmesinden çok mutluluk duydum… Müteşebbisleri kutlarım… Müzeyi henüz gezmedim… Ama, Bayrak Radyo vericileri önce bu hisar üstünde etrafı kum torbalarıyla çevrili bir mekânda kurulmuştu.. Daha sonra, yer altında küçük bir haber stüdyosu ile verici salonu yapılarak yayınlar sürdürüldü… Taa ki Site inşaatı tamamlanana kadar. Hatta inşaat tamamlanmadan, vericilerimizi önce inşa edilen beton bodrum katına aktarmıştık… Bir İngiliz muhabere telsiz cihazı T1509 tipi ilk vericimiz oluyordu… Aynı zamanda, Lefkoşa’da Kuruçeşme mahallesinde, Atailer’e ait bir metruk evde yapılan ve oradan bir süre kısa dalgadan yayın yapan kendi imalimiz bir verici de vardı… O da bilahare Site’nin altına taşınmıştı… Orta ve kısa dalga yayınları Türkçe, İngilizce ve Rumca olarak üç dilden buradan yapılıyordu…
Stüdyolarımız ise, Lefkoşa merkezi posta binaları içerisinde bulunuyordu.. Posta dairesinin altındaki geniş bodrum ise, her türlü imalâtların yapıldığı mekândı… Örneğin, yerli imalâtlarımız arasında Bayrak İmal’in (kısaltılmış ismi BİMAL) değişik güçlerde ürettiği muhabere telsizleri vardı… Misal, 10 W, 50 W, 100 W gibi… Radyo verici üniteleri ve güçlü transformatörler de sarılıyordu burada… Bu nedenle, BRT ambarlarına, Yeni İskele’deki vericiler tesisinden taşınan bu kendi imalat vericilerimizin de Site’de eski yerlerine getirilip teşhir edilmelerinin önemini belirtmek isterim…
Yeni İskele vericiler tesisinden bizzat ben ve BRT Müdürlüğünden görevlendirilen bir arkadaşımızla, üç adet orta ve kısa dalga vericinin BRT Müzesi’ne konulmaları için çalışma yapmıştık… 1960’lı yıllarda yaptığımız bu üç adet yerli imal vericiler, siteye aktarılmış, ancak müzede yer alması gerekirken, BRT ambarlarına atıl vaziyette bırakılmıştır.. Bunların BRT müzesine konulmadığını görüyoruz… Ricam, kendi yapımımız olan tarihi radyo vericilerinin bir an evvel, ya BRT müzesine veya eski bulundukları Mücahitler Sitesi’nin bodrum katındaki orijinal yerlerinde teşhir edilmeleridir… Kendi eserimiz olan bu cihazların ambarlarda çürümesinin önüne geçilmesi gerektiği kanısındayım…
1974 Barış Harekâtı esnasında, Mücahitler Sitesi’nin alt kısımlarında, Bayraktarlığın bir harekât komuta merkezi bulunuyordu.. Bayrak Radyosunun hisar altında, eski bir jeneratörü bulunuyordu.. Bayrak Radyosu verici tesisimiz o zaman Ortaköy’deki Yıldırım Bölüğü arkasındaki bir araziye taşınmıştı… Savaşın başlamasıyla, bizzat ben Mücahitler Sitesi’ne giderek bu eski ve radyatörü su kaçıran jeneratörü çalıştırmış ve Bayraktarlık komuta merkezine enerji sağlamıştım… Ancak, tek ve eski olan bu jeneratörü süresiz çalıştırmak mümkün değildi… Çünkü radyatörü su kaçırıyordu… Komutana, jeneratörü dinlendirmemiz ve su ilavesi yapmamız gerektiğini söylediğimde, aldığım cevap, ‘hayır’dı… Jeneratörün sürekli çalıştırılması gerektiğini, çünkü durumun çok kritik olduğunu söylemişti bana… O zaman, ben de merhum Sütlüceli baş teknisyenim Erol Güler’e talimat vererek, jeneratörün radyatör kapağının açık tutulmasını ve oraya çekilen bir su hortumuyla sürekli takviye yapılmasını sağlamıştım… Bayraktarlık komuta merkezine kesintisiz elektrik sağlayabilmemizin öyküsü bu…
Bayraktar Yardımcısı Kemal Şaşmazer ve kriptocusu adaşım Ziya Bey harekâtı Bayraktar’la birlikte yönetiyorlardı… Kemal Bey’le iki yıl önce Anamur’daki Kıbrıs’ın Sesi radyosunun komutanı iken Anamur ziyaretimde tanışmıştım…
Ne yazık ki, harekât esnasında Kemal ve Ziya beyler Rumlara esir düşmüşler ve ağır işkence görmüşlerdi… BM aracılığıyla iade edilmişlerdi… Bir gün Kemal Bey Ortaköy vericiler tesisine yaptığı bir ziyarette bana esirliğini anlattı… ‘Ben eğitilmiş bir asker olarak işkence ve korkuya alışıktım, ancak kriptocu arkadaşım Ziya Bey, sedye üzerinde geri getirilmişti’ demişti bana…
Bir de, bana bir soru sormuştu… Bayrak Radyosu ile Anamur Radyosu’nun en önemli görevlerinin ne olduğuna dair…
Ben de haliyle hem halkımıza ve de düşmana gerekli yayınları yapmakta olduğumuzu söyleyince, ‘doğru ancak en önemlisi ne idi biliyor musun?’ diyerek şu açıklamada bulunmuştu: ‘Türk savaş jetlerimiz Türkiye’nin muhtelif hava üslerinden kalkarak, önce Anamur radyosunun frekansına kilitlenir, sonra Ortaköy’deki Bayrak Radyosu verici frekanslarını kullanarak bir köprü oluştururlardı… Ortaköy üzerine gelince yerden alınan koordinatlarla sortiler yapar ve aynı güzergâhta geri dönerlerdi…”
Ahmet Tolgay
Diğer Yazıları
Köşe Yazarı





Yorumlar kapalı.