Yrd.Doç.Dr.Ahmet Maslakcı

Vatan sevgisi





Sizlerden bir süre ayrı kalmak zorunda kaldığım için öncelikle özür dilerim. Her gün bir konu yazan, gündemi takip eden, buna göre kendini güncelleyen gazetecilere ve tüm üstatlara da en derin saygı ve hayranlıklarımı iletmek isterim.

İnsanın kendini sürekli yenilemesi, üretmesi gerçekten çok zor bir iş. Kendimi gazeteci olarak değil daha çok okuma ve araştırma tutkusu olan birisi olarak tanımlamayı tercih ederim. Bu nedenledir ki yazılarım bir gazete köşe yazısının çizgisinin dışında. Bu macerada beni cesaretlendiren tüm KIBRIS Gazetesi çalışanları ve Nur Hanım’ın bana olan katkısı ve desteğini de gözardı edemem elbette. Siz değerli okurlarımın da her türlü eleştirisi de, benim yazmaya devam etmemdeki en önemli motivasyon şüphesiz.

Kiminiz yazılarımı derin ve felsefi yönünden dolayı, kimileriniz de her olayın aslında tarihsel bir süreci olduğunu gördüğü için beğendiğinin farkındayım. Ne gariptir ki bende bu yönümü sizinle tanıma fırsatı buluyorum onun içinde bir teşekkür de benden size.

Her cuma köşe yazımı okuma inceliğini gösteren Haluk Bey gene yazılarımın derinliğine vurgu yapacak olsa da bugün gene derin bir konuya değinmek istedim; “Vatan Sevgisi”.

Konuyu Atatürk’ün “Söz konusu vatan ise, gerisi teferruattır” sözü ile bitirmek kolaya kaçmak olur. Yüce Önder, her konuyu en ince ayrıntısına kadar hesaplamış, mücadelenin sadece savaşlardan ibaret olmadığını, siyaset ve diplomasinin inceliklerini bize Kurtuluş Savaşı’nın her aşamasında göstermiştir ülkemizde ise bugünlerde bir vatanseverlik yarışı var. Ancak vatanseverliğin nasıl ifade edilmesi gerektiği konusunda benim gördüğüm ciddi fikir ayrılıkları var. Bazıları vatanseverliğin asgari bir gereklilik olarak toprak kanunlarına uymayı içerdiğini ve en yüksek biçiminin kişinin kendi ülkesi için hayatını riske atmak olduğunu iddia ederken, diğerleri sivil itaatsizliğin gerçek bir vatansever eylem biçimi olabileceğini iddia ediyor.

UBP ve CTP’ciler kimin daha çok vatansever olduğunu tartışıyor ve mevcut durumun muhalifleri ise, birçok farklı sloganları içeren yazılı pankartlar taşıyor. Aslında klasik anlamda vatanseverliğin bir çıkmaz sokak olduğunu ve tüm ulusları ölümcül bir hakimiyet savaşında karşı karşıya getirdiğini görürüz. Dediğim gibi konu derin ve tehlikeli sınırları var. Ama gerçek vatanseverlik insanların ailelerini, arkadaşlarını ve komşularını sevdiği ve tüm insanlara saygı duyduğu ve bu değerler için mücadele etmesi değil midir? Ben bu koşullarda vatansever olmaktan gurur duyuyorum. Oy vermek, vergi ödemek, yasalara uymak ve iyi bir vatandaş olarak sorumluluklarımı yerine getirmeye devam etmek vatanını sevmek anlamına gelmez mi? Bu vatan sevgisi herhangi bir ideoloji veya siyasi grubun tekelinde, bayrak, din, cinsiyet, uyruk ile ilgili olabilir mi? Toplumun güvenliği için gece gündüz çalışan bir güvenlik görevlisi ile çocuklarımıza dürüstlüğü, insan olmanın erdemlerini öğreten bir öğretmenimizin, vergisini düzgün ödeyen, çalışanın hakkını veren bir patronun vatan sevgisini bayrakla, uyrukla karşılaştırmak doğru mudur? Bu vatan hepimizin.

Biz onun sevgisini hak etmek istiyorsak önce kendimizi düzeltmekle, iyi insan olmakla işe başlamalıyız. Yeniden dürüstlüğe, doğruya insana olan sevgimize dönmeli ve bu değerler etrafında birleşebilmeliyiz. Vatan sevgisi, ayıran değil, birleştiren bir duygudur. Yüreğinde vatan sevgisi duymak, kişinin ulusunu sevmesidir. Çünkü insansız toprak, vatan değildir. Vatan sevgisi belirli günlerde, anma etkinliklerinde, törenlerde ya da sadece duygularda yaşanacak bir heyecan değildir.

Vatanı sevmek namuslu, dürüst, ahlaklı, sorumlu yurttaşlar olarak mücadele etmek, sorumluluk almak, üretmektir, çalışmaktır, gerçekleştirmektir, başarmaktır. Bunlar lafla, bayrak, din, topak edebiyatı ile olacak şeyler değildir. Gene sözümüzü Atatürk’ün sözü ile bitirelim. Ne demiş Atatürk: “Vatan sevgisi ona hizmetle ölçülür”.
 

Vatan sevgisi
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.